Gönül Dünyamız

Bu bölümde bam telinize dokunan gönül ikliminden yazılar bulacaksınız

Hafız Halil Necati Coşan Efendi

Halil Necati Efendi, 1906 yılında (Rûmî 1322) Ahmetçe Köyü’nde doğdu. Babası Molla Mehmed’dir. Ailenin ikinci çocuğudur. Baba tarafından soyu, Buhàra’dan Çanakkale’ye göç etmiş seyyidlere dayanır. Ahmetçe Köyü, Edremit Körfezi‘nin kuzeyinde, Kaz Dağı’nın eteğinde 400 yıl kadar önce kurulmuş bir köydür. Deniz seviyesinden yüksekliği 500 m, denize uzaklığı 5 km’dir. O …

Devamı

Emin Saraç hocanın anlattığı ilginç olay!

Mısır’da dokuz sene eğitim gören Mehmet Emin Saraç Hocamız Osmanlı’nın son şeyhülislâmı Mustafa Sabri Efendi’nin defninde bir Mısırlının kabre inerek kefeninin ayakucunu açıp ayağının altını öptüğünü ve “Elhamdülillah bir Osmanlı ulemasının ayağının altını öpme şerefine erdim” dediğini anlatmıştı. Bir Osmanlı ulemasının ne kadar kıymetli olduğunu bize bu hatırayı anlatarak yürekten hissettirmişti.

Devamı

Konya’nın burçlarından Kurucu ailesi

“Bu şehrin hisarı taştan ve topraktan değildir. Merdan-ı İlahi himmetidir. Bu diyarın burc ve barusu bizimdir. Zira Cenab-ı Hüda’dan tasarruf bize emrolunmuştur. Bizim rızamız olmayınca kimse el uzatıp zapt eylemeye kadir olmaz.”  Moğol kumandan Baycu Noyan, Konya’yı işgal etmek için surlara dayandığında korkuya kapılan şehir ahalisini böyle teselli etmiştir Mevlana. …

Devamı

Komşusunun dilinden Esad Coşan Hocamız

Es’ad Efendi Hocamız’ı 1965-66 öğretim yıllarından itibaren, Anakara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nden tanıyordum. Hem fakülte hayatımız boyunca hocamız oldu, hem ömrümüz boyunca mürebbîmiz oldu. Kendilerine olan şükran borcumuzu nasıl öderiz bilmiyorum. Aslında üzerinde akademik çalışmalar yapılacak olan Hocamız’ın hayatı, ender hayat hikâyelerinden biridir. Bendeniz hem talebeleri, hem komşuları olarak rahmetle vesile …

Devamı

Emin Saraç Hoca, Erbakan Hoca için ne demiş?

Ülkemizin yetiştirdiği en büyük alimlerden merhum Emin Saraç Hocaefendi, 2012 yılında yapılan bir anma merasiminde, yeni nesillerin mutlaka tanıması gereken büyük dava adamı merhum Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Hoca hakkında şu ifadeleri kullanıyor: “Es selamu aleykum ve rahmetullah ve berekatuh. Üstadımız veya asrımızın mürşidi diyebileceğimiz bir zatın şahidiyiz ki kendilerini …

Devamı

Mahmud Efendi, hanımının bileziklerini ne yapmış?

İstanbul’un bütün evleri medrese olsa emr-i bi’l-mâruf ve nehy-i ani’l-münker olmasa bir değer ifade etmez. Allah celle celalühu insanları yarattıktan sonra onları sorumlu tutup imtihan edeceği için hikmeti gereği insanlara peygamberler göndermekteydi. Bu zincirin son halkası Efendimizdir. Ondan sonra nebi gelmeyeceği ayetle bildirilmiştir. Fakat Efendimiz kendisinin varislerinin alimler olacağını bildirmiştir. …

Devamı

Seyda Abi bambaşkaydı

Mütebessimdi. Az konuşurdu. İçindeki konuşmalar daha rafine ve sistemliydi. En büyük vasfı, takdir edici yoldaştı. Bir gün sohbetin en kıvamlı tadında, “Siz daha iyi bilirsiniz”  diyerek, hem  görüşlerini söylemiş, bir konuda tercihini ortaya koymuş, hem de farklı tercihlere destek vermeye açık olduğunu belirten bir beraberlik kültürü sergilemişti. Çok az kızardı. …

Devamı

Aktif bir imam Osman Gülşen Hoca

Kuşkusuz ki camiye, cemaate, hacıya, hocaya, imama, müezzine hürmet etmek bir anlamda dine hürmet etmek demektir. O yüzdendir ki kalbinde iman kıvılcımı olan insanlarımız dini sembollere karşı hassasiyet gösterirler. Kaldı ki dine dair ne varsa onları sahiplenmek ve onlara gereken değeri göstermek Müslüman’ın bir vasfıdır. Faraza ezan okunurken televizyonu kapatmak …

Devamı

Mehmet Lütfi Abi deyince…

Uyanın rüyaları gerçekleştirme vaktidir! Akasya ve iğde ağaçlarının yanından geçerken, onların o güzel rayihalarını fark edince; Kur’an okuyan mü’minin tat ve kokusu güzel bir meyveye benzetildiği hadis-i şerifi hatırlarım. O an manevi kokusu güzel olan insanların hasreti tüter gönlümde… Çevresine huzur veren, yüzüne bakınca Allah’ı ve ahireti hatırlatan, yanında havanın, …

Devamı

Bir hidayet öyküsü Zahid Barsamoğlu

İslam ile müşerref olan muhterem Zahid Barsamoğlu Amca hidayet öyküsünü anlatıyor: Ben Beşiktaş’ta yurt dışına gönderildikten sonra yıkılan Osmanlı padişahlarının saraylarının içindeki metruk binada, altı toprak bez çadırda doğmuşum. 1922 yılında, Cenab-ı Hak öldürmüyor. Vahdettin Efendi’nin son günlerinde 2 yaşındaymışım. İlkokulu Beşiktaş’ta okudum sonra okutamadılar. Çalışmaya başladım. Sanatkâr oldum. Fantezi …

Devamı