Komşuluk adabı

İslam’a göre üzerinde sorumluluk bağımız olan kesimlerden birisi de komşularımızdır. Hiçbir Müslümanın “bana ne komşularımızdan” deme hakkı yoktur. Çünkü Yüce Allah bizden onlara iyilik üzere muamele etmemizi istemektedir.

Allah azze ve celle şöyle buyuruyor: “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” (Nisa, 36)

Komşu kimdir?

Yakın komşu ve uzak komşu nasıl tespit edilecek? Türkçedeki komşu teriminin karşılığı olan ayetteki “câr” kelimesi, “yakın olma, yakınlık” anlamındaki civâr ve mücâvere masdarlarından isim olup genellikle birbirine yakın meskenlerde yaşayan kişilerin ve ailelerin her birini ifade eder. Ayrıca aralarında meslek, iş yeri, arazi vb. yönlerden yakınlık bulunanlar hakkında da kullanılmaktadır. (Lisânü’l-‘Arab, “cvr” md.).

Müfessirler, ayetteki komşu kavramı hakkında değişik yorumlar aktarmışlardır. Meselâ Evzâî’nin, bir evin farklı yönlerinde bulunan kırkar evi o eve komşu saydığı belirtilir. Bazı rivayetlere dayanarak bir evden bağırıldığında sesin duyulabildiği bütün evlerin komşu sayılması gerektiği söylenmişse de bu rivayetlerin sıhhati tartışmalı olduğundan bu görüşe itibar edilmemiştir. (Bkz. Abdurrahman bin Ahmed bin Muhammed bin Fâyi‘, s. 33-34)

Ayetlerde ve sahih hadislerde komşuluğun sınırıyla ilgili sarih bir bilgi bulunmadığını, bu hususta ölçü veren rivayetlerin sıhhatinin ise kuşkulu olduğunu belirten birçok âlim, kimlerin komşu sayılacağını örfün belirlediği görüşünü tercih etmişlerdir. (Bkz. İbn Kudâme, el-Muğnî, VIII, 537; Merdâvî, VII, 243; Âlûsî, V, 29)

Komşuya iyilik

Kısaca evimize/dairemize en yakın, yüksek sesle konuştuğumuzda ya da acil yardım istediğimizde duyabilecek olanların evleri yakın komşu, bunun dışında biraz mesafeli olanlara da uzak komşu hükmünde olduğu beyan ediliyor.

İbni Ömer ve Âişe radıyellahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göreResulullah sallellahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:“Cebrail bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya
mirasçı kılacak sandım. ” (Buhârî, Edeb 28)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz sallellahu aleyhi ve sellem: “Vallahi iman etmiş olmaz. Vallahi iman etmiş olmaz. Vallahi iman etmiş olmaz” buyurdu. Sahabeler; “Kim iman etmiş olmaz, ya Resulallah?” diye sordular. “Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse!” buyurdu. (Buhârî, Edeb 29)

Kentleşme ve komşuluk

Son zamanlarda kentleşmeye geçişle birlikte apartman hayatı yaşamımızın bir parçası haline geldi. Bu konuda da dikkat etmemiz gereken önemli hususlar var. Her şeyden önce tahammül, hoşgörü ve sabırla hareket etmek gerekir.

Bazen üst komşuya misafir gelmiş çocuklar biraz gürültü yapmış olabilirler. Böyle durumlarda anlayışlı olmak gerekir çünkü aynı durum sizin de başınıza gelebilir. Bunun yanında geç vakitlerde uyku zamanında hastaların, yaşlıların ve bebeği olanların rahatsız olabileceği düşüncesiyle çocukları uyarmak gürültü çıkarmamaları gerektiğini anlatmak da gerekir. Onları hepten serbest bırakıp komşulara rahatsızlık vermelerini umursamamak da doğru değildir.

Yüksel seste müzik dinlemek hatta rahatsızlık verecek şekilde Kur’an’ı Kerim ve ilahi okumak da doğru değildir. Komşular birbirlerine selamı, görüşmeyi ve hatır sormayı ihmal etmemeleri gerekir.

Uzlaşmacı olmalı

Sehl bin Sa’d es-Saîdî radıyellahu anh’tan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz sallellahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Mümin kendisiyle ülfet edilendir. İnsanlarla ülfet etmeyen ve kendisiyle ülfet edilmeyende hayır yoktur.” (Ahmed bin Hanbel, II, 400)

Bu hadis-i şeriften de anlıyoruz ki mü’min geçim ehlidir. Apartman ve komşuluk hayatında da buna dikkat etmek gerekir. Apartman yönetiminin yaptığı toplantılara katılıp görüş beyan etmek, alınan kararlara karşı nefsi davranmaktan ve kibirli yaklaşım içinde olmaktan sakınmak gerekir.

Elbette her şeyi kabul etmek zorunda değiliz lakin her şeye itiraz eden zorluk çıkaran konumunda da olmamak gerekir. Hem komşuluk hem de diğer insani ilişkilerimizde şu iki hadisi yaşamaya çalışalım inşâallah:

Rasulullah sallellahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyuruyor: “Başkasına zarar verene Allah zarar verir; başkasına zorluk çıkarana Allah da zorluk çıkarır.” (İbn Mâce, “Aḥkâm”, 17; Ebû Dâvûd, “Aḳżıye”, 31; Tirmizî, “Birr”, 27)

“İslâm’da zarar vermek de zarara zararla karşılık vermek de yoktur.” (el-Muvaṭṭaʾ, “Aḳżıye”, 31; Müsned, I, 313; İbn Mâce, “Aḥkâm”, 17)

  • Öğrendiklerimiz:
  • Komşuya iyi davranmak ve kötülük yapmamak imanın bir gereğidir.
  • Komşuluk en önemli haklardandır. İyilik yapan büyük mükâfat bulur kötülük yapan ise vebale girer.
  • Komşu hastalandığında geçmiş olsun ziyaretine gitmek, vefat ettiğinde cenazesinde bulunmak, borç istediğinde imkân varsa yardımcı olmak, pişirilen yemekten ikram etmek, haset ve dedikodu gibi kötü davranışlardan uzak durmak gerekir.
  • Özellikle apartman hayatında daha sabırlı ve anlayışlı olmak gerekir. Bitme noktasına gelen komşuluk ilişkilerini yeniden canlandırmak gitmek gelmek ve hal hatır sormak gerekir.
  • Müslüman geçim ehlidir. Ailesi başta olmak üzere komşu, akraba, iş arkadaşları ve başkalarıyla iyi geçinmeye gayret eder. Birileri yanlış yapar ve yapmaya devam ederse meşru şekilde kendini müdafaa eder ve hakkını savunur.

Abdülkerim Temizcan/ İrfanDunyamiz.com

Hakkımda irfandunyamiz

Şunlara Gözat

Halil İbrahim Kutlay Hocamız

Doç. Dr. Halil İbrahim Kutlay Hocamız hal ve hareketleriyle, davranışlarıyla, yaşantısıyla İslam’ın güzelliklerini yansıtan çok …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir