Peygamber Efendimiz sallellahu aleyhi ve sellem, kitap ehlini itikadî anlamda sapkın kimseler olarak görmüştür. İnanç bağlamında onlara asla sempati duymamıştır. Bundan dolayı kitap ehline karşı selam vererek söze başlamayı nehyetmiştir: “Yahudi ve Hristiyanlara ilk defa selamı veren siz olmayın…”[1] Çünkü selam, insanın sağlığına, ömrüne, kazancına, bela ve musibetlerden korunmasına yapılan …
DevamıMevlana’dan gençlere öğütler…
Bütün sufiler gibi Mevlana Celaleddin-i Rûmî de toplumun büyük bir kesimini oluşturan gençlere öğütler vermiştir. Onlara şehvet gibi bedene ait arzu ve isteklere karşı sabırlı olmak gerektiğini hatırlatmış ve şöyle demiştir: “Köpek postuna bürünmüş, yani görünüşte hor ve hakir, adı sanı olmayan nice kişiler vardır ki, perde arkasında, Ashâb-ı Kehf’in köpeğine …
DevamıDoğunun büyük bilgesi Ahmed-i Hani
Doğunun büyük bilgesi Ahmed-i Hani, 1651 yılında Hakkâri Yüksekova’ya bağlı Han Köyü’nde doğdu. Bağdat, Şam, Halep ve İran medreselerinde tahsil gördükten sonra bir müddet Cizre’de kaldı. Mem û Zîn adlı eserini de bu dönemde Kürtçe olarak kaleme aldı. Eserin başında bildirildiğine göre eseri 1695 tarihinde kırk dört yaşındayken tamamlamıştır. Eser, …
DevamıDünyalar benim oldu…
Trabzon’daki okulumu bitirip üniversiteyi kazanıp, İstanbul’a gittikten sonra elimin üzerindeki lezyon büyümeye başladı. Gittim Pendik’teki özel bir doktorda muayene oldum. Doktor; “Bu dedi hayvandan bulaşan bir virüse benziyor, hayvanlarla uğraşıyor musun?” diye sordu. “Evet, ara sıra kasaplık yapıyorum” dedim. “Tamam, ondan bulaşmıştır” dedi. Bana bir krem verip; “Bunu sür geçer” …
DevamıKabına sığmayan bir alim Yusuf El Karadavi
Dünyanın gidişatı hakkında bir söz mü söylenmesi gerekiyor, o sözü Karadavi söylemiştir. Müslümanların bir konuda bir fetvaya mı ihtiyacı var? O fetvayı Karadavi vermiştir. Kıyıda köşede oturup seyreden bir şahsiyet olmamıştır. Madem dünya siyasetinde bir sinema oynanmaktadır, o halde Müslümanlar bu filmin başrolünde olmalıdır, diye düşünmüştür. Aktif; etkili, müdahaleci, mücadeleci Müslümanlık nasıl gerçekleştirilir, diye düşünenlerin onun hayatından öğrenecekleri çok şey vardır.
DevamıAli Ulvi Kurucu’nun hafızlık yılları
Ali Ulvi Kurucu 3 Mart 1922 yılında babasının imamlık yaptığı Konya’nın Sakyatan Köyü’nde doğdu. Babası İbrahim Efendi annesi Sare hanımdır. Konya’nın meşhur âlimlerinden Hacı Veyis Efendi’nin torunu, Hacıveyiszade Mustafa Efendi’nin ise yeğenidir. Bir buçuk yaşındayken annesi vefat eder. Babası teyzesi ile evlenir ve teyzesi ona öz annesi gibi bakar. 18 …
DevamıDava adamını bekleyen bazı zorluklar
Dünyada ne yaparsanız yapın, hepsi yıkılmaya, yok olmaya mahkûmdur. Yapacağınız en kalıcı iş, gönül yapmaktır. Her eserin bir ustası olduğu gibi gönül sarayının da yapıcıları, ustaları vardır. Her sarayın bir konuğu olduğu gibi gönül sarayının da bir konuğu vardır. O da Allah Teâlâ’dır. Allah’ın sevgisi ancak gönülde taşınır. İslam davası …
DevamıTalebeyi evladı gibi gören Kurra Hafız Ali Şahin Hoca
Pazartesi günü Üsküdar Müftülüğü’nde fetva nöbeti tutarken cep telefonuma gelen şu mesaj ile adeta yıkıldım: “Ali Şahin Hocamızın vefat ettiği söyleniyor…” Hemen Daru’l Kurra Vakfı‘nda hocalık yapan Kurra Hafız Abdullah Yılmaz Ağabey’i aradım. Ağlamaktan konuşamıyordu, sadece bir cümle söyleyebildi. “Köydeyken kalp krizi geçirmiş” dedi ve ağlamaya devam etti. “İnnâ lillahi …
DevamıFaiz düzenine ve iktisadi şirke hayır!
Rızık elde edildikten sonra israf yapmak emeğe ve topluma karşı en büyük saygısızlıktır. İsraf kavramının harcama konusunda kullanılması her ne kadar meşhur olsa da insanın, yapmış olduğu her işte meşru sınırı aşmasıdır.1 Verme konusunda eli tamamen açmak ve Allah Teâlâ’ya isyan olan yerlere sarfta bulunmak gibi harcamayla ilgili anlamlarının yanında; …
DevamıSufilere göre çocuk eğitimi
Sûfîler insanın iç dünyasını temizlemek suretiyle, hayatına anlam katabileceğini düşünürler. Günümüz ifadesiyle insanın kendisini gerçekleştirebilmesi için tasavvufî sistemi geliştirmişlerdir. Onlar, büyük küçük, yakın uzak herkesi bu sistemleri ile kâmil insan olarak yetiştirmeye çalışmışlardır. Nefis terbiyesine önce kendi nefislerinden başlayan sûfîler, daha sonra da çocuklarını, taliplerini ve diğer insanları kâmil …
Devamı