Rüstem Kılıç

Rüsetem Kılıç’ın bütün yazıları.

70’li yıllarda İmam Hatipli olmak

İmam Hatibe gittiğim yıllarda, öğrenciler okulda parasız yatılı okuduğu yıl kadar devlete borçlanmış oluyordu ve okul bittikten sonra on yıl kadar devlete hizmet etme mecburiyeti oluyordu. Tabi yurtta bana yerimi gösterdiler. Ben artık yurtta yatmaya başladım. Babamı da helalleşip geri köye gönderdim. O şekilde okula kayıt yaptırınca okul hayatım başlamış …

Devamı

İmam Hatipte okumaktı hayalim

Vakfıkebir Cami Kur’an Kursu’ndan tası tarağı toplayıp köyüme döndüğümde, büyük bir sevinçle bu kadar sıkıntılı bir dönemi atlattığıma şükür ederek yeni bir hayata başladım. İlk işim anneme aldığım belgeyi göstermek oldu. Babam zannediyorum o gün evde yoktu. Köye varıp biraz dinlendikten sonra yaylaya gittim, gezdim, dolaştım, stresimi attım. Annem dedi …

Devamı

Vakfıkebir Kur’an kursundaki bir hatıram

Vakfıkebir’deki Kur’an kursunda okurken bir gün kursun kapısına yukarı köyden bir adam geldi. “Ben su arkı kazdırmak istiyorum, kazabilecek birisi var mı içinizde?” diye sorunca ben hemen atladım; “Bu işi ben yaparım amca” dedim. “Tamam, sen gel “ dedi, beni aldı yürüyerek beraberce köyüne gittik. Aldım elime kazmayı, kazmaya başladım… …

Devamı

Haçkalı baba dergahındaki ilk zikrim

Hayırseverler kursumuza canlı olarak adak kurbanları veriyorlardı. Benim Kemal Özdemir diye bir arkadaşım vardı, -Allah selamet versin- şu an telefonla görüşmeye devam ediyoruz kendisiyle. Onun babası da kasapmış benim babam da kasaptı. Rahmetli Hocaefendi bir gün bizi topladı; “Kasaplık yapacak kimse var mı?” diye sordu. Ben ve Kemal parmak kaldırıp …

Devamı

Kur’an kursunda okumayı kafama koymuştum

Köyümüzde ortaokul yoktu. 5 km uzaktaki annemin köyünde vardı. Ben oraya gidip gelmeyi göze alamadım. Bir ara köyümüzde yol yapılırken bir arkadaşla beraber çalışıyorduk. O Vakfıkebir’de Hacı Ziya Efendi diye birinin nezaretinde Kur’an Kursu’nda okuyordu. Yanlış bilmiyorsam köyümüzden o şekilde beş altı kişi orada okuyordu.  Vakfıkebir ismi Arapçadan gelen bir …

Devamı

Dedem hafız olmamı isterdi…

Babamı çok tanıdım diyemem, ilkokula başlayıncaya kadar. Çünkü hep gurbette olduğunu söylerdi annem… Annem evin hem kadını hem erkeğiydi. Osmanlı kadınıydı ve otoriter bir hanımdı. Babamın 1962 sonu ya da 1963 başlarında Belçika’ya gidip kömür madeninde 14 ay gibi kısa bir dönem çalışma deneyimi olmuş. İzine geldiğinde annem: “Bu şartlarda …

Devamı

Fındıklar olana kadar…

Giresun’umuz yeşilin başkenti olduğu gibi, aslında fındığın da başkentidir. Yağlı tombul Giresun fındığı dünyada bir numaradır. Tombul fındık çok hoştur, yağlıdır başka yerde bulunmaz. Ayrıca Giresun’da çok güzel çay olur; o da çok meşhurdur. Tirebolu’daki çay fabrikasında 42 No’lu çayı almak için insanlar sıraya girerlerdi. Beklemeye değecek bir çaydır. Giresun’un …

Devamı

Öyle bir ezan okumuş ki adam kızını vermiş…

Bendeniz Rüstem Kılıç. Giresun ili Güce ilçesi İlit Köyü’nde 1957 yılının son aylarında dünyaya geldim. Annem ümmi, iyi bir hatun olan Aslı hanım. Babam ise okumayı yazmayı sonradan öğrenen Mustafa Efendi’dir. Köyümüz sahile yaklaşık 20 km olan 550 metre yükseklikte şirin bir köydür. Aynı zamanda tarihi bir köydür. Fatih Sultan …

Devamı