Muhabbetullahı özümseyenler yaşadıkları çağın şahitleri ve şehitleridirler. Bu şehadetle ve muhabbetin aşkınlığı ile herkes irtidat etse bile muhabbet ehli bu insanlar Hak’ta sebat ederler. Kötülüklerin her türlüsüne, modern ve ilkel putçuluğa Hazreti İbrahim aleyhis selam gibi kıyam ederler. Siyasi, sosyal, hukuki, iktisadi ve dini hiçbir irtidada kayıtsız kalmazlar. Muhabbet sahibi, Allah …
DevamıMarifetteki derinlik ve itikadî saflaşma
Herkesin takvası marifetullahı kavramasıyla doğru orantılıdır. Marifeti olmayanlar veya eksik olanlar müşrik, mürtet, münafık, Yahudi, Hıristiyan, ateist, deist, nihilist, pozitivist, mason, sosyalist, kapitalist, materyalist, fasık, facir ve zâlim olmuşlardır. Marifeti olmayanlar ideolojileri dinleştirmişlerdir. “Allah’ı hakkıyla bilemeyen”1 bu gruplar, marifetullahla buluşur ve kalbî tasdik, ikrar ve ameli salihle hayatlarını anlamlandırırlarsa hidayete …
DevamıKavramlar bizi nereye götürür?
Batının Müslüman düşünürlere hediye ettiği bir set vardır. Entelektüel olacaksınız, bilimsel düşünceye önem vereceksiniz, bilimi evrensel tek ölçü olarak göreceksiniz, eğitime, ekonomiye ve siyasete batılı paradigmayla bakacaksınız. Bu seti kabul ettiğinizde Müslüman olarak kalabilirsiniz ama Yunanlı gibi düşünmeye başlarsınız. En başta “entelektüel” olmayı kabul ederek batının süslü dünyasına girmiş oldunuz. …
DevamıDini eğip bükme hürriyeti yoktur…
Bu güzel hikaye bize fani dünyada paylarına yalnızlık düşen iki güzel varlığın dostluğunu anlatıyor. Bize gerçek dostluğu öğretiyor. Ne dersiniz? Biz de bu küçük kuş gibi dostlarımıza böyle gönülden bağlı kalabilir miyiz? Veya onlara böylesine kıymet verebilir miyiz? Allah cümlemize gerçek dostlukları yaşamayı ve idrak edebilmeyi nasip eylesin. Besim Hoca'ya da rahmet olsun.
DevamıŞeytanın dostları kimlerdir?
Yüce Allah yarattığı andan itibaren kullarından, şeytana itaat ve ibadet etmemeleri hususunda söz almıştır: “Ey Âdemoğulları! Ben size, (vaktiyle gönderdiğim vahiyler ve elçiler aracılığıyla) “Sakın şeytana kulluk (ve itaat) etmeyin; (Yani, ‘Lâ ilâhe illallah… Emirlerine kayıtsız şartsız itaat edilmeye lâyık hiçbir güç, hiçbir otorite yoktur… Mutlak güç ve otorite Allah’a aittir; yaratma da emretme de …
DevamıMustalıkoğulları savaşından alınacak dersler 3
Abdullah bin Ubey’in münâfıklığına, münâfıkların liderliğini yapmasına rağmen, oğlu Abdullah son derece samîmî bir Müslümandı. Babasının yaptıklarından devamlı rahatsız olmasına, her zaman babasına karşı bir öfke duymasına rağmen, İslâm’ın emri gereği babası olduğu için Abdullah bin Ubey’e karşı kötü davranmaktan kaçınıyor; babasının kendisine yönelik aşağılayıcı sözlerini duymazlıktan geliyordu. Ancak, Mustalıkoğulları …
DevamıDinde sapma ne demektir?
Peygamber Efendimiz sallellahu aleyhi ve sellem’in gerek iman gerekse amel bağlamında temsil ettiği sırat-ı müstakim tamamlanmıştır.1 Bu yolu her türlü ifrat ve tefritten korumak gerekir. İnançta ve amelde İslâm’a ekleme veya çıkarma yapmak dinde aşırılıktır. Resulullah sallellahu aleyhi ve sellem, bu tür aşırılığa karşı ümmetini şu buyruğuyla uyarmıştır: “Sizi dinde aşırı …
DevamıKelime-i tevhid kalbe yerleşince…
Kelime-i tevhidi kabul eden bir mü’min, önce gönlünü tezkiye eder. “Lâ” diyerek her türlü şirkten kalbini arındırır. Sonra da tahliye olan, itikadi ve amelî şirkten temizlenen kalbin Yüce Allah celle celaluh’a iman, itaat ve teslimiyetle süslenmesi gerekir. Bu durum, kelime-i tevhidi söyleyen bir mü’minin reddettiklerinin tam karşıtıdır. Yani, kelime-i tevhidi …
DevamıŞaşır(t)an ilahiyatçılar…
Şaşırmak veya hayret; bir durum veya bir şey karşısında ne yapacağını, ne hüküm vereceğini bilememe diye tarif edilmekte. Yani beklenmedik bir durumla karşılaştığımızda şaşırırız. İlâhiyat fakültelerindeki bazı akademisyenlerin zaman zaman garip beyanatları, tuhaf yazıları ve acayip ses kayıtları gündeme düşüyor. Şaşılacak şey ki biz yine şaşırıyoruz. Şaşırmamız abes çünkü beklenmedik bir …
DevamıMustalıkoğulları savaşından alınacak dersler 2
Münâfıkların reisi Abdullah bİN Ubey, Mustalık oğulları savaşından sonra Müreysî su kuyusunun başında iki sahâbînin sözlü münâkaşası nedeniyle Müslümanların birbirleriyle münâkaşa etme aşamasına gelişini büyük bir keyifle seyretmişti. Bazı girişimleriyle Medineli Müslümanlarla Mekkeli Müslümanların arasını kolayca açabileceğini düşündü ve yaşanan olay, onun bu düşüncesine dayanak oldu. Abdullah bin Ubey bin …
Devamı