İpek Hoca seherlerde uyanıktı

Resûl-i Ekrem sallellahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde: “Sizin hastalığınızın ve şifânızın ne olduğunu söyleyeyim mi? Hastalığınız günahlar, ilâcınızın da istiğfar olduğunu unutmayınız” buyurmuşlardır.

Yüce Rabbimiz peygamberlerini ve velîlerini insanlığın mutluluğu için göndermiştir. Kıyamete kadar da yeryüzünde velî kullarını, dostlarını eksik etmeyecektir.

O velî kullar, alıp verdikleri her nefeste Allah’ı unutmama mücâdelesi içerisindedirler. Bunun için günlük hayatları son derece nizamlı ve saatlidir. Gece gündüz hayatları bir disiplin içerisinde ve devamlı Allah Teâlâ’yı zikir ve O’na istiğfar halinde akıp gider.

Kendilerini her an Allah’ın huzurunda bildikleri için kalben ve rûhen doyuma ulaşmış, imanları kalbde sebat bulmuş ve çevresine rehber olmuş yiğitlerdir. Kalb-i selîm sâhibi, kimseyi kırmayan, kimseden incinmeyen, Allah’a ve yaratıklarına dost olmuş şefkat ve merhamet âbideleridir.

Seherlerde aşıklar

Seher vakti Allah’ın sevgililerinin uyanık bulunduğu ve Allah’a ibâdât ve taat üzere oldukları lâhûtî bir zamandır. Rahmet-i ilâhiyye’nin yeryüzü semâsına kadar indirilip: “Yok mu derdine derman isteyen? Şifasını vereyim. Yok mu sıkıntılarını gidermek isteyen sıkıntılarını gidereyim” diye nida edilen, rahmetin saçıldığı ve kulun Rabbine en yakın olduğu anlardır.

Mânevî ikramların yapıldığı, ruhânî ziyafet sofralarının açıldığı ve Yâr ile buluşup kalbî alış-verişlerle ilâhi ünsiyetin gerçekleştiği bereketli vakitlerdir. Gözyaşlarıyla namaz, niyaz, istiğfar, tefekkür ve zikirle Yüce Rabbe en içten hislerle, samîmî, sıcak ilticâlar edilen demlerdir.

Seher vakti uyanık bulunma konusu bütün Allah dostlarının eğitiminde dikkat çekilen hususlardandır. O lâhûtî vakit insanoğlunun bedenen dinlenip zinde olduğu kâinatın bir sessizliğe bürünüp  kalbin Allah Teâlâ’ya yakınlığını daha kolay hissedebildiği, kalb ve zihnin birlikte aynı hedefe yönelebildiği tatlı anlardır. İnsanın kendini rûhen zenginleştirebildiği ve fikrini derinleştirebildiği kalben ve ruhen Allah’ın nuruyla dolabildiği dolum anlarıdır.

Konyalı Sarı Emmi bir sohbetinde şöyle demiş: “Seher vaktinde Allah’ı zikredenlerin evlerinin üstlerinden bir nur semâya doğru yükselir. Bu, kalb gözü açık olanlar tarafından görülür. Hangi evden bu nur yükseliyorsa mutlaka orada Allah’ı zikreden, ibadet ve taatla, duâ ve niyazda bulunan veya Kur’an okuyan bir kimse vardır. Bizler de ehl-i gaflet değil ehl-i nur olalım. Seherlerde uyanık olmaya çalışalım. Allah’ın sevgililerinden olalım.”

Fotoğraf: Ahmet Dur

Teheccüt vakti

İpek Hocamız da seher vakitlerini en sevdiğine ayıran kıymetli bir veli idi. Hocamızın evinde seher vakti herkes uyanır, sırası ile abdest alır, teheccüt namazı eda ederlerdi. Evde Sabah namazına kadar evrad-ı ezkar ile meşgul olunurdu. Sabah namazı kılındıktan sonra Arapça ders talimi evvela hane halkında başlardı.

Mahmud Sami Ramazanoğlu Efendi’nin her gün seher vakti gusül alarak evradını okuduğunu işitmiş, kendisi de aynı şekilde yapmaya gayret etmiş, ancak bu güzel hasleti devam ettirememişti. Bu hadiseyi yakınlarına; “Allah dostlarının halleri de, yaptıkları da kendilerine mahsus, biz onlar gibi yapamayız arkadaş“ diyerek ifade etmişti.

Sami Efendi’nin Dualar ve Zikirler adlı eserinde yer verdiği şu kıymetli öğüt, seher vaktinin değerini neden pek iyi bildiklerini ifade etmeye yeter.

Üç kişi vardır ki onlar İblis’ten ve askerlerinin şerrinden masûndurlar:

  1. Gece ve gündüz Allah’ı çok zikredenler,
  2. Seher vakitlerinde istiğfar edenler,
  3. Allah’ın haşyetinden ağlayanlar.” (Ali el-Müttakî, XV, 841/43343)

İpek Hoca seher vakti uyandığı vakit mutlaka evde bulunanların bu andan istifade etmelerini, onlarında bu vakitte uyanık olmalarını isterdi. Muhterem zevcelerinin hastalığına rağmen onu da uyandırır, abdestini bizzat kendisi aldırır, yönünü kıbleye döndürür ibadet etmesini sağlardı. Bu hal bir ömür devam etti.

Elbiselerini giyerdi

Kendisi seher vakti için özel hazırlanırdı. Kıymetli bir topluluğun önüne çıkacak gibi giyinir, (özellikle Üstadının verdiği hususi bir kıyafet varsa onu tercih eder) güzel kokularını sürer, kendine mahsus odasında seccadesinin üzerinde Rabbimizle baş başa olurdu.

Kendisinin hastalandığı ve vefatına yakın zamanlarında, kerimelerinin evinde misafir iken gece ibadetlerini aksatmamış, her zaman ki gibi hazırlık yapınca; “Hocaefendi biraz sonra tekrar istirahat edeceksin, gecenin bu vaktinde kıyafetlerini giymesen, kendine eziyet ediyorsun” diyen eşine; “Benim kimin huzuruna çıktığımı biliyor musunuz?” diye cevap vermişti.

İpek Hocamızın bu güzel halini III. Murad Han’ın şu mısraları ne güzel ifade ediyor.

“Semavatın kapıların açarlar

Alemlere rahmet suyun saçarlar

Seherde kalkana hülle biçerler

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Seherde uyanırlar cümle kuşlar

Dillu dillerince tesbihe başlar

Tevhid eyler dağlar, taşlar, ağaçlar

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan” 

Peygamber Efendimiz sallellâhu aleyhi ve sellem seher vakitlerinde uyanık olma, o değerli vakitleri değerlendirme hususunda bizleri şöyle uyarmıştır:

“Aman gece kalkmaya gayret edin! Çünkü o sizden önceki sâlih kimselerin âdetidir. Yine o Rabbinize yakınlıktır, kötülüklere kefârettir (onların örtülmesine sebep olur) ve günahlardan alıkoyar!” (Tirmizî, Deavât, 101/3549)

Onlar ne güzel yaşadılar bu dünyada, heybelerini doldurup ahiret azıklarını aldılar…

Halit Aydoğan/ İrfanDunyamiz.com

Hakkımda irfandunyamiz

Şunlara Gözat

Behlül Dânâ bir gün fırınları denetler

Behlül Dânâ bir gün Harun Reşid’den bir vazife ister. Harun Reşid de ona çarşı pazar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir