İnsanları ezel ve ebed nizamı İslam’a davet etmek, davet ederken İslam’ın o nezih ruhuna uygun bir dil kullanmak durumundayız. Nitekim arifler demişlerdir ki: “Aklın süsü dildir, dilin süsü sözdür.” Sözlerimiz dilimizi, dilimiz de aklımızı taçlandırır. Zira bütün bunlar, paha biçilmez değerlerimizdir. Bu değerlerin farkında olarak hayatımızı inşa etmeli ve bu …
DevamıAcısıyla tatlısıyla imamlıkta kırk yıl…
Necip Fazıl ne güzel söylemiştir: “Hani o Müslüman ki her güzele bedeldir. İnsan defilesinde eskimez tek modeldir!” Müslüman demek her işini her zaman ve her ortamda en güzel şekilde yapan kimse demektir. Zira Bakara Sûresi’nin 195. âyetinde Yüce Rabbimiz: “Ve ahsinû. İnnallahe yuhibbü’l-muhsinîn” yani “Yaptığınızı güzel yapın; Allah güzel yapanları …
DevamıYağmurla gelen hidayet…
Allah’ımız bize çok güzel bir nimet vermiş, iman nimeti ile yaşıyoruz. İsteriz ki bu nimeti Rabbimiz muhtaç olan kullarına da nasip etsin. Hidayetin nerede, ne zaman, nasıl geleceği bilinmez. İnsan hiç ummadığı bir yerde, iman nurları ile tanışabilir. Gittiğim gezdiğim yerlerden, çok farklı hidayet hikayeleri dinledim. Beni çok etkilediler, belki …
DevamıBenim ücretim ancak Allah Teâlâ’ya aittir…
Cihada karşılık ücret alınmayacağına dair ayetlerin çokluğu davetçilere kaynak olmalıdır. Azim sahibi peygamberlerin ilki olan Hazreti Nuh aleyhis selam 950 sene peygamberlik yapmıştır.1 Ömrünün anını bile davet etkinliği ile geçiren Hazreti Nuh’un davetine karşılık ücret istemediği ayette şöyle haber vermiştir: “Ey kavmim! Bu (davetime) karşılık sizden herhangi bir mal istemiyorum. …
DevamıDenizde ne varsa kıyıya o vurur…
Kelimeler lisanımızdan dökülürken onların ne olduğunu bilmek görevimizdir. Kelime’nin de kökeni “Kelim” aslında “cerh/ tesir” manası taşır yani “yara/ iz” demektir. Peki, kelime ile tesirin yani yaranın nasıl bir alakası vardır? Cevap basittir. Nasıl ki hançerle yaralayanın yaralama izi, tesiri yaralanan da kalıyorsa konuşanın kelamı, kelimeleri de dinleyicide bir tesir …
DevamıMutluluk bir sırdır…
Mutluluk mutsuzluğun içinde bir sırdır. Mutsuzluk da mutluluğun içinde bir sırdır. Daimi mutluluk yoktur. Yedi gün yirmi dört saat neşeli bir hayat insan için söz konusu değildir. İnsanın gün içerisinde bazen canı sıkılır, kalbi daralır ve durgunluk hisseder. Tüm bunlar insan olmanın bir gereğidir. Üzüntü olmadan mutluluk anlaşılmaz. Nimetler zıddıyla …
DevamıHayata farklı açılardan bak…
Bir olayı veya bir nesneyi ya da bir olguyu analiz ederken herkes bulunduğu pencereden, kendi zaviyesinden bakarak ya da kendi ilim dalının bakış açısını esas alarak değerlendirmesini yapar. O değerlendirme, sahibinin gerçeğidir. Bu mutlak gerçeklikten ayrı göreceli bir gerçekliktir. Bana göre, sana göre, ona göre olan bir gerçeklik, göreceli/ izafi …
DevamıNöbetçi âlim Muzaffer Kartal Hocaefendi…
Yıllar önce bir sempozyuma gitmiştim, orada bir âlim dedi ki: “Dünyada ilimle uğraşıp da Bursa’ya ayak basmayan pek olmamıştır.” Bursa hakikaten âlimler yatağı; ister hafızlık yönünden olsun ister medrese usulü Arapça tahsilli olsun hangi yönden yetişmiş hoca ararsanız bulursunuz. Hatta Türkiye’nin sayılı hocalarından bazıları da halen Bursa’da yaşamaktadır. Hani yeşil …
DevamıValizler dolusu sabırla gidin…
Yurt dışından görevli kafile başkanı olarak gittiğim Hacda Medine’de hacı hanımlar arasında cereyan eden olay bizleri çok derinden üzmüştü. Otel odasında sigara içen bir hacı kızımız, annesi yaşındaki diğer hacı ablamız tarafından ikaz ediliyor. Hacı abla: “Kızım ben astım hastasıyım, sigaranın dumanı bana dokunuyor. Lütfen dışarıda iç” deyince genç olan; …
DevamıHepimiz aynı gömleği giymiştik…
Fakir oluşunuzdan dolayı utandığınız oldu mu hiç? Benim oldu… Aslında fakirliğimden değil de, fakirliğimin ilan edilmesinden utanmıştım. Köyden okumak için ilçeye gelmiş bir öğrenciydim. Gittiğim okulun orta okul ve lisesi aynı binadaydı. Ortaokul 3. sınıftaydım. Öğrenim gördüğüm yıl, muhtemelen giysilerimin yıpranmışlığından dolayı bir gün beni sınıftan idareye çağırdılar. Gittiğimde, yaklaşık otuz öğrencinin daha …
Devamı