Hacı Hasan Efendi hangi kitabı tavsiye etmiş... Sultan Nine Ramazan'ı böyle karşılardı Yaşar Kandemir hocamızın Hadis nöbeti... Sultanlara eğilmeyen alim İmam-ı Rabbani... Hafız Zekeriya Kul Büyük Doğu hayranıydı... İsmail Ketenci hoca çok hafız yetiştirdi... Hacı Hasan Efendi ve davet anlayışı... İmam-ı Rabbani'den alimleri titreten nasihatler... Eyüpsultan’da bir Allah dostu... Mahir İz hocanın unutulmaz cevabı... Veliler bahçesinin iki güzel mürşidi... Hacıveyiszade'nin gülleri... Uğur Erman hoca gönüllerde iz bıraktı... Gizli bir alim İsmet Demir Hoca... Akşemseddin'in Fatih'e mektubu... Mert insan Muhsin başkan... Risale-i Nur medresenin malıdır... Senegalli sûfi mücahid Şeyh Ahmedü Bamba... Gaziantep'in kandillerinden Şeyh Hasan Arslan Efendi... Hüseyin Küçükkalay hocamızdan hatıralar... Adil Özberk hocanın sesi yankılanır Gaziantep'te Cengiz Bodur Ağabey'i size nasıl anlatsam ki... İhramcızade hazretlerinin duası...

Yayın Akışı

Uyku nimetinin farkında mısınız?

Varlık dünyamızın denge unsuru demek olan uyum, “uy” kökünden türetilmiştir. “Uyku” kavramı ile aynı köktendir. Uyku, somut olarak elle tutulmayan, gözle görülmeyen, ağırlığı ve hacmi olmayan, bedenin sükûnetini, uyumunu ve dengesini sağlayan yegâne unsurdur. Acıktığımızda yemek yeriz. Bunun bir ağırlığı ve hacmi vardır. Susadığımızda su içeriz. Bunun da bir ağırlığı …

Devamı

Bozuldu dünya/ Bayburtlu Hicrani

Günbegün devrolup bozuldu dünya,Dahi yaşanacak zaman mı kaldı?Selboldu milletten edep ü haya,Kadında, erkekte erkan mı kaldı? Cahiller divane, kamiller sarhoş,Bülbül kafesinde ötüyor baykuş,Bağlar gazellendi, meyvalar mayhoş,Alıp koklaşacak reyhan mı kaldı? Şehristanda alış veriş tüccarı,Haramı doldurdu serden içeri,Köylüde kalmadı rehim eseri,Açıp sırlaşacak ihvan mı kaldı? Bu millet atıldı hep haramkara,Nefsine aldandı …

Devamı

Kararlılık ve azim ile ilgili çocuk hikayesi

Ömer yine erkenden uyanmıştı. Çok güzel bir sabahtı. Abdestini aldı ve namazını kıldı. Annesi Zeynep Hanım içeriye girdi ve “Aferin oğlum yine erkenden kalkmışsın. Namazınıda kılmışsın.” Dedi. Hep birlikte kahvaltıya oturdular. Ömer çok heyecanlıydı. Ömer bu gün maket roket yarışmasına katılacaktı. Babasına yapacaklarını anlatıyordu. Çabucak telaşla okula hazırlandı. Babası Ömer’i …

Devamı

Gürültü yapan talebelerin ellerini öptü

Bazen Şeyh Seyda yatsıdan sonra veya ikindiden sonra hatme yapardı. Yahut bir Perşembe akşamına denk gelirdi… Hatme yapılırken cemaat çok kalabalık olurdu. O sırada talebeler oyun oynar, gürültü yaparlardı. Sesleri tâ köyün dışına çıkardı. Seyda onlara hiç kızmazdı. “Şurada beş dakika bir durun, biz hatmemizi bitirelim, ondan sonra ne yaparsanız …

Devamı

Necip Fazıl’ın cenazesinde neler yaşandı?

Yüksek İslam Enstitüsü’nde okurken, çok sevdiğim şair Necip Fazıl Kısakürek’in öldüğü haberini duydum. Merhumun Çile isminde bir şiir kitabı vardır, o kitabı satın alıp bir solukta okuyup su gibi içtiğimi hatırlarım. Öyle hoşuma gitmişti ki o güne kadar öyle güzel şiirler hiç okumamıştım.   Cenazesinin Avrupa yakasındaki Fatih Camii’nden kaldırılacağını …

Devamı

Mehmed Zahid Efendi’den tatlı hatıralar

Kendisini ilk dinleyişim sanırım 1952’de, herhalde ilk hutbesindeydi. Çivicizâde Ümmügülsüm Camii‘nde… Celâl dolu bir hutbeydi. Halbuki hutbenin dışında hakim vasfı yağ gibi yumuşak olmasıydı. Hilim ve bast her anıydı. Ve ibadet temizliği… Giyinişinde, tavrında, halinde o kadar barizdi ki… Birçoklarına dönüp baktırırdı. Gazeteci olarak gidersiniz! Sanırım 1954’te idi. “Hacca gideceğiz, …

Devamı

Hû kuşu/ Yaşar Fersahoğlu

Hû kuşu bu gece inledi durduHû diye Hû diye Hû diye diyeDertli gönülleri yaktı kavurduHû diye Hû diye Hû diye diye. Bilmem ki nedendi ne idi derdiHû idi dilinin değişmez virdiHû kuşu bu gece gönlüme girdiHû diye Hû diye Hû diye diye. Bir tatlı tegannî çok yanık bir sesGüftesi harika …

Devamı

Ah şu toptancı tavırlarımız!

Bursa’da esnaf olan Ali bir gün köyüne gider, kahvehanenin önünde oturan insanlara selam verir, hal hatırdan sonra: “Kusura bakmayın, sohbetinizi bozdum galiba. İsterseniz kaldığınız yerden devam edin” der. İçlerinde temiz kıyafetli birisi konuşmaya başlar: ”Bizim öğretmen arkadaşımız Salim, bu köye atandığında kendisine yardımcı olmak için beraber ev aramaya çıktık. Köylüler …

Devamı

Kibirli alimi susturan soru…

Rivayet olunur ki, bir zamanlar kendisine “ayaklı kütüphane” denilen, gerçekten de ilmi seviyesi yüksek, hemen her konuda malumat sahibi bir zat varmış. Ne var ki bu büyük âlim, ilminden dolayı biraz mağrur imiş ve başkalarının ilmini küçümsermiş. Oralarda yaşayan ilmi seviyesi normal fakat arif bir zat varmış. Bir gün o …

Devamı

İslam’da noterlik…

Hayatın doğal akışı içerisinde şahidiz ki insan kendi kendine yeterli bir varlık değildir. Yüce Allah hayatın kolektif olarak devamını murat etmiş ve insanları birbirlerine muhtaç hâlde yaratmıştır. Bu muhtaçlıktan çeşitli ilim dalları ve sanatlar da doğmuştur. İnsanlar ihtiyaçlarını madden karşılama çabasına girdiklerinde yetersiz kalınca çevresinden para ve diğer ihtiyaçlarını bir …

Devamı

Müslüman/ Yaşar Fersahoğlu

-Fersahzadeye- Zaman zaman durur düşünür müsün?Evinde esir mi yoksa hür müsün?Yoksa toprak mısın, taş, kömür müsün?Değilsen bir adım atacak mısın? Neden bu meskenet, bu zillet neden?Hâlâ bıkmadın mı tekmelenmeden?Seni böyle zelil perişan eden.Ölüm uykusunda yatacak mısın? Sararmış gözlerin kalmamış feriNe olur görüver bastığın yeriEcdad yadigarı bunca değeriKüfür mezatında satacak mısın? …

Devamı

Endülüslü bilge İbn Hazm

Rahmetli Asım Gültekin Abi gittiği bir misafirlikte veya herhangi bir yerde bir kitaplık ya da kütüphane bulursa mutlaka orayı karıştırırdı. Kitap okumanın zevkini almıştı; isterdi ki herkes bir şeyler okusun, bir şeyler yazsın. Beraber Fatih’te bir yayınevine uğradığımızda da çok mutluydu. Onun dünyasında dergilerin olduğu gibi kitapların da yeri büyüktü. …

Devamı

İlhama mazhar olmuş nefis

Tasavvuf ehli, emmâre ve levvâme aşamalarından sonra birtakım ilhamlara mazhar olan sâlikin mülheme derecesinde seyrine devam edeceğini ifade etmişlerdir.[1] Sûfîlere göre sâlik, nefsi ıslah yöntemi içerisinde üçüncü aşama olarak kabul edilen bu derecede,[2] emmâre ve levvâmede olduğu gibi, karar kılmayı değil daha üst aşamalar olan mutmainne, razıyye ve merzıyye derecelerine …

Devamı

Kaynaşmayanda hayır yoktur!

Eskiler ne güzel demişler: “Gönül muhabbet ister kahve bahane…” Hele insan yurtdışına gidince dilini anladığı, kültürünü bildiği bir kardeşi ile sohbet etmek istiyor. Hele hele yurtdışına yeni çıkmış birisinin bir hemşerisini bulup konuşması ya da Türkçe bir söz duyması o kadar sevindirici ki bunu gidenler ve yokluğunu hissedenler çok iyi …

Devamı

Zindandan Mehmed’e mektup

Zindan iki hece, Mehmed’im lâfta!Baba katiliyle baban bir safta!Bir de, geri adam, boynunda yafta…Halimi düşünüp yanma Mehmed’im!Kavuşmak mı? .. Belki… Daha ölmedim! Avlu… Bir uzun yol… Tuğla döşeli,Kırmızı tuğlalar altı köşeli.Bu yol da tutuktur hapse düşeli…Git ve gel… Yüz adım… Bin yıllık konak. Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!Bir âlem …

Devamı