Kurucu dinamiklerimizden ahilik anlayışı…

Fütüvvet anlayışının devamı niteliğinde ve özellikle esnafların ilgi gösterdiği ahîlik teşkilatı ilkeleri, ulaşmayı arzuladığı hedefleri ve yetiştirmeyi amaçladığı insan portresiyle sûfî düşüncenin rengine boyanmış kurumlardan biridir.1 Ahî; köken itibariyle Arapça bir sözcüktür ve “Erkek kardeşim” anlamına gelmektedir.2Kardeşim” sloganını kullanan bu anlayışın vizyonunun “Hep birlikte büyük hedeflere yürümek” anlayışına dayandığı ifade edilmiştir.3

Ahîlik yoluna girmek isteyen kimseye “Harama bakma, haram yeme, haram içme. Doğru, sabırlı, dayanıklı ol. Yalan söyleme. Büyüklerden önce söze başlama. Kimseyi kandırma. Kanaatkâr ol. Dünya malına tamah etme. Yanlış ölçme. Eksik tartma. Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil ve kendin muhtaç iken bile başkalarına verecek kadar cömert ol” tavsiyelerinde bulunulmuştur.

Güzel ahlak esastır

Yine ahîyi; “Şarap, zina, livata yapmak, gammazlık, dedikodu, iftira, münafıklık yapmak, gurur, kibir, sert ve merhametsiz olmak, haset, kin, affetmemek, sözünde durmamak, yalan, hıyanet, emanete hıyanet etmek, kadınlara şehvetle bakmak, kişinin ayıbını örtmemek, cimrilik, koğuculuk, gıybet etmek ve hırsızlık yapmak” gibi hasletlerin ahîlik yolundan çıkaracağı belirtilmiştir.4

Ahîliğin sanat, ticaret, meslek, olgun kişilik, ahlak ve doğruluk hedeflerinin iç içe geçmiş bir alaşım olduğunu ifade edebiliriz.5 İşte bu tespit maddî ve mânevî dengenin kurulabilmesi için fütüvvet ve ahî teşkilatlarının tasavvufî düşüncenin etkileyici ikliminden istifade yoluna gittiklerinin bir göstergesi niteliğindedir.6

Öyle ki sûfîlerin hedefleriyle fütüvvet teşkilatına mensup kimselerin amaç ve gayeleri neredeyse aynıdır.7 Örneğin fütüvvet/ ahîlik konusunda geniş değerlendirmelerde bulunan Kuşeyrî’nin konuyu tasavvufî bir bakış açısıyla şu başlıklar altında değerlendirdiği görülmektedir:

Başkasını kendine tercih etmek, başkasının kusurlarını hoş görmek ve ayıpları deşifre etmeyip setretmek, fedayı can ve mal edebilmek, nefsin heva ve hevesine muhalefet etmek, kişinin vazifesini yapmak ve hak istememek, fakir ile zengini bir tutmak, dünya ve ahiretten yüz çevirmek, misafir ve ev halkını bir görmek, herkese ikramda bulunmak, insan ayırmamak, incitmemek, Sünnet’e tabi olmak, nefse pay çıkarmamak, biriktirmemek, nimeti paylaşıp, mihneti gizlemek.”8

Sufilikle özdeş

Sûfî düşüncenin genel yapısına bakıldığında da büyük ölçüde bu hususlara işaret edildiği gözlemlenecektir: Cerîrî: “Tasavvuf güzel huyları benimsemek, kötü huylardan kaçınmaktır.’ Kettâni ve Mürtaiş: ‘Tasavvuf ahlaktır.” Cüneyd: “Hakk’ın seni sende öldürmesi ve kendinde diriltmesidir.” Ebu Hamza Bağdâdî: “Zengin iken fakir, aziz iken zelil, meşhur iken meçhul olmaktır.” Semnûn:  “Ne bir şeye mâlik olman ne de bir şeyin sana mâlik olmasıdır.”

Ruveym: “Allah’ın iradesine mutlak teslimiyettir.” Cüneyd: “Allah’la beraberlik, nefisle sulhu olmayan bir savaştır.” Ma’rûf-i Kerhî: “Halkın elinde olandan ümit kesmektir.” Hamdûn Kassâr: “Başkalarını affetmek, kendi nefsini kınamak, adam ayırmamak, herkese ikram etmek, kötü olan her şeyi üzerine almak ama kendinden sadece güzel bir şey çıkmasıdır. Kanını heder malını mübah görmektir. Fedayı can ve mal etmektir.”9

Fütüvvet, ahîlik ve tasavvufî düşünce arasındaki bu yakın ilişki zaman zaman kurumların birbirleriyle karıştırılmalarına ve maalesef bazı yanlış değerlendirmelerin olmasına zemin hazırlamıştır. Fütüvvet ve ahîlik anlayışı İslam’ın ilk yıllarından itibaren Müslümanların, özelde de Anadolu insanının gündeminden düşmeyen10 ve zamanla donanımlı bir teşkilata dönüşen, kurumsal kimlikleriyle toplumu derinden etkileyen yapılardır.

Bu kurumların her aşamasında yani düşünce, uygulama ve teknik diğer detaylarda sûfî düşüncenin tesirini yakından gözlemlemek mümkündür.11 Mânevî güzelliklere maddî inşanın gerçekleşmesiyle ulaşabileceklerini düşünen sûfîler, fütüvvet ve ahîlik teşkilatının her döneminde üstlendikleri etkin rolleriyle kıyamete kadar evrensel nitelikte olan çağrılarını bizlere emanet olarak bırakıp bu fânî âlemden ayrılmışlardır.

Bugün bizlere düşen görev, Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye’nin süzgecinden geçip büyük bir tecrübenin eseri olarak ve herkesi ve her şeyi kucaklayıcı tavrıyla gönüllere yön veren bu sistemleri güncelleyerek günümüz insanının istifadesine sunmak olacaktır. Bu metotla sadece dünyaya veya sadece mânevî zevklere yönelerek ilâhî adalet terazisini yanlış kullanmaya çalışan bütün beşerî sistemlere alternatif fıtrat eksenli bir sistemi bütün dünyaya takdim etmiş oluruz. Bu çaba, iman etsin etmesin herkesin mutluluğu, huzuru ve adalete olan güvenini tazeleyeceği için ihmâl edilmemesi gereken bir hakîkattir.12

Dr. Fatih Çınar/ İrfanDunyamiz.com

DİPNOTLAR

1 Mehmet Ali Hacıgökmen, “Anadolu’da Ahiliğin Esnaf Teşkilatı Haline Dönüşmesi ve Tımar Sistemine Yansımaları (Ankara Örneği)”, S.Ü. Uluslararası Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 264-289.
2 Abdülbaki Gölpınarlı, “İslam ve Türk İllerinde Fütüvvet Teşkilatı ve Kaynakları”, İÜİFM 9, (1952), 11/3-354; Mikail Bayram, Ahi Evren ve Ahi Teşkilatının Kuruluşu, (Konya: 1991), 3-6.
3 Necmettin Özerkmen, “Ahiliğin Tarihsel–Toplumsal Temelleri ve Temel Toplumsal Fonksiyonları- Sosyolojik Yaklaşım”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi 44/2, (2004), 60.
4 Taner Tatar-Mehmet Dönmez, “Zihniyet ve İktisat İlişkisi Çerçevesinde Ahilik Kurumu”, Doğu Anadolu Bölgesi Araştırmaları (Malatya: 2008), 198.
5 Neşet Çağatay, Ahlâkla Sanatın Bütünleştiği Türk Kurumu Ahilik Nedir? (Ankara: Tesk Yayınları, ts), 6.
6 Cemal Anadol, Türk-İslam Medeniyetinde Ahilik Kültürü ve Fütüvvetnâmeler (Ankara: KB Yayınları, 1991).
7 Veysi Erken, Bir Sivil Örgütlenme Modeli Ahilik (Ankara: Berikan Basım, 2002), 96-98.
8 Kuşeyri, Risâle, 305-310.
9 Vahit Göktaş, “Ahilik ve Tasavvuftaki Bazı Müşterek Ahlaki Ögeler”, Ahilik Uluslararası Sempozyum Bildirileri Kitabı(Kayseri: 2011), 112-113.
10 Abdullah Kaya, “Anadolu’nun Türk ve İslâm Yurdu Haline Gelişinde Ahîlerin Rolü Ve Önemi”,  Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi 7/29, 547-561.
11 Hilmi Karaağaç, “İlk Dönem Fütüvvetnâmelerine Göre Ahîliğin İtikâdî Temelleri”, Iğdır Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 2, 41-70.
12 Kadir Özköse, “Tasavvufî Öğretiler Bağlamında Ahîilikte Şahsiyet Eğitimi”, Ahilik Uluslararası Sempozyum Bildirileri Kitabı(Kayseri: 2011), 193-199.

Şahsiyet Gelişimi↗

Müslümanca hassasiyetlerle yazılmış kişisel gelişim yazıları okumak için tıklayın.

Adab-ı Muaşeret↗

Sosyal hayattaki edep ve görgü kurallarına dair yazıları okumak için tıklayın.

Şunlara Gözat

Ahmet M Ziylan’dan İki Çift Söz Yeter

Çocukken dedelerimiz ve ninelerimiz bize bazı hikâyeler anlatırlardı. Çok güzel ve tesirli mesajları olurdu bu …

Hafız Halil Necati Coşan Efendi

Halil Necati Efendi, 1906 yılında (Rûmî 1322) Ahmetçe Köyü’nde doğdu. Babası Molla Mehmed’dir. Ailenin ikinci …

Çocuklar M. Yaşar Kandemir okumalı…

Bir müddettir seçmeli ders olarak okutulan “Siyer-i Nebi” yani “Peygamberimizin Hayatı” dersi, geleceğimiz ve yeni …

Her gösteri masum mudur?

Niçin toplandıklarını ve ne istediklerini bilmeksizin kendilerini yöneten ve yönlendiren toplum mühenislerinin gazıyla meydana çıkan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.