Fatih Çınar

Sufilere göre tövbe kapısı…

Sâlik, ihlâs ve amel bütünlüğü içerisinde ilâhî rızaya ulaşmayı amaçlayan ve bu amacına ulaşmak için nefis, şeytan, dünya ve şeytanlaşmış insanlar gibi engelleri aşmayı hedeflemiş kimse olarak tanımlanmıştır.1 Sâlik, rızâ-yı ilâhîye ulaşabilmek için manevî bir yolculukla bahsedilen engelleri aşmayı hedefleyen kimsedir ki onun bu yolculuğuna seyr ü sülûk denilmektedir.2 Bu …

Devamı

İstismar edilen bir veli Mevlana

Mevlânâ, kimilerine göre, insanlığı ve insânî duyguları temel alan bir hümanist; kimilerine göre, düşünceleri ile insanları etkileyen bir düşünür; kimilerine göre büyük bir felsefeci; kimilerine göre bir Moğol ajanı; kimilerine göre ise bir aşk abidesidir. Mevlana gibi insanlığa mâl olmuş şahsiyetler, yaşadıkları dönemlerde ve vefatlarından sonra, maalesef zaman zaman istismara …

Devamı

Mustafa Taki efendi ve cihad düşüncesi

Kelime anlamı olarak, “Gayret etmek ve güç yetirmek” gibi anlamlara gelen cihâd kavramı “Maksada ve belirlenen hedefe ulaşabilmek için tüm gayretini sarf etmek” şeklinde tanımlanmıştır.1 Cihâd, dünyada İslam’a yönelik en şiddetli eleştirilerin yapılmasına sebep olan kilit kavramlardan biridir. Bir algı operasyonun parçası olarak, “İslam’ı şiddet yanlısı ve Müslümanları da zalim/ …

Devamı

Sufilerin başarı sırları…

Tarihte, toplumları arkalarında sürükleyen birçok lider gelip geçmiştir. Bunlardan bir kısmı baskı, zorbalık ve maddî güç kullanarak insanları sindirmek suretiyle liderliklerini ilân ederken bir kısmı da gönülleri fethetmek suretiyle toplumlara maddî ve manevî anlamda yön vermişlerdir. Cemiyetleri peşlerine takıp sürükleyen maneviyat önderlerinin bu başarıları tesadüfî bir başarı değildir. Onlar, kendi …

Devamı

Huzura kavuşmuş nefis

Kur’ân-ı Kerim’de “Ey huzura eren nefs!”[1] şeklinde hitap edilen ve Peygamber Efendimiz sallellahu aleyhi ve sellem’in ; “Ya rabbi senden itminana ermiş bir nefs istiyorum”[2] duasıyla ideal bir hedef olarak müminin ulaşması istenen nefs mertebesine nefs-i mutmainne denir.[3] Nefs-i mutmainne derecesine ulaşan bir sâlikin kalbi nurlanmasını tamamlamış bir kalptir. Bu …

Devamı

Buram buram gönül medeniyeti

İnsanoğlu, var olduğu günden beri sayısız medeniyet kuran ve medeniyet kurma yeteneğine sahip olan tek canlıdır. Yaratıcı’nın kendisine bahşettiği bu özel yeteneğini günden güne geliştiren insanoğlu, her defasında daha ileri bir noktada medeniyetler temin etme imkânı bulmuştur. Medeniyet anlayışlarını vahiy temeline oturtan inançlı insanlar ise ulaşılması herkesi hayran bırakan bir …

Devamı

İlhama mazhar olmuş nefis

Tasavvuf ehli, emmâre ve levvâme aşamalarından sonra birtakım ilhamlara mazhar olan sâlikin mülheme derecesinde seyrine devam edeceğini ifade etmişlerdir.[1] Sûfîlere göre sâlik, nefsi ıslah yöntemi içerisinde üçüncü aşama olarak kabul edilen bu derecede,[2] emmâre ve levvâmede olduğu gibi, karar kılmayı değil daha üst aşamalar olan mutmainne, razıyye ve merzıyye derecelerine …

Devamı

Kendisini kınayan nefis…

Nefs-i emmarenin esiri olan insan, yapmış olduğu hata ve günahlardan dolayı pişman olur ve kendisini levm etmeye yani kınamaya başlarsa “nefs-i levvâme” mertebesine ulaşmış olur.[1] Nefs-i levvame kendini kınayan, kötüleyen, azarlayan nefis demektir. Kur’ân-ı Kerim’de nefsin bu mertebesine; “Ve kendisini kınayan nefse yemin ederim”[2] ayetiyle işaret edilmiştir.[3] Manevî ilerleme sürecinde …

Devamı

Sufilere göre nefis terbiyesi…

Sûfîler tarafından nefs; “Kulun kötü huyları ve çirkin vasıfları, kötü his ve huyların mahalli olan latife” şeklinde tanımlanmıştır.[1] Tanımdan da anlaşılacağı üzere sûfîler, nefsi şerrin kaynağı, kötülüklerin temeli olarak kabul etmişlerdir.[2] Sûfîler, nefsi Allah’ın rızasına ulaşmak için aşılması veya frenlenmesi gereken unsurların başında görmüşlerdir. Onlara göre nefsin Hakk’ın rızasına uymayan …

Devamı

Mevlana’dan gençlere öğütler…

Bütün sufiler gibi Mevlana Celaleddin-i Rûmî de toplumun büyük bir kesimini oluşturan gençlere öğütler vermiştir. Onlara şehvet gibi bedene ait arzu ve isteklere karşı sabırlı olmak gerektiğini hatırlatmış ve şöyle demiştir: “Köpek postuna bürünmüş, yani görünüşte hor ve hakir, adı sanı olmayan nice kişiler vardır ki, perde arkasında, Ashâb-ı Kehf’in köpeğine …

Devamı