Faruk Öndağ

Dr Faruk Öndağ isimli yazarın bütün yazıları.

Bir garip tatlıcı: Bandırmalı Ali Öztaylan

Bandırmalı Tatlıcı Ali Efendi bir akşam dükkânın önünü süpürürken bir sarhoş geliyor. Adam içmiş, kendinden geçmiş. Başlıyor saydırmaya, hakaretin bini bir para… Sen şöyle bir adamsın, böyle bir adamsın, hakaretler hakaretler… Tablo vahim, hakaretler yenilir yutulur cinsten değil. Tatlıcı Ali Efendi sakin sakin dinliyor adamı. Adam bağırmayı bitirince yavaşça koluna …

Devamı

Sarı Ferit’e de rahmet olsun…

Kosova’nın Prizren şehrinde gezerken kendimi hayal aleminde yada tarihi bir romanın en zevkli sayfalarında dolaşıyor gibi hissediyordum. Orada tanıdım Sarı Ferit ‘i. Rüya şehir Prizren’e çok yakışıyordu. Arkaya doğru taradığı artık kırlaşmaya başlamış sarı dalgalı saçları, ilerlemiş yaşına rağmen fit vücuduyla o da gerçek hayatın çok ötesinde bir roman kahramanı gibi …

Devamı

Çobanın eriklerle imtihanı…

Efendim bu hikayeyi ilk defa baba dostu hattat Enver Amca’dan dinlemiştim. Hikaye şöyle: Çobanın birisi koyunlarıyla kıra bayıra açılıyor. Yanındaki erzak kuvvetli. Hava çok sıcak ve güneş yakıcı. Bir ağacın gölgesine sığınıyor ve Allah ne verdiyse bohçasındaki nevaleyi tüketiyor. En son bohçadan bir avuç erik çıkıyor. İştahla erikten bir tane …

Devamı

Mirasa böyle itiraz etmiş…

Yaşlı adam bir akşam iki oğlunu yanına çağırıyor ve onlara; “Yavrularım, benim yaşım ilerledi. Siz de çok şükür evli barklı koca insanlar oldunuz. Bir babanın evlatları üzerinde görevleri vardır. Ben şimdiye kadar babalık vazifesini elimden geldiğince yapmaya çalıştım. Şimdi yaşım ilerledi, sizde çoluk çocuğa karıştınız. Ben sağken malı mülkü size …

Devamı

Pilavcı Orhan’ın hikayesi…

Sene 2002, tarihi Mihrimah Sultan Camii‘nin yanındaki sokakta tezgâhını besmele ile açtı Orhan. Yeni yuva kurmuştu ve hayli yüklü bir borcun altına girmişti ama olsun, Allah bir kolaylık verirdi elbet. Akşamüstü tezgâhına pilav ve ciğerleri koyarken -seyyar çaycılıkla başlayıp işi büyüterek seyyar pilav ve ciğer satmaya başlamıştı- ileride caminin karaltısında …

Devamı

Cezaevinde bir anaokulu…

Olay yeri küçücük bir anaokulu. Sınıfta ders devam ederken birden minik bir fare giriyor içeriye. Tabi doğal olarak öğretmenler basıyor çığlığı. Kimi masaya canını zor atıyor, kimisi de sandalyenin üzerine… Minikler önce olayı şaşkın gözlerle izliyorlar manzarayı. Sonra kimi basıyor kahkahayı kimi de öğretmenlerinin yardımına koşuyor. Küçük bir bıdık; “Koykmayın’ …

Devamı

Bir insanı kazanmak…

Tekirdağ‘da görev yaptığım okulumda sıkıntılı bir öğrencim vardı. Nerede kavga dövüş, hır gür çocuk başrollerde… Adı bir kere belalıya, serseriye çıkmıştı ya, sınıf arkadaşları ona yaklaşmadığı gibi öğretmenler de çoktan vazgeçmişti ondan. Karışanı edeni olmayınca çocuk bütün gün okulda uyuyordu. Onu bu hâlde görmeye içim el vermiyordu. Acaba bu çocuğu …

Devamı

Ah be evladım, o senin pırlanta kalbindir

Neyzen Tevfik Allah'ın bir garip kuludur. Bizim Mehmet Akif'imizin onu çok sevdiğini biliyoruz. Mert, dobra bir insandır, kimseye minnet etmez. Onun bu güzel hatırası bizlere çok şey katıyor. "Yardım ediyorsan da güzel etmelisin" düşüncesini öğretiyor. Bir de zarafeti ve inceliği tabi ki... Bir insanın hakikaten de pırlanta gibi bir kalbi olmalı ki, bu hatıradaki genç gibi ince düşünmeyi başarabilsin. İnce düşünmek demişken, sahi ince düşünenlerimiz ne kadar da azaldı, öyle değil mi? Biz bu güzel faziletleri yaymak için yayındayız. İrfanDunyamiz'daki diğer yazıları da okumanızı tavsiye ederim, çünkü bu site de kötü yazı yok.

Devamı