Hafız Aşıkkutlu’nun sakalları kısa diye…

Merhum Mehmet Rüştü Aşıkkutlu Hoceafendi, Haseki’de Kırâat dersi okuttuğu yıllarda bir gün Fatih’te İsmailağa Camii’ne, talebesi Muhterem Mahmud Efendi‘yi ziyarete gider.

Şadırvanda rastladığı bir derviş, Hocaefendi’ye, sakalın fazileti ve nasıl olması gerektiğinden bahseder, sakalının kısa olması hasebiyle de onu azarlar.

Hocaefendi bu cahil dervişe kızmak şöyle dursun onu tasdik eder mahiyette, “Efendi doğru söylüyorsun, sakal dediğin gibi olmalıdır” der.

Sonra bu derviş camiye girer ve Muhterem Mahmud Efendi’nin ders halkasına oturur.

Bir müddet sonra merhum üstadın geldiği Mahmud Efendi’ye haber verilir, hemen ayağa kalkar, büyük bir hürmetle hocasını karşılar, elini öper ve oturduğu yeri ona takdim eder

Bu duruma hayretle şahit olan derviş, Mahmud Efendi’nin karşıladığı, elini öpüp yer verdiği kişinin şadırvanda azarladığı şahıs olduğunu anlayınca utancından ne yapacağını bilemez.

Namazdan sonra Aşıkkutlu Hocaefendi’nin yanına yakalaşır, elini öper ve kendisini affetmesini istirham eder.

Merhum üstad bir baba şefkatiyle, “Efendi, söyledikleriniz doğru idi; sakalım uzun olsa daha iyi olurdu.” diye mukabelede bulunur.

Dr. İhsan Şenocak/ İrfanDunyamiz.com

Yayın Yönetmeni Notu: İnsanoğlunun fıtratında, incir çekirdeğini bile doldurmayacak şeyler için, tartışmak, mücadele etmek ve sonuçta yanıldığını kabul etmemek gibi olumsuz özellikler bulunmaktadır. Nefsini terbiye edememiş nice insanlar, ufak tefek şeyeler için birbirini kırar dökerler. Bir insana yanlışını bile söylerken “üslup” sahibi olmak gerekir. Paldır küldür yapılan ikazların, hiç kimseye bir menfaati olmaz. Üslupsuz yapılan ikazlar, ancak sahibinin hamlığını ele verir. Merhum Aşıkkutlu Hocaefendi son dönemin büyük alimlerinden olduğu halde, ham bir derviş tarafından azarlanmakta fakat buna karşı hilm/ yumuşaklık ile mukabele etmektedir. Onun bu güzel tavrı olgunluğuna işaret etmekte olup aynı zamanda örnek bir davranıştır. Diğer taraftan hatasını anlayan derviş kendisinden özür dilediğinde, Aşıkkutlu Hocaefendi’nin dervişe hak vermesi ise kendisin ayrı bir olgunluğudur. Birçok insan bilhassa din hususunda, adeta yanlışta inat ederken, Aşıkkutlu Hoca’nın doğruyu tasdik eden bu tavrı hepimiz için yine çok güzel bir örnektir.

BENZER İÇERİKLER

Hakkımda irfandunyamiz

Şunlara Gözat

Dört mum hikayesi

Sessiz bir odanın içinde dört mum yavaş yavaş yanıyordu. Oda biraz rüzgarlı olduğu için mumlar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir