Sene 1994’ün mayısıydı… Boyabat’takı imam-hatiplik vazifemi bitirmiş, Peygamber Efendimiz’in müjdesine nail olmuş Kutlu Şehir İstanbul’a hem de ilmin merkezi Fatih’e gelmiştim. Büyük kızım ilkokul ikinci sınıfa gidiyor, küçük kızım ise henüz dört yaşında idi. Şehremini Şeyh Raşit Camii‘ndeki görevime büyük bir aşkla başlamıştım. Camideki ilk işim caminin içinde olan kuyu …
DevamıKendisini kınayan nefis…
Nefs-i emmarenin esiri olan insan, yapmış olduğu hata ve günahlardan dolayı pişman olur ve kendisini levm etmeye yani kınamaya başlarsa “nefs-i levvâme” mertebesine ulaşmış olur.1 Nefs-i levvame kendini kınayan, kötüleyen, azarlayan nefis demektir. Kur’ân-ı Kerim’de nefsin bu mertebesine; “Ve kendisini kınayan nefse yemin ederim”2 ayetiyle işaret edilmiştir.3 Manevî ilerleme sürecinde …
DevamıSobalı küçük evde yaşadı, üç cami yaptırdı
Bugün insanlık olarak egoizmin, bencilliğin, çıkarcılığın, menfaatçiliğin ve bizi insanlıktan uzaklaştıran her türlü kötü duyguların girdabından kendimizi kurtarmak istiyorsak, 65 metrekare sobalı evde yaşayıp iki cami yaptıran Ali Osman Amca, bir boyacı sandığı ile ailesini geçindiren İsmail Amca, koyunlarını sağıp sütünü hediye eden Kerime Yenge ve sözünde duran Marangoz Kara Mehmet gibi şahsiyetlerin güzel, samimi ve sade hayatlarını okumalı ve onlardan ilham almalıyız. Bizi yeniden diriltecek olan ruh bu ruhtur. İşte bu duygularla İrfanDunyamiz. com olarak güzel ve sade hayatları sizlerle buluşturma gayretindeyiz. Sizler de bu güzel içerikleri sevdiklerinizle paylaşabilir, iyiliklerin, faziletlerin, erdemlerin yayılmasına katkı sunabilirsiniz.
DevamıHazreti Ali ile oğlu Hazreti Hasan’ın sohbeti
Hazreti Ali radıyellahu anh, mürüvvet hususunda oğlu Hazreti Hasan radıyellahu anh’a bazı sorular sordu: – Ey oğulcuğum, doğruluk nedir? – Babacığım, doğruluk, kötülüğü iyilikle savmaktır. – Şeref nedir? – İnsanlarla iyi geçinmek ve suçu üstlenmektir. – Mürüvvet nedir? – İffetli olmak ve kişinin malını ıslah etmesidir. – Alçaklık nedir? – …
DevamıBir gencin hayatına dokunmak…
Bir defasında sevdiğim bir arkadaşımla mezar ziyaretine gitmiştik, okuyup dua ettik, tam ayrılacağımız zaman: “Sen biraz bekle, ben Bekçi Amca’nın mezarına gideyim; ona ayrıca bir Fatiha okumak istiyorum” dedi. Ben: “Beraber gidelim, niçin ayrı gitmek istiyorsun?” dediğimde; “O zaman buyurun beraber gidelim” dedi ve beraberce mezarına gidip ruhu için birer …
DevamıErzincan coğrafyası Medine-i Münevvere’ye benzer
Yıl 1979. İmam Hatip Lisesi‘nden devlet yatılısı olarak mezun olunca, mecburi hizmet için Diyanet İşleri Başkanlığı‘nda açılan sınava katıldım. Doğrusu imam hatiplik yapmaktan da çekiniyordum ancak zorunlu olarak görev almam gerekiyordu. Kura çekimi yapılacak, görev yerlerimiz belirlenecekti. Yetkili komisyon üyeleri kura torbasında genellikle doğu ve güneydoğudaki münhal yerler olduğunu, kuraya …
DevamıMusa Efendi çocukları infaka alıştırırdı
Çocuklarımızı havaîliklerden, haşarılıklardan, israftan korumamız gerekir. Onlara güzel isim koymalı, Kur’ân’la tanıştırmalı, küçük yaşta kendilerine Rabbe kul olabilmenin, bilhassa namaz kılmanın zevkini; minicik, tozlanmamış ve kirlenmemiş yüreğine muhtaca infak etmenin sevincini tattırmalıyız. Bu hususlarda yanlış davranışlardan yâni bencilliği palazlandıracak menfîliklerden âzamî derecede kaçınmalıyız. Çünkü çocuklar, birer video kaseti gibi anne …
DevamıÖmer Ferid Kam ve Mahir İz’den bir hatıra
Mahir İz Hoca, Ömer Ferid Kam ile ilgili bir hatırasını anlatıyor: Bir gün yine bir na’t yazmıştı. Şöyle başlıyordu: “Vücûd-ı akdesin âlâdan âlâ Yâ ResûlullahCemâlindir tecelligâh-ı Mevlâ Yâ Resûlullah” Mutasavvıfâne olan bu na’tı istinsah ettim. Son beyti şöyleydi: “Ferîd-i bînevâyı defter-i uşşâkına kaydet,Budur senden niyâz-i kalb-i şeydâ Ya Resulullah” Evde …
DevamıHafız Mustafa Yılmaz’dan ders aldım
Mustafa Yılmaz Hocamızı her zaman hayırla yad ederim. O gün bizim üstümüze bu kadar titremeseydi belki de o girdiğimiz imtihanlarda rezil rüsva olacaktık.
DevamıBu davranışı ona yakıştıramadım…
İçimde büyük bir heyecan, çünkü ilk defa bir Avrupa ülkesine gidiyordum. Valizlerimizi almak için bekliyorken Frankfurt Din Hizmetleri Ataşesi de yakın mesafede bizi bekliyordu. Herkes valizini aldı, ataşemizin yanına gitti. Benim valiz yok… Önümüzden geçen valiz benimkine benziyor ama kulpu yok, her tarafı yırtık pırtık; hâlbuki ben sıfır valiz almıştım. Sonra o yırtık valize baktım benim valiz; yüklerken paramparça etmişler alçaklar!
Devamı