Alimin tövbesi böyle oluyormuş…

İmam Eş’ari, Mutezile sofrasından gıdalandığı ve onların düşünce ürünleriyle yetiştiği halde, kendinden fikri bakımdan Mu’tezililerde bir uzaklık hissetti. Giderek fakihlerin ve muhaddislerin görüşlerine meyletmeye başladı.

Mu’tezileyle arasında bir uzaklık olduğunu hisseden Es’ari, bu nedenle, bir süre evine kapandı. Bu süre zarfında, iki grubun delillerini karşılaştırdı. Bu karşılaştırma sonucunda kendisinde “bir görüş” ağır bastı. Bunun üzerine, evinden dışarı çıktı ve insanları kendisiyle bir araya gelmeye çağırdı. Bir Cuma günü, Basra’daki büyük caminin minberine çıkarak şunları söyledi:

“Ey insanlar! Beni tanıyan tanır. Beni tanımayana ise, kendimi şimdi tanıtacağım. Ben, falan oğlu filanım. Kur’an’ın mahlûk olduğunu, Allah Teâlâ’nın (âhirete) gözle görülemeyeceğini ve kötü fiillerin benim tarafından yaratılarak) islendiğini söylerdim. Şimdi ise, döndüm ve tevbe ettim. Mu’tezile’ye karşı çıkmaya ve onların rezilliklerini ortaya koymaya karar verdim. Ey insanlar topluluğu! Ben, bir süre ortadan kaybolmuştum. Çünkü ben, düşünüyor ve delilleri inceliyordum. Bir süre, bu deliller kanımca birbirine denk geldi, birini diğerine tercih edemedim. Bunun üzerine, Allah’tan bana doğruyu göstermesini diledim. Allah da beni şu sayfalara yazdığım itikada yöneltti. Daha önce inandığım her şeyden, şu elbiseden sıyrıldığım gibi sıyrılıyorum.” (O sırada üzerinde bulunan bir elbiseyi çıkardı. Sonra da fakih ve muhaddislerden oluşan cemaat -Ehl-i Sünnet-‘in metoduna göre yazdığı risaleleri insanlara dağıttı.)

Kaynak: Muhammed Ebu Zehra, Mezhepler Tarihi, Tercüme; Sıbğatullah Kaya, s.171

İrfanDunyamiz.com

Hakkımda irfandunyamiz

Şunlara Gözat

Behlül Dânâ bir gün fırınları denetler

Behlül Dânâ bir gün Harun Reşid’den bir vazife ister. Harun Reşid de ona çarşı pazar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir