Çocuk eğitimi ihmale gelmez…

Allah Teâlâ’nın bize verdiği en büyük nimetlerden biri de çocuklarımızdır. Bu nimetin büyüklüğü oranında imtihan edildiğimiz de bir gerçektir. Bu imtihan süreci henüz onlar dünyaya gelmeden eş seçimiyle başlamakta ve dünyaya geldikten sonra da devam etmektedir. Eş seçimimiz, çocuklarımızla imtihanımızın mukaddemidir.

İmtihanı başarıyla sonuçlandırabilmek için çocukların her anlarıyla, bir yöntem dâhilinde ilgilenmek zorundayız. Eğer bu ilgi bir an bile kaybolursa çocukların yaşadıkları çevre/sokak onları istediği gibi yetiştirebilmektedir. Bu anlamda “sokak çocuğu” deyimi, eğitiminden anne-babanın elini çektiği metruk çocuklar için kullanılan bir ifadedir. Gerekli eğitim ve öğretim verilmediği zaman köşklerde ve sırça saraylarda yetişen çocuklar dahi niteliksel anlamda “sokak çocuğu” olabilirler.

Mehmet Sürmeli

İnsanın değeri

Yeryüzüne halife olarak yaratılan bir varlık sokağa terk edilemeyecek kadar değerlidir. Şayet bu önemli varlığın değeri bilinmeyecek olursa başına gelecek olumsuzluklar onu insaniyet konumundan düşürerek değersiz hâle getirebilir.

Kur’an, “eşref-i mahlûkat” olarak yaratılan bu varlığın emanete liyakat halini koruyabilmesi için onun eğitimiyle ilgili çok önemli hükümler koymuş ve Peygamber Efendimiz de hem kendi çocuklarını hem de sahabenin çocuklarını ideal anlamda yetiştirerek bizlere örnek olmuştur. Bu davranışıyla hem insanın değerine atıfta bulunmuş hem de iyi yetiştirerek insanın kıymetini daha da artırmıştır.

Peygamberlerin çocukluğu

Kur’an’da sistematik bir çocuk eğitiminden bahsetmemektedir ama özellikle çocukluk dönemlerinden bahsedilen peygamberler vardır. Hazreti İbrahim, Hazreti İsmail, Hazreti İshak, Hazreti Yusuf, Hazreti Musa, Hazreti Yahya ve Hazreti İsa bunlardandır. Bu bağlamda Hazreti Zekeriya’nın eğitiminden geçen Hazreti Meryem’in çocukluğu da Kur’an’da ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Allah’ın selamı hepsinin üzerlerine olsun.

Yüce Allah onların üzerinden bizlere göndermelerde bulunmuş ve çocuklarımızı nasıl yetiştirmemiz gerektiğine dair talimatlar vermiştir.

İyi bir Kur’an okuyucusu bunları rahat görür ve ayrı ayrı olan kıssaları zihninde birleştirerek bir sistem meydana getirebilir. Çocuk eğitiminde bir sistem oluşturan araştırmacılar elbette olmuş ve onların çalışmalarından Müslümanlar yararlanmıştır. Bu araştırmalar ne kadar çok olur ve araştırmacılar ne kadar farklı değerlendirmeler yaparlarsa Müslümanların da ufukları o kadar açık olur.

Hazreti Lokman kıssası

Bu Kitap Sitemizin Tavsiyesidir

Kur’an’daki en yoğun çocuk eğitiminin geçtiği kıssa ise Hazreti Lokman’ın oğluna öğütlerini içeren kıssadır. Bu kıssa Lokman Sûresi’nin 12 ile 19. ayetleri arasında genel ifadeler şeklinde hikâye edilmiştir. Bereketli olan bu kıssadan ciltlerle kitap yazmak ve yüzlerce proje üretmek mümkündür. Önemli olan, bunları pratik hayata uygulayarak örnek ve önder bir nesil yetiştirmektir. Bizim çalışmamız bir proje olmamakla beraber kullanacağımız zengin rivayet kaynaklarıyla proje çalışması yapanlara katkılar sağlayabilir.

Çocuklarımız bizim geleceğimiz olduğu münasebetiyle bu alanda yeni ve uygulanabilir çalışmalara her günkünden daha da çok ihtiyacımız vardır. Bu alanda yapılan pek çok çalışma, pozitivist bakışın etkisinde kalarak, dinî literatürü kullanmamaya özen göstermiştir. Araştırmacılar konuyla alakalı ayet ve hadisleri referans göstermekten ziyade Batılı pedagogların görüşlerine yer vermişler, yabancı literatürün çokluğuyla övünmüşlerdir.

Biz ise istiyoruz ki ayetler ve hadisler merkeze alınarak bir çalışma yapılsın ve Müslümanlar nesillerini kurtarsınlar.

Çocuk eğitimiyle alakalı yeni çalışmalar çoğaltılıp siyasî iradeyi de yanına alarak amelî hâle getirilmezse neslimizi kaybedebiliriz. Hiç beklemediğimiz bir zamanda “kâfir” annesi-babası olabiliriz! Çünkü Müslümanlar dünya sisteminin kuşatması altındadırlar. Bu kuşatmayı etkisiz hâle getirebilmenin temel şartı da tevhidî bilince sahip yeni nesiller yetiştirmektir.

Mukayyet olun

Emanete layık ümmeti oluşturarak ilahî lütufların akışını sağlamak ve bastığımız yerleri küfür ehline kaptırmamak, ancak Müslümanların, çocuklarına sahip olmalarıyla gerçekleşebilir. Bu anlamda her Müslümanın öncelikli hedefi ailesine hakkıyla sahip çıkmak olmalıdır.

Birçok resmî ve özel öğretim kurumu kendilerini, çocuklarımızı, “dünya vatandaşı” yapma arzusuyla yapılandırmaktadırlar. Onlar için din hemen hemen hiçbir anlam ifade etmemektedir. Hatta din eğitim-öğretiminin vahiy eksenli varacağı sonuçlara rasyonaliteyle de ulaşılabileceği düşüncesiyle “Değerler eğitimi” diye uydurdukları şeyler insanı seküler şekilde inşa etme programıdır.

Değerler eğitimi, bize göre, dine karşı dindir. Dünyevî huzura pozitivist akılla varılabileceği inancı verilmek istenmektedir. Değerler eğitimi; Russo’nun, “vicdan”ı “din”in yerine koyması gibi, değerleri dinin yerine koyarak dine hayatta yer vermeme çabasıdır. Ayetsiz ve Peygambersiz bir değerler manzumesi üretilmiştir. Üzülerek beyan edelim ki bu zokayı Müslümanlar da yutmuştur.

Hatta bazı kompleksli Müslümanlar (!) İslâm ile ilgili kavramları ve terimleri ağızlarına alırken bayağı sıkıntı çekiyorlardı da değerler eğitimi sayesinde bu sıkıntılarından kurtuldular. Artık ayetsiz, hadissiz, fıkıhsız; deyim yerindeyse dinsiz bir din eğitimi (!) verebiliyorlar. Bu eğitimi vermek için herhangi bir dine inanmaya gerek bile yoktur.

Dünyevî gelecekleri için ciğerpâelerini bu kurumlara teslim edenler, Müslüman kimliklerini ciddiye almayan veya onu inkâr ederek önemsemeyen kimselerdir. Bütün bunları gören ve din öğretimi programlarını temel uğraşı alanı kabul eden bir Müslüman olarak bu çalışmayı vahiy eksenli hazırlamaya ve öğrendiklerimizi siz değerli okuyucularımızla paylaşmaya çalıştık.

Amacımız, Müslümanları, çocukları konusunda teyakkuz hâlinde olmaya çağırmaktır. Emanetleri koruma ve iyi yetiştirme hususunda fire vermemektir. Bütün bu temennilerimizin hedefine ulaşmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz. Hidayet Allah’tandır. O’ndan geldik ve yine O’na döneceğiz.

Dr. Mehmet Sürmeli/ İrfanDunyamiz.com

Hakkımda irfandunyamiz

Şunlara Gözat

Mekkeli berber menkıbesi

Hak dostlarından birine, kendisini çokça tesir altında bırakan bir hâdiseyle karşılaşıp karşılaşmadığı sorulunca, Hazret şunları …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir