İki alimin tartışması dergahta bitti…

Rivayete göre bir gün Buhara’da iki âlim bir mesele hakkında ihtilafa düşerek bir türlü anlaşamazlar.

Sonunda hem zahir, hem batın ilmine sahip zü’l-cenâhayn (çift kanatlı) bir âlim olarak çözebileceği düşüncesiyle Muhammed Pârisâ kuddise sirruhû Hazretlerine giderek durumu arz ederler.

Pârisâ Hazretleri, problemi dinlemeden önce onlara dergahlarında bir hafta kalmalarını teklif eder.

Dergahta kaldıkları beşinci veya altıncı günün sonunda iki âlimden hatalı olanı görüşündeki hatasını anlar ve diğerine yanılmasının sebeplerini açıklayarak artık problemi Pârisâ Hazretlerine sormaya gerek kalmadığını söyler.

Fakat onun niçin problemi dinlemeden önce kendilerinden dergahlarında bir hafta kalmalarını istediğini merak ederler ve meraklarını gidermek için tekrar Pârisâ Hazretlerinin huzuruna çıkarlar.

Hatasını fark eden âlim Pârisâ Hazretlerine durumu anlatır ve problemi müzakereden önce niçin dergahlarında kalma teklifinde bulunduğunu sorar.

Pârisâ Hazretleri, bu teklifin iki sebebi olduğunu söyler.

Birincisi, onlar dergahta helal lokma yiyecek, ikincisi, bulundukları ortamın manevî havasını teneffüs edecek ve bu manevî inkişafla hatalı görüşte olan kendiliğinden yanıldığının farkına varacaktı.

Kaynak: Prof. Dr. Bedri Gencer, Reyhan Dergisi, Mart, 2015, Gül Gülistanda Yetiştirilir

İrfanDunyamiz.com

Yayın Yönetmeni Notu: Hâl ehli olmak demek insanın bazı manevi seviyelere ulaşarak davranış ve tutumlarında bir olgunluğa erişmesi ve İslam ahlakının güzelliklerini davranışlarıyla sergilemesi demektir. İnsan bu kıvama ancak ve ancak manevi bir atmosferde erişebilir. Bunu bir örnekle izah edelim. Adana’da pamuk, Rize’de çay yetişiyorsa siz bunun tersini yapmaya kalkışırsanız sonuçta bir hüsranla karşılaşırsınız. Bugünkü eğitim sistemimiz adeta çorak olmuş bir arazi gibidir. Bu araziye hangi tohumu atarsanız atın verim elde edemezsiniz. Ahlakî ve imanî gelişim esas alınmadan kurgulanmış mevcut okullarda, hâl ehli insanlar yetişmesi gayet zordur. En başta okullarımızdaki mürebbilerin terbiyeye ihtiyacı bulunmaktadır. Kaldı ki çocuklarımız buralarda terbiye görsün. İyi bir nesil yetiştirmek istediklerini söyleyenler maalesef, bu neslin yetişmesi için gereken ortamı hazırlama hususunda tembellik yapmaktadırlar. Saksıda çınar ağacı yetişmeyeceği bellidir. Ne okul ne de aile yuvalarımız, bize çocuklarımızın iyi yetişmesi için ideal bir ortam ve atmosfer sunamamaktadır. Yavrularımıza manevi bir ortam hazırlayamadığımız takdirde, bütün emeklerimizin boşa gitmesi kaçınılmaz olacaktır. İşte bu menkıbede de bir insanın olgunluğa ulaşması için hem yediği gıdaların helalliğine dikkat etmesi gerektiği, hem de manevi bir ortamda yetişmesi gerektiği anlatılmaktadır. Öyleyse okuldaki manevî açığı ailelerin kapatma mecburiyeti vardır.

Hakkımda irfandunyamiz

Şunlara Gözat

Behlül Dânâ bir gün fırınları denetler

Behlül Dânâ bir gün Harun Reşid’den bir vazife ister. Harun Reşid de ona çarşı pazar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir