“Katremizden hisse al, bî-gâr-ı derya olmuşuz. Cümle halka bir bakışla, çeşm-i bînâ olmuşuz.” Zamana ve mekâna anlam kazandıran en önemli unsurlardan bir tanesi de o zaman ve mekânda yaşayan şahsiyetlerin kimler olduğudur. Nice şehirler, nice ilçeler, nice kasabalar, nice köyler vardır ki bir zaman diliminde yetiştirmiş oldukları büyük şahsiyetlerle birlikte anılırlar. …
DevamıMümtaz bir genç olmak ister misin?
Türkiye’nin önde gelen yazar ve yayıncılarından Mehmed Şevket Eygi Bey ile gençliğin İslam ahlâkı ve Osmanlı kültürü ile ilişkisi üzerine bir mülâkat yaptık. Ayrıca hayatında iz bırakan bazı şahsiyetleri konuştuk. Mümtaz bir genç nasıl olur? Mümtaz bir genç olmak için öncelikle neler yapmak gerekir? Allah bize iki yol göstermiştir. Birincisi: …
DevamıÖmer Nasuhi Bilmen’in patrik ile görüşmesi
…O zaman İstanbul’da bir patrik vardı. Amerika’dan buraya reis-i cumhurun uçağıyla gelmişti. İstanbul’da Fatih’in türbesi açıldığı zaman o da buradaydı. Türbenin kapısı açılırken Rumca bir konuşma yaptı. Nureddin Topçu da Türkçe bir konuşma yaptı. Fazla kalabalık bir merasim değildi. 40 ya da 50 kişi ancak vardı. Bu Patrik geldiğinde İstanbul …
DevamıParayla arası iyi olmayan alim: Arabkendî
Mardin, Kızıltepe‘nin Ali Paşa Köyü’nde doğdum. Köyümüz on iki köyden oluşan Ğurs mıntıkasındadır. Ali Paşa bizim dedemizdir ve o köyün kurucusudur. Köyü o kurduğu için onun adıyla anılmıştır. Çocukluk dönemim orada geçti. Dini ilimler ile olan irtibatım çok küçük yaşlarda başladı. İlk İslâmî eğitimimi, Kur’ân-ı Kerim’i ve ibtida seviyesindeki dersleri …
DevamıAşıkkutlu Hoca son ekmeğini talebeye verirdi
Evindeki son ekmeği bile talebeleriyle paylaşan böyle güzel alimlerimiz sayesinde, bütün baskılara ve zulümlere rağmen İslami tedrisat engellenememiştir. Gizli veya açıktan bir şekilde devam etmiştir. Takva ve ihlas ölçülerinde yaşayan alimlerimizin tamamının, talebe yetiştirme konusuna büyük önem verdiklerini görüyoruz. Evlerindeki yemekleri, ceplerindeki üç kuruşu bile talebeleriyle paylaştıklarına şahit oluyoruz. Onların İslami ilimlere yaptıkları bu hizmetler asla unutulmayacaktır. Ve onların bu örnek vasıfları, ilim yolcularına her zaman örnek olacaktır. Allah'ın izniyle bu güzel alimler hiçbir zaman unutulmayacaktır.
DevamıEskiden renkli pazar çantaları vardı…
Ne oldum delisi derlerdi, eskiler… Refah seviyesi arttıkça bir sürü değer kaybediliyor, ne oldum delileri çoğalıyor. Çocuklar da bu değerlerden yoksun yetişiyor. Eskiden ”ayıp” kabul edilen davranışlar, bugün normal davranış haline geliyor. Eskitilmiş değerlerimiz bizi biz yapan adab-ı muaşeret kurallarıdır. Bunlar pörsüdükçe biz, biz olmaktan çıkıyoruz. Biraz hassasiyet. Eskiden pazardan …
DevamıÇocukların çalıştırılması doğru mu?
Çocukların nafakalarını sağlamak ebeveynlerin üzerlerine bir borçtur. Onların her türlü bakımı, beslenmesi, tahsili ve korunması anne-babanın sorumluluk alanına girmektedir. Şayet onlara gerekli itina gösterilmez ise helak olurlar. Neslin helaki ile meriyette olan siyasal yapının kimliği arasında doğru orantı vardır. Esas söylemek istediğimiz, velayet kâfirlerin ve münafıkların elinde olursa, ayette buyurulduğu …
DevamıMahmud Efendi’nin anne babalardan ricası!
Son devrin İslam alimlerinden Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin; “Bir tek nefesiniz kalsa okuyun derim” diyerek anne babalara okumalarını tavsiye ettiği yazıdır: Sonsuz zenginlik istemez misiniz? Anneciğim ve babacığım bana dinimi öğretin, amel defteriniz kapanmasın. Küfür yakışmaz benim ağzıma, Kur’an gerekir bu günahsız masuma. Ben size Allah celle celaluh’ün büyük bir nimetiyim. …
DevamıMehmet Görmez hoca ve deve çobanı
Türkmenistan’da yaşadığım ve beni çok etkileyen, hemen hemen konuşmalarımda beni dinleyenlerle paylaştığım bir anımı paylaşmak istiyorum. Büyük Selçuklu Sultanı Sencer’in mezarını ziyaret ettikten sonra, Merv kentindeki sahabe mezarlarını ziyaret etmeye giderken yolda bir deve çobanıyla karşılaştım. 1,90 boyunda, 80-90 yaşlarına geldiği halde hala beli bükülmemiş, dinç, göbeğine kadar sakalı uzamış, başında …
DevamıYaralı kuş ve Hazreti Süleyman kıssası
Bir gün yaralı bir kuş Hazreti Süleyman aleyhis selam’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hazreti Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar; “Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?” Derviş kendini savunur; “Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana …
Devamı