Anılar Geçidi

Alim, fazıl kişilerin, kalem erbabının erdemlere ve faziletlere dair anıları, Anılarla Değerler Eğitimi bağlamında bu bölümde ele alınmaktadır.

Ali Ulvi Kurucu’dan tatlı bir Ramazan hatırası

1947 yılı bir Ramazan günü idi. Hiç unutmam Ağustos ayındaydık. Öğle namazında Harem-i Şerif’ten geldim. Soyundum; su dökünüp istirahat edeceğim. Annem seslendi: “- Oğlum, komşu bakkaldan pirinç alıver. Akşama pilav yapacağım. Namazdan önce sana söylemeyi unutmuşum. Hadi git de pirinç getir… ”Sesimi çıkarmadım, ama çok sıkıldım. İçimden söylendim: ”- Be …

Devamı

Hasan Kamil Yılmaz Hocamızdan bir hatıra

2000’li yıllarda, Bursa’da sanırım tasavvufla ilgili bir sempozyum (muhtemelen Üftâde sempozyumu) sonrasında akademisyen hocalar ve arkadaşlarla beraber çarşı gibi bir yerde dolaşıyorduk. Yaşlıca bir kadın Hasan Kamil Yılmaz Bey Hocama yaklaşıp: “Oğlum! Sen ne iş yaparsın?” diye sordu. Kamil Bey: “Öğretmenim” dedi. Kadın: “İyi, maşallah” deyip gitti. Aslında Kamil Bey …

Devamı

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’ndan bir hatıra

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu vefat ettiğinde herkes çok üzülmüştü. Onun bu kadar sevilmesinin arkasında ne vardı, bunu anlamak lazım. Bir gün rahmetlinin odasına gittim: – Ben bir sanat gecesi yapacağım, istiyorum ki bu gecedeki onur konuğum siz olun. Bana bir tarih verin ben de ona göre bu tarihte programı organize edeyim, …

Devamı

Gönüllerdesin Efendi Hazretleri

Cenab-ı Allah'ın huzurunda kulluğumuzun dışında herhangi bir rütbemiz bulunmamaktadır. Hiç kimsenin son nefese kadar, imanlı gidip gitmeme konusunda bir garantisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla acziyetten başka sermayesi olmayan insanların, kendilerini büyük görmeleri, kibir ve enaniyet ile hareket etmeleri yakışık almaz. İnsan acziyetinin farkına vardıkça değer kazanır, tevazudan uzaklaştıkça da değer kaybeder. İnsanın kendini yüksekte görmesi, diğer insanları alçakta görmesi, onun insan olmanın erdemlerine kavuşamadığını gösterir. Çünkü tevazu kulluğun gereği, kibir ise şeytanın vasfıdır. Bütün alim, arif ve faziletli kişilere, Allah dostlarına, velilere baktığımızda her birisinin büyük bir tevazu ile hareket ettiklerini görüyoruz. Nitekim bu hatırada da ifade edildiği gibi Mahmud Efendi Hazretleri de acziyetinin bilincinde hareket ederek talebelerine güzel bir tevazu dersi vermiştir.

Devamı

Vapurlarda “El Fatiha” anonsu yapılırmış…

Her şeyin bir adabı vardır. Bir şehre gitmiş isek, o şehrin manevi mimarlarının kabirlerine Fatiha okumayı ihmal etmemeliyiz. Bu bizim derin geleneğimizdir. Büyüklerimizden öğrendiğimiz bu güzel geleneği unutmayalım ve yaygınlaştırmaya çalışalım. Yerin altındakilere hürmet etmeyenler, üstündekilere de hürmet etmezler. Zira bizler Yahya Kemal'in de dediği gibi; "Yerin altındakilerle beraber yaşarız.

Devamı

Ah be evladım, o senin pırlanta kalbindir

Neyzen Tevfik Allah'ın bir garip kuludur. Bizim Mehmet Akif'imizin onu çok sevdiğini biliyoruz. Mert, dobra bir insandır, kimseye minnet etmez. Onun bu güzel hatırası bizlere çok şey katıyor. "Yardım ediyorsan da güzel etmelisin" düşüncesini öğretiyor. Bir de zarafeti ve inceliği tabi ki... Bir insanın hakikaten de pırlanta gibi bir kalbi olmalı ki, bu hatıradaki genç gibi ince düşünmeyi başarabilsin. İnce düşünmek demişken, sahi ince düşünenlerimiz ne kadar da azaldı, öyle değil mi? Biz bu güzel faziletleri yaymak için yayındayız. İrfanDunyamiz'daki diğer yazıları da okumanızı tavsiye ederim, çünkü bu site de kötü yazı yok.

Devamı

Emin Saraç Hoca’nın ağlatan anısı…

Emin Saraç Hocaefendi’yi Tokat’ın Erbaa ilçesindeki köyünde ziyarete gitmiştim. Kendisi ile orada bir müddet sohbet ettik. Hocaefendi’nin babası da dedesi de Osmanlı meşayihinden, ulemasından olan kimseler… Bana onların ders yaptıkları yerleri gösterdi. Ziyaretimiz bittikten sonra ayrılacağımız vakit, arabamızın köyden ayrılacağı yer olan Şose’ye kadar bizi uğurladı. Bize o esnada kendisinin bu …

Devamı

Bediüzzaman ve bardağın dibinde kalan çay

Bediüzzaman hazretleri çayı çok severdi. Günde birkaç defa talebelerine çay demletir ve hep beraber içerlerdi. Bardağına da birkaç damla limon damlatırdı. Barla’da kaldığı günlerde, Eğirdir Dağ Komando Talimgahında binbaşı olan talebesi Hulûsi Bey onu ziyarete gelmişti. Hulûsi Bey çok değer verdiği bir talebesiydi. Onunla yaptığı mektuplaşmaların neticesinde pek çok risale …

Devamı

Pirinç taneleri

Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı’nın Afrika sorumlularından dertli mi dertli, şevkli mi şevkli, güzel mi güzel bir abimizin bir söyleşisini dinliyordum. Mekanı ve zamanı çok da önemli değil. Afrika köylerindeki gündelik hayatı, oralardaki yaşantıları o kadar tatlı bir üslupla anlatıyordu ki adeta bizi alıp Afrika’ya götürüyor, bir müddet oralarda gezdirip sonra …

Devamı

Sami Efendi nikahta altın yüzüğü görünce…

Mahmud Sâmi Ramazanoğlu hazretleri 1953 senesinde İstanbul’a geldiklerinde Tahtakale semtinde bir dostu, kendi müessesesinde muhasebe defteri tutmasını ricâ edince Sâmi Efendi önce bu iş yerinin defterlerini inceleyip alış verişin fâizsiz ve helal yoldan yapılıp yapılmadığını araştırmış, gereken ikazları yaptıktan sonra bu vazifeyi kabul etmiştir. Şöyle dediği nakledilir: “İstikâmet, farz-ı dâimdir. …

Devamı