
“Ölümümüzden sonra bizi toprakta aramayın. Bizim mezarımız âriflerin gönlündedir” der Mevlana Hazretleri. Gerçekten de öyle değil midir? Âriflerin hal ve konuşmaları birbirine benzer. Ârifler, aynı dili konuşmasalar da aynı mektepte okurlar. Onların mektebi gönül mektebidir. Gönüller ise Allah’ın mekânıdır. Bir gönül yapan Allah’ı razı etmiş olur.
Allah dostlarının gönülleri “muhabbetullah” sırları ile doludur. Onlardan birini ziyaret etmek, o sırları dinlemek de onlardan her birini ziyaret etmek gibidir. İşte Hazreti Pîr bu manayı dile getirmektedir. Onların dünyasına yabancı olmayanlar ariflerin sohbetini anlar. Sürekli dünyalık şeyler düşünenler ise o sohbetten hiçbir şey anlamaz.
Sokak lambaları
Bir ana caddeyi düşünün, aralıklarla sağ ve solundaki lambaları göz önüne getirin. Nasıl da aydınlatıyorlar etrafı değil mi? O yolda ilerleyen yolcular, rahatlıkla yol alırlar. İşte ârifler de öyledir. Allah’a gönül veren Allah dostları o caddeyi aydınlatan kandiller gibidir. Birinin aydınlığı biterken bir diğerininki başlar.
Biri diğerini sever ve destekler. Hepsi birden yolcularına sahip çıkar, onlara yol gösterirler. Hangi birisini diğerinden ayırabilirsiniz ki? İlmiyle âmil, marifet ilmiyle donanımlı âlimler, ârifler ve ehl-i hikmet de aynı gaye etrafında birleşirler. Onların derdi, tasası insanlardır. Onlara yol göstermek, onları ebedî hayatın felaketlerinden kurtarmak için gayret ederler.
Ne acıdır ki insanların pek çoğu ebedî hayatı düşünmeden yaşarlar. Gaflet içinde, sadece dünyayı düşünerek hayatlarını sürdürürler. Bir gün ölümün gelip kendilerini alacağını, dünya arzu ve isteklerinin kesileceğini akıllarına bile getirmezler. İşte velilerin bütün çabası hep bu insanların kurtuluşu için çalışmak olmuştur.

İnsan-ı kamil
İyi bir ilim ve nefis terbiyesi alan Mevlana, Şems-i Tebrizi ile tanışıp gönül problemlerinin de bir bir çözülmesiyle, hikmet deryasına dalmış ve Mesnevî gibi bir eseri meydana getirmiştir. Bu eser asırlardır insanlara, insan-ı kâmil olmanın metotlarını göstermiş ve göstermektedir.
Bir atom çekirdeği misali kendi etrafında dönerek kendisini tanıma, hiç olduğunu anlama, asıl öz ve mayayı keşfetme manalarını ihtiva eden semâ da bir nevi gezegenlerin, yıldızların dönerek yaptığı zikre iştirak etmek anlamındadır. Kişiliğin ve asıl varlığın özümsenmesinde, “Ben yokum Allah var” hakîkatinin yaşanmasında, teslimiyet, olgunluk, O’na boyun bükme, yalvarış ve yakarışın bir tezahürüdür.
Allah için bir mecliste, bir Allah adamıyla Hakk’ın sohbetini etmek bambaşka bir zevk ve neş’e âlemidir. Keşke böyle sohbetler bulabilsek. İşte doyumsuz aşkın “aşkullah” olduğunu bilen arifler, bu meclislerde yetişmiştir. Mevlana da önce babası Bahaeddin Veled, ardından Seyyid Burhâneddin Muhakkık-ı Tırmizî ve Şemsi Tebrizi’nin sohbetlerinde manevi yolculuğuna devam etmiştir.
Büyük müjdeler
Allah için bir araya gelmek ve O’nun için bir araya gelmek üzere ayrılmaya dair hadislerde büyük müjdeler vardır. Böyle kimselere Allah’ın sevgisinin vacip olacağı bildirilir. Hadislerde böyle büyük müjdeler olduğuna göre bu sohbetlerde kim bilir bizim bilmediğimiz ne manevi kazançlar vardır.
Ariflerin sohbetini her insan anlamayacağı için bunlar bazılarına hatta pek çoklarına mahremdir. Zira bu bir kabiliyet meselesidir. Akıl terazisi bunu çekmez. Onların sözlerini bu terazi ile tartmaya çalışanlar maalesef Mevlana’yı üzmüşler, Şems-i Tebrizi’nin ise başını yemişlerdir. Onun için bu sırlar ehlinin dışına açılamaz.
Bu gün dahi Mevlana gibi Allah dostlarına dil uzatanlar yok mu? Kimileri ona dil uzatırken, kimileri de farklı değerlendirmelere girerken, akıl ve iz’an sahibi bir kimse, onun: “Ben yaşadığım müddetçe Kur’an’ın kölesi, Hazreti Muhammed Mustafa sallellahu aleyhi ve sellem’in ayağının tozuyum” sözüne itibar eder. Doğru olan da budur.
Sevgi ve muhabbet
Bir toplumda ârifler, yani Allah’ı bilenler olmadıkça o toplumda aydınlanmalar olmayacaktır. Aydınlanmak ancak marifetullah ile olur. O halde bizlere düşen şey, nice ârifler, âlim ve sâlihler yetiştirmektir. Selâm Peygamberimiz sallellahu aleyhi ve sellem, bütün peygamberler, ârifler, âlimler ve sâlihler üzerine olsun. Bu vesileyle Mevlana ve diğer veli kullar üzerinde de olsun.
Biliyorsunuz her sene Mevlana’yı anma merasimleri oluyor. Bu programlara güzel diyebilmemiz için İslâm’a uygun olmalı. Anarken anlamalı. Bu manaları kavramalı. Anmak ve anlamak! Buna ihtiyaç hissetmek… Niçin?
Tekrar baştaki sözüne dönersek; “Ölümümüzden sonra bizi toprakta arama, ârif kişilerin gönülleridir bizim kabrimiz.” İşte unutulmamanın odak noktası!..
Ârif kişi; Allah’ı bilen ve O’nu seven insan demektir. Ârifler Allah için yaşarlar. Allah için sever, Allah için buğz eder, Allah için verir, Allah için insanlara yakınlık gösterirler. İşte Mevlâna’nın sözündeki sır ve manâ da budur. Yani her şeyin “Allah için” olması. Bizler Allah için yaşamaya çalışırsak aynı noktada buluşuruz. Kula düşen de budur.
Sevgi ve muhabbet alemini yaşayan bu güzel insanların ölümleriyle birlikte bu manâ da gömülecek değildir toprağa. Kişinin, o manâyı canlı olarak yaşayan ârif ve salih kişilere gitmesi, onların sohbetleriyle hayat bulması gerekir. Hikmet ehli insanların en güzellerinden birisi olan Lokman aleyhis selam oğluna şöyle öğüt veriyor:
“Ey benim oğlum! Âlimlerle birlikte bulun! Onların sözleri kimya gibidir. Onlara iki dizinin üzerinde yaklaş! Çünkü Allah celle celalüh gökyüzünden indirdiği yağmurla yeryüzünü nasıl diriltiyorsa, hikmet sahiplerinin sözleriyle de ölü kalpleri diriltir ve cilâlar.” (Heysemî, I, 125)
Onlar unutulmaz
Asırlar geçse de ne Lokman aleyhis selam unutulur, ne Mevlâna, ne Yunus ve ne de benzerleri! Zîra onlar hayatları boyunca Allah’ı bilmeye ve O’nu kullarına bildirmeye çalışmışlardır. Bunun için de Allah onları sevmiş ve kullarına sevdirmiştir. Bu gerçeğe şöyle işaret buyrulur hadis-i şeriflerde:
“Allah bir kulu sevdiği zaman, Cebrail aleyhis selam’a şöyle seslenir: Allah falanı seviyor, onu sen de sev! Onu Cebrail de sever. Sonra O, sema ehline şöyle nida eder: Allah falanı seviyor, onu siz de sevin! derken, bütün sema ehli de onu sevmeye başlar. Sonra onun için halk arasında (ilgi ve) kabul konur.” (Buhârî, tevhid 33)
Yine hadiste buyurulur; “Size en hayırlılarınızı haber vereyim mi? Ashab-ı Kiram: Evet, ey Allah’ın Rasûlü! dediler. Buyurdular ki: Sizden o kimseler en hayırlıdır ki, onlar görüldüğü zaman aziz ve celîl olan Allah hatırlanır.” (Kütib-i Sitte, 17/1262)
İşte kardeşlerim, “Görüldüğü zaman Allah’ı hatırlatan” o insanlar, ölümlerinden sonra da isimleri geçtiği zaman yine Allah’ı hatıra getirirler. Bunu lûtfeden de yüce Allah’tır. Zira onlar hayatları boyunca Allah’ı unutmadıkları için Allah da onlara böyle bir mazhariyet vermiştir.
İnsanı arif eder
Arifler sohbeti insanı hikmete gark eder ve sonunda arif eder. Hikmet, Peygamber Efendimiz sallellahu aleyhi ve sellem’in sünneti olarak karşımıza çıkmıştır. Onun sünnetine yapışan insanlarda da böylesine kalıcı söz ve davranışlar olarak zuhur etmiştir.
“Erler sohbeti, seni de erlerden eder” diyen Mevlâna yine buraya dikkat çekmiş ve insanın böylesine eşsiz güzelliklere ulaşması için Allah Resûlü’nün hayatlarından bir şeyler almasına işaret etmiştir. Bu, kul olmayı, Allah için yaşamayı, ârif olmayı, toprağa girse de toprakta çürümemeyi getirecektir.
Yaşanması gereken hayat ve ölümsüz manâ da budur. Yoksa ölümlerinden sonra onları toprakta ne kadar ziyaret edersek edelim, böylesine bir gidişata yönelmezsek, pek fayda elde edemeyiz. Niyet güzel olunca da onların kabirlerini ziyaret etmek de feyiz kapısı olur Allah’ın izniyle.
Mevlana demişken bir de onun şeb-i Ârûz’unu hatırlayalım. Ölüm gününü özleyen kaç insan çıkar sizce? Kendimize bakalım. “Şeb-i Ârûz” denilen o manâ neyi hatırlatıyor? Allah’a kavuşmayı değil mi? Sevgiliye varış, vuslata eriş… Allah’ın Sevgili Rasûlü, “Refîk-i A’lâ, Refîki A’lâ!” diyerek gitmişti Âlemlerin Rabbine. Onun yolunda olanlar da böyle gidiyorlar Yüceler Yücesine.
İşte kulluk burada kendisini gösteriyor. Bu çerçeve içerisinde Mevlâna Hazretlerini anıyor muyuz, yoksa anlıyor muyuz? Ya da anarken anlamaya mı çalışıyoruz? Ne dersiniz?
Muzaffer Dereli/ İrfanDunyamiz.com
Gönül Dünyamız ↗
Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.
İrfan Mektebi ↗
Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.
İrfan Dünyamız Kendi İrfanımızı Keşfet!



