Hayatı Müslümanca Okumak

Aydın Başar Hayatı Müslümanca Okumak

Kitaplı hukuk sistemi

Kâinatın düzen koyucusu Cenab-ı Allah, düzenin ahengini sağlayacak üst referansların kendisinden alınmasını istemiştir. Yani yeryüzündeki uyumu ve düzeni sağlamak için, problemlerin çözümünde “halife” olarak yarattığı insanın bir üst değere müracaat etmesini uygun görmüştür. Bu üst değer Cenab-ı Allah’ın temel, tümel, değişmez prensipleridir. Biyolojik veya fiziksel anlamdaki üst yasalar “Sünnetullah” tabiri …

Devamı

Müsbet hareket düsturu

Efendimiz sallellahu aleyhi ve selem’în davet ve irşad metotlarını incelediğimizde, onun davet sisteminin başkalarının olumsuzluklarını eleştirmek suretinde olmadığını görürüz. Kişilere veya olaylara takılmadan çok daha üst bir perdeden meselelere yaklaştığını müşahede ederiz. Onun çoğu zaman müşriklerin eleştirilerine cevap vermemesi ve konuyla ilgili vahiy gelinceye kadar susarak beklemesi de olaylara yaklaşırkenki …

Devamı

Ahlaki öncelik prensibi

Müslümanlar için toplumsal düzenin Allah ile barışık hale getirilmesi vazgeçilemez bir idealdir. Çünkü Allah sadece dağların, ovaların, gezegenlerin, yağmurun veya havadaki oksijenin düzenini sağlayan bir Rab değil, toplumun içtimai düzeni konusunda da söz söyleyen, buyruklar bildiren bir Rab’dir. Buna rağmen İslam’ın din ve düzen hakkındaki prensiplerini gizleyenler büyük vebal altındadır. …

Devamı

Doğru tesettür nasıl olmalı?

Başörtüsü ve örtünme ile ilgili tartışmalar genel itibariyle en fazla Nur Suresi’nin 31. ayet-i kerimesi bağlamında yapılmaktadır. Nur Suresi 31. ayetinin meali şöyledir: “Ve mümin kadınlara söyle, gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını muhafaza etsinler ve zahir olan hariç süslerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya …

Devamı

Az bir bedelle dinlerini tahrif edenler

Kur’an dindeki tahrifat süreçlerinden bahsederken Ehl-i Kitab’tan örnekler vererek Müslümanları bu konuda uyarır. Yüce Allah Bakara Suresi’nin 41. ayetinde İsrailoğullarına “Ayetlerimizi az bir bedel karşılığında satmayın” uyarısında bulunur. Bu ayet sadece o günkü Yahudilere has olarak anlaşılamaz. Kim dininin prensiplerini dünyada elde edeceği bir takım menfaatler uğruna göz ardı eder …

Devamı

İlmî mirası reddeden ilahiyatçılar…

Eski âlimlerimizin metotlarının, söylemlerinin, ilimlerinin günümüz sorunlarına çözüm bulmakta yetersiz kaldığı görüşü, bugün ilahiyat çevrelerinde çok dillendirilen bir tezdir. Bu tezden yola çıkarak birçok kendini bilmez kimse, Ebu Hanife’den İmam Şafiî’ye, İmam Gazali’den İmam Rabbani’ye kadar birçok âlimlerimizi küçük göstermeye çalışmaktadır. Bu kimselere onların tırnağı bile olamayacaklarını hatırlatmak gerekir. Zira …

Devamı

Bilimin kültürel kökleri

Uzun yıllardır “entelektüel” kelimesini iyi anlamda kullanırdım. Entelektüel; aydınlanmış ve üst düzey çıkarımlara başlamış kişi anlamında… “Üst düzey çıkarım yapma” kulağa hoş geliyordu. Sonradan anladım ki bu kavram Müslümanca üst düzey düşünmeyi ifade eden bir kavram olamaz. Bu kelime ancak sekülerizmin bir eşantiyonu olabilir. Çünkü bizim üst düzey düşünme tarzımızın …

Devamı

İçi boşaltılmış kavramlar

“Din” diyoruz, “İslam” diyoruz, “şirk” diyoruz, “cihad” diyoruz. Peki, ama bu kavramların toplum mühendislerinin tornasından geçtiğinin farkında mıyız? Ilımlı İslam projesi denilen projenin dini kavramların içeriğine müdahale ettiğinin farkında mıyız? Evet, biz bu terimleri kullanıyoruz ama zihnimizde o terimler artık gerçek anlamıyla algılanmıyor. Bu kavramlara yapay bir anlam yükleniyor. Yani …

Devamı

Kolaylığa erişmenin sırrı

İslam ahlakını benimseyen ve onu hayatında sergileyen, İslam’ın hükümlerine ve nizamına sıkı sıkıya bağlı olan bir kimsenin dünya ve ahiret işlerinde bir takım kolaylıklar hasıl olur. Bu durum takva sahibi olmanın getirdiği bir ayrıcalıktır. Takvalı olmanın en önemli unsurlarından bir tanesi de malını hayır için harcamaktır. Kur’an’da “verme”, “sakınma/takvalı olma” …

Devamı

Hazreti Âdem’in vahiy tahsili

Hazreti Âdem ve Hazreti Havva yasak ağaca dokununca ceza olarak dünyaya gönderildiler. Yüce Allah celle celaluh onlara “inin” buyurduğuna göre demek ki dünya “aşağı” bir konumda idi. Daha sonra dünya hayatında kulluğun gereklerini yerine getirerek bulundukları bu aşağı konumdan kurtuldular ve tekrar ahsen-i takvime yükseldiler. Kur’an’da anlatılan bu süreç “iniş”in …

Devamı