Vakfıkebir Cami Kur’an Kursu’ndan tası tarağı toplayıp köyüme döndüğümde, büyük bir sevinçle bu kadar sıkıntılı bir dönemi atlattığıma şükür ederek yeni bir hayata başladım. İlk işim anneme aldığım belgeyi göstermek oldu. Babam zannediyorum o gün evde yoktu. Köye varıp biraz dinlendikten sonra yaylaya gittim, gezdim, dolaştım, stresimi attım. Annem dedi …
DevamıSokakların haline isyan ediyorum
Dünyanın her yerinde, İslam’ın düşmanları iki şeyi hedeflediler. Bir, tesettürü bitirmek, iki, camileri boşaltmak. Kızlarımızın açılacak başka yerleri kalmadı. Allah aşkına biri bana söylesin, sıkılmadan, utanmadan her yerde vücudunu teşhir eden bu insanlara tesettürü kim anlatacak? Sokaklardaki teşhirciliğe kim dur diyecek? Şu bizim dediklerimizin; anneleri kapalı, kızlarının göbeklerine varana kadar …
DevamıBu rezil düzene kim dur diyecek!
Çöküyor Milletin en kök temeli,Bu rezil düzene kim dur diyecek?Allah için biri bir şey demeli,Bu rezil düzene kim dur diyecek? Müslüman çocuğu, Müslüman yurdu,Soydu örtüsünü attı savurdu.Utanma duygusu diplere vurdu.Bu rezil düzene kim dur diyecek? Açıl, açıl, açıl nereye kadar?İnsan bu kadar mı özünden sapar.Gemi su alıyor, susarsak batar.Bu rezil …
DevamıGenç kardeşim bakın neler anlattı…
Bir cuma günü yatsı namazından çıktıktan sonra, senelerce mahallemizde esnaflık yapan ve camimizde de zaman zaman imamlık ve müezzinlik yapan bir abimiz Konya’dan ziyarete gelmişti. Namaz sonrası caminin önünde epey bir hal hatır konuşması yaptık. Biz Konuşurken genç bir kardeşimiz uzaktan bizi izliyordu. Halinden bir derdi olduğunu anlamıştım fakat konuşmamız …
DevamıBir kamyon macerası…
Vakfıkebir’deki Kur’an kursunda okurken bir gün kursun kapısına yukarı köyden bir adam geldi. “Ben su arkı kazdırmak istiyorum, kazabilecek birisi var mı içinizde?” diye sorunca ben hemen atladım; “Bu işi ben yaparım amca” dedim. “Tamam, sen gel “ dedi, beni aldı yürüyerek beraberce köyüne gittik. Aldım elime kazmayı, kazmaya başladım… …
DevamıHaçkalı baba dergahında…
Hayırseverler kursumuza canlı olarak adak kurbanları veriyorlardı. Benim Kemal Özdemir diye bir arkadaşım vardı, -Allah selamet versin- şu an telefonla görüşmeye devam ediyoruz kendisiyle. Onun babası da kasapmış benim babam da kasaptı. Rahmetli Hocaefendi bir gün bizi topladı; “Kasaplık yapacak kimse var mı?” diye sordu. Ben ve Kemal parmak kaldırıp …
DevamıDeniz derin, yol uzun dostlar!
Derin derin düşüncelere daldım. Bir anda çocukluğum, gençliğim derken ömrümün sonbaharı mı desem kışı mı desem; bugünleri düşünür oldum. Vay be, ne de zor ve dar geçitlerden geçmişiz. Çocukluğum yoksulluklar, imkânsızlıklar içerisinde geçip gitmiş. İlim yapılacak çağlar havaya uçmuş. Ha şunu da söylemek gerek; imkânlar yoktu ama insanlık çoktu. Akraba …
DevamıHabille Kabil’i ayıran ibadet kurban…
Geleneksel hale geldi, neredeyse herkes “Nerede ah o eski bayramlar?” diyor. Aslında bize göre eski olanlar bizden öncekilere göre yeni bayramlardı, bizden sonra gelen kuşaklar da bugünkü bayramlara eski bayramlar diyecekler. Biz büyüklere düşen görev arkamızdan gelenlerin hafızalarında kalacak güzel işler yapmamızdır. Çocukluğumuzda sabahın erken saatlerinde camimiz büyük küçük demeden …
DevamıBayram bir gönül seferberliği…
Son Nefes, İmandan İhsana Tasavvuf ve Nebiler Silsilesi gibi onlarca kıymetli eseri ilim ve irfan dünyamıza kazandıran Osman Nuri Topbaş Hocaefendi 2011 yılının Ekim ayında İstanbul Gürpınar’da bir sünnet merasimine katılmıştı. Muhterem Hocamızın orada yapmış olduğu konuşmayı kaydettim ve yazıya aktardım. İstifadenize arz ediyorum efendim. Nesli eğitmenin en önemli vazifemiz …
DevamıBereketli bir günün ardından
Rabbimize hamd olsun İstanbul’da yaşamanın bir takım zorlukları ile birlikte bazı nimetleri de var. Tarihi muhitlere ve irfan çevrelerine yakın olmak bu nimetlerin başında geliyor. Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir Hocamızın uzun zamandır Eyüp Sultan Cami-i Şerif’inde yaptığı Şifa-i Şerif dersleri de İstanbul’un bize sunduğu imkânlardan birisi. Bu derslerin bazılarına katılmak nasip oldu çok şükür. Yine …
Devamı