
Cesaretlerin azalmaması, hak sözün saklanmaması, heyecanın kaybolmaması için “Kabe avlusunda kim yüksek sesle Kur’an okur” emrine uyan sahabeyi hatırlayalım. Dayak yiye yiye, yara bere içinde kalmasına rağmen sesinin yükseldiği o anı getirelim gözümüzün önüne.
Fitili ateşleyen, uyuyan zihinleri uyandıran o sözlerin yüksek sesle haykırılması gerekiyordu. Duymayanlara işittirilmesinin tam da zamanıydı. Elinde pankart olsa belki onu açardı, hoparlör olsa onu kurardı, perde olsa ekrana yansıtırdı.

Özlüyoruz
Dayak yedikten sonra yanına gidip tebrik etmişlerdi onu. Tekrar tekrar gitmek istemişti. “Sen ne yaptın kardeş, ne gerek vardı mübarek, zamanı mıydı dostum, provokatör müsün birader” diyenler olmadı. Kardeşlerinin yanağından sızan kana üzüldüler ama aşkına hayran oldular.
Ahir zamanı yaşıyoruz. “Allah’u Ekber” diyenlerin jandarmaya ispiyonlandığı, dipçik yediği, sürgün edildiği, hapse atıldığı günlerin üzerinden yüz yıla yakın zaman ancak geçti. Hala “Allah’u Ekber” diyen bir gence “hangi gizli ajandası var acaba” diye şüphe içinde bakanları duyuyoruz.
Dosta merhametli, düşmana karşı şiddetli olacakken; dosta sessiz, düşmana sempatik görünme yarışında olanlar üzüyor bizi. Pervasızlığa ve ahlaksızlığa özgürlük diye kılıf bulan cesur cüretkârlar ortalarda gezinirken hak söze karşı bile “şimdi zamanı mıydı?” diyenler kahrediyor bizi.
“Evet tam da zamanı” diyorsun. Emri hatıra getiriyorsun. Dosdoğruluğun kaynağını gösteriyorsun. Olduğun gibi görünmek istiyorsun. Gizli ajandan yok. Provokasyon yapmıyorsun. İnandıklarını haykırmak istiyorsun, eline geçen fırsatta sağına soluna bakmadan “ben varım işte” diyorsun. Hepsi bu kadar.

Mesele var olman
Meseleyi hatırlattın kardeş bize. Teşekkür ederiz sana. Mesele, senin var olmanmış. Mesele, seni eline geçirse bir kaşık suda boğacak kişilerin hala ellerinde bir kaşık suyla dolaşmasıymış. Anlamadıkça anlatıyorlar, unuttukça hatırlatıyorlar. Değneksiz köy bulmuşlar, sokak sokak geziyorlar.
Hakikati çağrıştıracak en ufak bir imaya bile tahammül edemeyenlerin içlerindeki kini gizli gizli biriktirmeye devam ettiklerine şahit olduk. Bunu görmemizse sen vesile oldun. İman ve küfrü yeniden düşünmemize vesile oldun. Ayetleri örtmenin yeni versiyonlarını gördü gözlerimiz.
Mesele yalnız kalman da değil. Mesele seni yalnız sanıp içlerindeki öfkeyi ulu orta saçmaktan çekinmeyecek kadar arsızlaşabilmeleriydi. Karşı çıktıkları sözün doğruluğu, manası yada mesajı önemli değil. Mesele sözün kimden geldiğiydi.
Bilmem kim filozofun, bilmem hangi sosyoloğun, bilmem hangi paşanın yada soytarının adı olsa yazının altında, hiç gürültü kopmayacaktı. Ama sen sözün asıl sahibini hatırlattın. Güneşe dayanır mı hiç karanlıkta kalmış gözler?
İyi ki eşeledin
Dibi çamurlu, sığ bir su göletin yanına gidip suya baksan suyu berrak, tertemiz görürsün. Üzerinde yürüsen, elinle eşelesen, o suyun dibindeki çamur her tarafı kaplar ve kir ortaya çıkar. Çamuru eşeledin, suyu bulandıran kiri ortaya çıkardın.
Mesele çok daha fazlası. Gölete akan yeni, berrak, fıtratı temiz suları kirlerden uzak tutmak lazım. Mesele, sen var olurken senin yanında durabilme cesaretini gösterip gösterememekmiş. Yanında arkadaşların olmalıydı kardeş, senin önüne geçip hak sözün görünmesine mani olmak isteyenler ortaya çıktığında pankartı yukarı kaldıran dostların olmalıydı.
Sesini duyanlar olmalıydı kardeş. Sen bir iş yaptığında sana sahip çıkacak, durum yapacak, ardından yazacak, alkışlayacak, sesini başkasına duyuracak… Hakikati gizlemek için çırpınan, bağıran ve alkış tutanlar hemen yanı başında, sağında ve solunda başka dövizler taşıdılar ellerinde.
Mesele sadece doğruyu söylemek değil kardeş. Mesele yanlışa da mani olmakmış. O pankartı tutan eline sağlık. Fitili ateşledin, kovana çomağı soktun, içerdekini dışarıya çıkardın, bizi de uyandırdın. Eline sağlık.
Prof. Dr. Mehmet Ağırman/ İrfanDunyamiz.com

Yayın Yönetmeni Notu: Temmuz 2026’da Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde Mustafa Malo isimli kahraman bir öğrencinin Hud Suresi’nin 112. ayeti olan “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” yazılı pankart açması ve diğer öğrencilerin bu pankartın görünmesini engellemeye çalışması kamuoyunda büyük bir tartışmaya sebep olmuştu. Bir takım soysuz insanlar ayetin görünmesini engellemeye çalışmış, bir takım soysuz insanlar da bu zorbalığı savunmuştu. Mezuniyet törenlerinde her türlü lüzumsuz sözler, zevzek ifadeler, siyasal sloganlar pankartları süslerken birilerine göre ayetler olmamalıydı. Ehli bilir ki küfür ayetleri örtmek demektir. Ve küfür tek millettir. Bu vesile ile çok güzel bir seçimle hukukçulara “Dosdoğru ol” ayetini hatırlatan kahraman öğrencimizin gözlerinden öpüyoruz. Sağ ol, var, ol.
İyi Haberler ↗
İyiliklere, erdemlere, örnek davranışlara dair beyaz haberler okumak için tıklayınız.
Hatıra Arşivi ↗
Alimler, arifler, hocalar ve önemli şahsiyetlerin hatıralarını okumak için tıklayın.
İrfan Dünyamız Kendi İrfanımızı Keşfet!