Ali Ulvi Kurucu Bey anlatıyor: “Bir gün amcam Hacıveyiszade ile yakındaki bir sebze pazarına gittik. Meydanın orta yerinde elinde şemsiyesiyle bir ihtiyar, bahçesinden topladığı patlıcanları küçük bir çuvala koymuş, çuvalın ağzını açmış müşteri bekliyor. Amcam vardı, adamcağıza selam verdi. “Kaça babam?” dedi. “Şu kadara.” Peki dedi pazarlık etmedi. Adam patlıcanları bizim sepete …
Devamı
İrfan Dünyamız Kendi İrfanımızı Keşfet!