Tembellikten nasıl kurtuluruz?

Tembellik: Bir iş yapabilecekken bundan çekinme, bir uğraş için gayret etmeme ve eyleme geçmeme durumudur. Genellikle yapılması gerekeni yapmayan kişiye tembel denir. Gönülsüzlük, isteksizlik, uyuşukluk, aylaklık, avarelik, kaytarıcılık ile yakın anlamda da kullanılır.

Tembel insan içinde bulunduğu vakti zayi etmiş boşa geçirmiş olur. Peygamber Efendimiz dualarında tembellikten Allah’a sığınmıştır. Eğer tembellik bu kadar kötü bir şey olmasaydı Rasulullah sallellahu aleyhi ve sellem Efendimiz bundan Allah azze ve celle’ye sığınır mıydı?

Bakınız onun bir duası şöyledir: “Allah’ım, kederden ve üzüntüden, acizlikten ve tembellikten, korkaklıktan ve cimrilikten, borcun galebe çalmasından ve insanların (alacaklarının) kahrından sana sığınırım.” (Buhari, De’avat 39; Ebu Davud, Salât, 367)

Tembellik afettir

Bir kişi tembel ise o kişinin başına gelecek bir afeti beklemesine gerek yoktur. Çünkü tembelliğin bizzat kendisi bir afettir. Ebû Hanife öğrencisi İmam Yusuf’a şöyle demiştir: “Sen ilk zamanlar fazla zeki değildin, derse devamlılığın seni öne çıkardı ve bu durumdan kurtuldun. Tembellikten sakın çünkü o çok büyük bir afettir.” (Ta’limü’l Müteallim s. 47)

Tembellik sonrasında hep pişmanlık getirir. Günler haftalar birbiri ardınca hızla geçer ve yıllar sonra tembellik sebebiyle başarısız olduğu her konuda kişi pişmanlık duyar. Tembellik geçici bir keyif/haz verir ama bu kalıcı değildir.

Kişi sorumluluklarından kurtulmak için kendini uykuya, internete, oyuna verebilir. Yapılması gereken ise problemlerle yüzleşmek ve adım adım strateji geliştirmektir.

Yanlış tevekkül

Bazı kimseler de tembelliklerine yanlış bir şekilde tevekkül düşüncesini alet ederler. Tevekkülü yanlış anlayan ve başarının hiç ders çalışmadan sınav zamanı gelince Kur’an okuyup dua etmekle olacağını zanneden kimseler buna örnektir.

Oysa tevekkül; üzerine düşen vazifeleri yaptıktan sonra gerisini Allah’a bırakmaktır. Mesela bir öğrenci ders çalışarak fiili dua, dille de Allah’tan yardım isteyince kavli/sözlü dua etmiş olur. Hem kavli hem de fiili dua edip sonucu Allah azze ve celle’ye bırakması gerekir.

Tevekkülün en güzel tarafı tevekkül eden kişinin kalbinin rahat ve huzurlu olmasıdır. Şöyle ki çalışıp üzerine düşeni yaptıktan sonra istediği başarıyı ve hedefi elde edemese bile bilir ki Allah hakkında en hayırlısını verecektir. Karşılaştığı olumsuzluklardan dersler çıkararak önüne bakarak daha emin adımlarla ilerlemeye gayret gösterir.

İlla çaba illa gayret

“İnsan ancak çabasının sonucunu elde eder. Ve çabasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir” (Necm, 39,40) Bu ayetler bizlere hem dünya işleri hem de ahiret için çalışmanın ve başarının çalışmakla mümkün olacağı hakikatini hatırlatıyor. Çalışanın gayreti asla boşa gitmeyecektir.

Gayret bizden başarı ise Allah’tandır. Başarıyı kendimizden değil, Allah’ın yardımında görmemiz gerekir. Ama Yüce Rabbimizin çalışana da vereceğini unutmamak gerekir. Bundan dolayı eski âlimler “gayret bizden tevfik (başarı) Allah’tan” demişlerdir.

Şunu da asla unutmamalıyız: Biz ne istiyoruz? Tembelliğin getirdiği geçici hazzı mı? Çalışkanlığın getirdiği başarılar mı? Bunu iyi idrak ettiğimizde harekete geçmemiz gerektiğini de anlamış oluruz. Akıllı kişi kalıcıyı geçiciye tercih etmelidir.

Üç sebebi

Tembelliği üç sebebi vardır. Birincisi kişinin kendini kandırması tembel olduğunun farkında bile olamamasıdır. Sonradan gelen pişmanlığı baştan görememek, tembelliğin ne kadar büyük bir felaket olduğunu iyi idrak edememektir.

İkincisi rahatı alışkanlık haline getirmektir. Mesela kişi eve geliyor hiç düşünmeden kumandayı eline alıyor televizyona bakmaya başlıyor. Ya da akıllı telefonu ile sosyal medyada zamanını herhangi bir faydalanma adına değil de boş bir şekilde geçiriyor. Tüm bunlar bir müddet sonra alışkanlığa ve kişide meleke haline gelmesine sebep oluyor.

Üçüncüsü yapılacak işleri gözünde büyütmektir. İbadetlerden tutun da normal hayatın içinde işimiz ve dersimizle alakalı ihmalkârlıklar zamanla o eylemi gözümüzde büyütmemize sebep olmuştur. Mesela, namaz kılma ve Kur’an-ı Kerim okuma konusunda tembellik yapan bir kişi zamanla bu ibadetleri gözünde aşırı büyütmeye böylece asla kendisinin yapamayacağını düşünmeye başlar. Hâlbuki durum öyle değildir. Zihnindeki “sen yapamazsın” zincirini kırıp bir başlasa ne kadar rahat ibadetleri yerine getirebildiğini fark edecektir.

Nasıl kurtuluruz?

Peki tembellikten nasıl kurtulabiliriz? Bunun için üç tane önerimiz var.

1. Ertelemeyi bırakmalıyız.

Kısa ve uzun vadede hedeflerimiz, günlük ve haftalık programımız olursa mâlâyâni dediğimiz bizi ilgilendirmeyen şeylerden yüz çeviririz. Bu olmazsa rüzgârlı havada sağa sola savrulan yaprak misali vakitlerimiz bomboş geçer. Kendimize yapabileceğimiz hayali olmayan bir program yapıp ona göre harekete geçmeliyiz.

“Sonra yaparım, yarın hallederim” cümlelerini terk etmeliyiz. “Yarıncılar helak oldu”(Müsned, I/13) buyuruyor Efendimiz sallellahu aleyhi ve sellem.
Yarınlar bitmez bugün “yarın yaparım” diyen kimse yarın da aynı kelimeyi kullanır. Yarının kendine ait meşguliyeti var. Bugünün işini yarına atmak, işlerin çok ve karmaşık olmasına sebep olur. Dersine çalışmayıp son güne bırakan öğrenci mi daha başarılı olur yoksa her gün az ama devamlı çalışan mı?

2. Tembellerden uzaklaşmalıyız.

Tembelliğe vesile olanlarla aramıza mesafe koymalıyız. Mesela, bir arkadaşımız var onunla geçirdiğimiz her gün boşa gidiyorsa onunla görüşmelerimizi azaltabiliriz. Yine akıllı telefon ve sosyal medya siteleri bizi aşırı derecede oyalıyorsa, onlarla iletişimimizi azaltabiliriz.

3. Çalışkanlardan ilham alalım.

Çalışkan dostlarımız olmalı. Onlardaki çalışma azmi bize de etki edecektir. Aynı şekilde başarılı insanların hayat hikâyelerini, âlimlerin ilim yolculuğunda gösterdikleri gayreti okumakla motivasyonumuzu arttırmalıyız.

Hasılı kelam

Bir adım atmak gerekir. “İnsan alışkanlıklarının çocuğudur” der İbn Haldun. Yatmaya alışan yatmak ister, çalışmaya alışan çalışmak ister. Kişi nefsini neye alıştırırsa onu daha çok arzular.

Tembellikten kurtulmaya küçük adımlarla başlamalıyız. Mesela, günlük programımızı gözden geçirip bir takım değişiklikler yapabiliriz. Erken yatıp erken kalkmaya çalışıp, günde on sayfa kitap okumaya başlamak gibi… Artık bir yerden “Bismillah” deyip başlamamız lazım. Kendi iyiliğimiz ve yarınlarımız için…

Abdülkerim Temizcan/ İrfanDunyamiz.com

Şunlara Gözat

Kur’an kursunda okumayı kafama koymuştum

Köyümüzde ortaokul yoktu. 5 km uzaktaki annemin köyünde vardı. Ben oraya gidip gelmeyi göze alamadım. …

2 Yorumlar

  1. Allah razi olsun değerli hocam. İstifade ettik ziyadesiyle.

  2. Teşekkür ederim. Allah işlerinizde muvaffakiyet versin.
    İnşaAllah ferdi eksikliklerimizi düzeltirsek, toplumda da anlayış ve yaşayış düzelecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.