Şahsiyetin temeli ailede atılır

Genellikle Cuma ve bayram günleri haricinde ıssız bıraktığımız camilerimizin hareketlendiğini ve güzel faaliyetlere ev sahipliği yaptığını görmek bizi hem mutlu ediyor hem de umutlandırıyor. Çünkü İslam’ın bu topraklarda yeniden dirilişinden söz edeceksek kuşkusuz ki bu dirilişin merkezi camilerimiz olacaktır. Camilerimiz üzerinde söylenilmesi gereken elbette birçok sıkıntılı konular vardır. Bunların en başında tarihî süreç içerisinde mescidlerin uğradığı fonksiyon kaybı meselesi ayrı bir öneme haizdir. Son dönemlerde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu konuyu fark etmesi ve üzerinde durması olumlu bir gelişmedir.

Camilerin ihya edilmesi, o mekânların bir cazibe merkezi ve dahi ilim ve irfan mektebi olması ile alakalı bir konudur. Dolayısıyla kim caminin bir cazibe merkezi haline gelmesi için ufak bir çaba sarf ediyorsa onu tebrik etmekten geri durmamalı, marifetin iltifata tabi olduğu ilkesi gereğince bu hayırlı faaliyetleri canı gönülden desteklemeliyiz. Bildiğim kadarıyla İstanbul’da ilk olarak münevverleri camiye getirerek konferanslar verdiren hocamız Topkapı Çinili Camii’nin imamı Ahmet Yuter Hoca’dır. Bine yakın konferansla camisini bir ilim ve irfan mektebine dönüştürmüştür. Daha sonra ise Sümbül Efendi Camii’nde böyle bir faaliyete başlanılmıştır. Sancaktepe Yunus Emre Camii’nde Mehmet Keskin Hoca unutulmayan çalışmalara imza atmıştır. Şehremini Mahallesi’ndeki tarihî Şeyh Raşid Camii’nde de Osman Gülşen Hoca’nın güzel faaliyetler yaptığını biliyoruz. Tabiî bilmediğimiz yüzlerce camide bu gibi etkinlikler mutlaka oluyordur.

Cuma namazı için gittiğim Şeyh Raşid Camii’nde evlilik üzerine yaptığı radyo programlarından ve bu konudaki yazdığı kitaplarından tanıdığımız yazar Mustafa K. Topaloğlu Bey bir sohbet gerçekleştirdi. Vaaz kürsüsünden cemaate hitap eden yazar evlilik, çocuk yetiştirme ve mutluluk konusunda verdiği sohbetle cemaate hitap etti. Şu İstanbul’u gezip ilim ve irfan mekteplerinin oluklarından akan hikmetleri toplamak için gayret ettiğimden bu sohbette anlatılanları kaydettim. Anlatılanlardan ben istifade ettim, buyurun sizler de istifade edin isterseniz.

Mustafa Topaloğlu Bey vaazına şöyle başladı: “Muhterem Müslümanlar! Kur’an-ı Kerim’de ‘evlilik ve aile’ ile ilgili 240 tane ayet-i kerime bulunmaktadır. Bu konuda bu kadar çok ayetin ve yüzlerce de hadis-i şerifin bulunması, konunun ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sermektedir. Aile kurumunun oluşabilmesi için ilk olarak nikâhın tahakkuk etmesi gerekmektedir. Nikâh, aile yuvasının kurulmasını sağlayan, kadın ve erkeğin birlikteliğini meşrulaştıran bir tür akittir. Akit ifadesini kullandığımıza göre nikâh hukuki bir kavramdır aynı zamanda. Ancak onun sosyal ve ahlaki boyutu da vardır. Nikâh bütün boyutlarıyla hem kişileri hem de toplumu ilgilendiren bir müessesedir. Yani sadece evlenmiş olan çiftleri ilgilendiren bir alan değildir. Nitekim Kur’an-ı Kerim Nur Suresi 32. ayette nikâhla ilgili olarak üçüncü şahıslara da sorumluluk yüklemiştir. Yani Cenab-ı Hak bu ayetinde biz kullarına ‘evlenin’ dememekte; ‘Sizden bekâr olanlarınızı evlendirin’ buyurmaktadır. Ayetin devamında da; ‘Eğer onlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olan ve her şeyi bilendir’ buyurarak evlenme sürecinde maddî endişelere düşenlere bir nevi moral vermektedir. Demek ki Muhterem cemaat! Evlenemeyecek durumda olanları evlendirmek toplumsal bir vazife olarak hepimizin karşısında durmaktadır.”

“Evlilikte gaye ne olmalıdır?” sorusu üzerinde duran Topaloğlu şunları söyledi: “Muhterem Cemaat! Evlilik Rabbimizin bir tavsiyesi ve Peygamberimizin de bir sünneti olmakla beraber evlilikte birtakım gayeler de vardır. Mesela neslin devamını sağlamak bu gayelerden biridir. Bir başka gaye de meşru bir şekilde aile hayatı yaşayabilmektir. En önemli gayelerden birisi de mutlu olmaktır. Aile kurmayı başaran bir kimse bu gayelere de ulaşacağından Allah’ın lütfuna kavuşmuş bir kimsedir. Kur’an-ı Kerim’de; ‘Allah sizlere kendinizden eşler, eşlerinizden de oğullar ve torunlar var eder’ (Nahl suresi, 72) buyurarak bu lütfa işaret edilmiştir. Kuşkusuz ki insanlığın temeli ailedir. Aile kurumu her türlü gayri meşru ilişkinin önüne geçtiği için toplumun bir sigortasıdır. Şahsiyet, kimlik, karakter, kültürel yapı, aile ocağında başlar. Çevre, okul, cami ve sosyal hayatta da bu gelişir.”

“Çocuklar bize Yüce Allah’ın birer emanetidirler. Bunun için bu emanetlerin iyi yetiştirilmesi Müslümanlar olarak üzerinde en fazla kafa yormamız gereken sorunların başında gelmektedir” diyen Topaloğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “En güzel yetiştirme modeli örnek model olma yöntemidir. Bunun için Anne-baba iyi bir model olmalıdır. Peygamber Efendimiz sallellâhü aleyhi ve sellem: ‘Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin’ buyurmuştur. Bu üç husus Peygamber sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi, Kur’an sevgisidir. (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, I, 226) Bunların dışında bir de çocuklarımıza cami, imam, ezan gibi dini sembolleri sevdirmemiz gerekmektedir. Unutmayın ki hacılara, hocalara olan hürmet dine olan bir hürmettir. Bir anne babanın en büyük görevinin evlatlarına dini öğretmek olduğunu Efendimiz çoban benzetmesi ile izah etmiştir. Peygamber Efendimiz ahlak eğitimi ile ilgili olarak; ‘Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır’ buyurmuştur.” (Tirmizî, Birr, 33; Ahmed bin Hanbel, Müsned, IV, 77)

Hayatta mutluluğun hepimiz için bir gaye olduğunu ifade eden Topaloğlu vaazına şöyle devam etti: “Muhterem Müslümanlar! Mutluluk insanoğlunun ruhsal ve bedenî bir ihtiyacıdır. Çünkü insan, mutlu olduğu sürece varlığının farkına varır. Huzursuz insanın düşünme melekeleri iyi çalışmaz. Mutlu olmayan kişilerin ne amacı ne üretkenliği ne başarısı ne de sağlıklı bir hayatı olur. Olaylara ve insanlara devamlı olarak olumsuz bakarlar. Ailede mutluluğun birinci şartı evvela mutluluğu istemek ve onun için bir gayret içerisinde olmaktır. Mutluluk sorunlarla baş edebilme yeteneği ile alakalı bir konudur. Yüce Allah, insanı mutlu bir aile kurabilecek potansiyelde yarattığına göre insan, aklını kullanarak bu potansiyelini olumlu bir şekilde kullanmalıdır. Kur’an’da mutlulukla ilgili Nahl Suresi 97. ayette şöyle buyurulmaktadır: ‘Erkek veya kadın, kim mü’min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.’ Muhterem Müslümanlar! Yapılan araştırmalar dindar insanların ailede daha mutlu olduklarını ve mutluluklarının da kalıcı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Dindar insan en basitinden şükrederek birçok sıkıntıyla baş edebiliyor. Zaten mutsuzluğun temel nedenlerinin başında şükürsüzlük gelmektedir.”

Mustafa Topaloğlu Bey sohbetini şu duayla bitirdi, biz de âmin diyoruz: “Ya Rabbî İlahi Ya Rabbî; hayatımızı, ailemizi ve toplumumuzu bir ömür boyu dirlik ve düzen içerisinde yaşatmayı bizlere nasip eyle. Görünür görünmez kazalardan, belalardan, afetlerden, yangınlardan ve sel felaketlerinden sen koru. Ya Rabbî İlahi Ya Rabbî, sana gerçek manada dua yapmasını bilmiyoruz. Eksiği ile noksanı ile dualarımızı kabul eyle. Ya Rabbî hayırlı bir ömür, hayırlı bir nesil ve hayırlı kazançlar nasip eyle. Son nefesimizde bir mü’min olarak huzuruna gelmeyi bizlere nasip eyle. Âmin.”

Evet, efendim, Mustafa Topaloğlu Bey’in vaazı bu kadardı. Bu sohbetten sonra kendisiyle tanıştık ve o gün beni Eyüpsultan’a bırakırken arabasında da sohbete devam ettik. İlerleyen zaman diliminde kendisini müdür olarak çalıştığı Gaziosmanpaşa İlim Yayma Yurdu’nda da ziyaret ettim. Tecrübeli bir eğitimci olarak fikirlerinden istifade etmeye çalıştım.

Aydın Başar/ İrfan Yolculuğu

Hakkımda irfandunyamiz

Şunlara Gözat

Behlül Dânâ bir gün fırınları denetler

Behlül Dânâ bir gün Harun Reşid’den bir vazife ister. Harun Reşid de ona çarşı pazar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir