Menkıbe Deryası

Bu bölümde tasavvufi şahsiyetlere ait menkıbelere yer verilmektedir. Eğitici mahiyetteki menkıbeler tercih edilmektedir.

Gül’ün ahı bülbülde kalmaz…

Beşinci Abbâsî halifesi Hârun Reşid, sarayın bahçesindeki bir gül fidanını çok beğenir. Biçimi, eşsiz kokusu ve müstesnâ rengiyle dikkatini çeken bu gülü özel bakıma alması için bahçıvana emir verir. Bahçıvan da sultandan aldığı bu emir dolayısıyla, gülün üzerine âdeta titremeye başlar. Her seher ilk işi, o gülün bakımını eksiksiz yapmak …

Devamı

Neme lazım sultanım menkıbesi…

Bir gün cihân pâdişâhı Kânûnî Sultân Süleymân, süt kardeşi Yahya Efendi Hazretlerine bir mektup göndererek şunu sorar: “Ağabey! Sen ilâhî sırlara vâkıfsın, bilirsin. Kerem eyle de bize akıbetimizin ne olacağını haber ver. Neslimiz, kesilip yok mu olacak? Yok olacaksa, bu hangi sebepten olacak?” Mektubu okuyan Yahya Efendi Hazretleri eline kalem …

Devamı

İbrahim bin Edhem’den harika cevap!

İbrahim bin Edhem ile Şakik-i Belhi bir gün Mekke’de karşılaşırlar. Şakik-i Belhi o dönemlerde, tenha bir yerde inzivaya çekilmiş ve sürekli ibadet ve zikir ile meşgul imiş. Her hangi bir işle de meşgul değilmiş. İbrahim bin Edhem, Şakik-i Belhi’ye sormuş: – Ya Şakik seni bu duruma getirmeye sebep olan şey nedir? Şakik-i …

Devamı

Muhasibi’nin çok güzel bir menkıbesi

Rivayet edilir ki Muhasibi bir gün aç bir şekilde riyazet halindedir. Bir tanıdığı onun açlıktan sarardığını görünce; “Evimize gidelim sana yemek ikram edeyim” der. Muhasibi; “Peki evlat” der, beraber eve giderler. Ona bir düğün yemeği ikram edilir. Yemekten bir lokma ağzına aldıktan sonra ağzında defalarca dolaştırır ama onu yutmaz. Dışarı …

Devamı

Abdulkadir Geylani ve sarhoş menkıbesi

Abdülkadir Geylani Hazretleri bir gün talebeleri ile birlikte yürürken yolun kenarında sızmış, perişan bir sarhoş durdurur onu ve ona ; – “Ey Abdülkadir Allah Kâdir midir değil midir?” diye sorar. Abdulkadir Geylani gülümser ve: – “Evet, Kâdirdir” der. Sarhoş ikinci kez: – “Ey Abdülkadir Allah Kâdir midir değil midir?” diye …

Devamı

Çoban kazandı menkıbesi…

18. yüzyılda Konya’nın Hadim ilçesinde yaşamış olan merhum Muhammed Hâdimî Hazretleri zaman zaman “Aah! Aah! Çoban kazandı çoban!” dermiş. Talebeleri, çobanın kim olduğunu, neyi kazandığını merak ederler. Bunun üzerine Hadimi Hazretleri, biri tacir, diğeri çoban olan yol arkadaşlarıyla başından geçen bir hadiseyi anlatır: Yol arkadaşlarıma; “Yolcunun duası kabul olur, gelin …

Devamı

Başkasının derdine üzülen adam…

Sadi Şirazi anlatıyor: Bir yıl Şam’da öyle bir kıtlık oldu ki; âşıklar aşkı unuttular. Ekinler, hurma ağaçları dudaklarını ıslatamadılar. Ne kadar eski pınar varsa, kaynamaz oldu. Öksüzün gözyaşından başka su kalmadı. Hâl böyle iken, bir gün yanıma bir dostum geldi. Bir deri bir kemik kalmıştı. Hâlbuki paralı, zengin, şan ve …

Devamı

Ayağa kalkmayan derviş…

Dervişin biri Kaymakam ile görüşmek için makamına gider lakin kaymakam makamında yoktur. Diğer bekleyenler ile beraber bir köşeye oturur ve zikir çekerek beklemeye koyulur. Belirli bir süreden sonra Kaymakam odaya girer bekleyenler tanıdıkları için hemen yerlerinden fırlar ve Kaymakamı hürmete çok benzeyen tavırlarla selamlarlar ama bizim derviş biraz kalkmakta gecikir. …

Devamı

Mekkeli berber menkıbesi

Hak dostlarından birine, kendisini çokça tesir altında bırakan bir hâdiseyle karşılaşıp karşılaşmadığı sorulunca, Hazret şunları anlatmış: Mekke-i Mükerreme’de para kesemi kaybedip muhtaç durumda kalmıştım. Basra’dan para bekliyordum, fakat bir türlü gelmiyordu. Saçım sakalım da epeyce uzamıştı. Bir berbere giderek: “- Param yok, Allah rızâsı için saçlarımı düzeltir misin?” diye sordum. …

Devamı

Namazda kavun karpuz toplanır mı?

Harun Reşid’in kardeşi Behlül Danâ bir gün pazarda bir tezgâh kurmuş kavun karpuz satıyormuş. Akşam olmuş, tezgâhını toplayıp sırtındaki küfeye koymuş kavun karpuzları. Sonra sırtındaki küfe ile bir camiye girmiş ve sırtındaki küfeyi indirmeden namaza durmuş. Her secdeye eğildiğinde kavun karpuzlar bir tarafa yuvarlanıyormuş. Behlül Dânâ namazın ortasında caminin sağından …

Devamı