Abdullah Hatipoğlu hocamız şöyle derdi

Kurra Hafız merhum Abdullah Hatipoğlu Hocamız tam bir edep ve ahlak abidesi, tam bir güzellikler manzumesiydi. Onun yanında olmaktan huzur duyar, gül yüzüne bakmaktan mesrur olurduk. Bir Müslümanın saflığını temizliğini onda seyretmek mümkündü. Naif, nazik, narin, incitmeyen ve incinmeyen kişiliği ile birçok kimsede derin izler bırakmıştı.

Hocamız bir Kur’an muallimi, bir Peygamber vârisiydi. İnandığı gibi yaşayıp, yaşadığı gibi inanan örnek bir âlimdi. O hiçbir zaman dünya peşinde koşmadı. Asla şöhret meraklısı olmadı. Rıza-i İlahiden başka bir isteği yoktu. Yolumuzu aydınlatan bir kandil oldu. Onun ihlas ve takvası, hayatı kullukla eş değer olarak gören anlayışı bizim için her zaman bir pusula olmuştur.

Şöhret afettir

Kendisinden “Cezeri Mukaddimesi” okumak ve talim dersleri almak nasip olmuştu. Tekamül medresesinde onunla bizi tanıştıran hocalarımızdan Rabbim binlerce kez razı olsun. Neredeyse her ders bize yaptığı şu tembih her gün kulağımda çınlıyor: “Evladım! Şöhret affettir.”

Dersimiz talim iken, tashih-i huruf iken canım Üstadım lafı bir şekilde buraya getirir ve her zamanki hatırlatmasını yapardı. O günlerde Hocaefendi’nin ne dediğini tam olarak anlayamazdım. Bu cümlenin benim hayatımda fazlaca bir anlamı yoktu.

Yıllar sonra anladım ki belki de bu hadise Hocamızın bir kerametiydi. Vaiz olduktan sonra kalabalık cemaatlere hitap etmek ve birçok insanlarla tanışmak nasip olunca hocamızın kerameti ve bu sözün kıymeti ortaya çıktı. Şimdi önemli her adımı atarken bu öğretiyi aklımda tutuyorum. Kulağıma küpe yaptım bu sözlerini.

Aşıkkutlu’nun talebesiydi

Hocamız Şeyhul Kurra Mehmed Rüştü Aşıkkutlu Hocaefendi’nin rahlesinden geçmiş ve tıpkı üstadı gibi hayatını Kur’an’ı Kerim okumaya ve okutmaya, hafızları dinlemeye, talim derslerine, kurra hafız yetiştirmeye adamıştı. Ülkemizdeki aşere, takrib, tayyibe eğitimi konusunda çok büyük hizmetlerde bulundu. Muhtelif camilerde imamlık, Kur’an kurslarında öğretmenlik vazifesini ifa etti. Son olarak Beşiktaş Yıldız Camii’nden emekli oldu.

Hocamızın talebelik yılları ile ilgili olarak İsmailağa’nın internet sitesinde şu bilgilere yer veriliyor: “Abdullah Hatipoğlu Hoca Efendi, Of yöresindeki Mehmed Rüşdü Aşıkkutlu Hoca Efendi’den talim dersi alabilmek için üç yıl boyunca her gün evinden çıkıp bir buçuk saat yol yürürdü. Bazen yolda fazla zaman geçirmemek için Aşıkkutlu Hoca Efendi’nin yakınında baraka gibi bir yerde kalırdı. Yağmur ve soğuklar yüzünden kronik rahatsızlıklar yaşamaya başladı. İlim uğruna sıhhatini de zedelemekten kaçınmamıştı.”

Hocamızın eğitim anlayışı konusunda ise şu bilgilere yer veriliyor: “Hatipoğlu Hocaefendi, her yaştan talebelerine evladı gibi davranır, onlarla şakalaşır, onların gönüllerine göre hareket eder, alışılmışın dışında bir hoca profili yansıtırdı. Hafızlık eğitimi zor bir süreç olmasına rağmen kendisi zorla değil, severek ve sevdirerek okuturdu. Hayatı boyunca kimseye bir fiske bile atmadı. Bazı talebeleri onun Hazreti Osman radıyallahu anh’ı andıran bir yapısı olduğunu söylerdi.”

Bir hatıra

Bu bilgileri destekleyen bendenizin de bir hatırası var. 2014 yılında Kadıköy’de bir camiye müezzin olarak atandığımda lojmanın bazı resmi işleri için Moda’daki İSKİ Genel Müdürlüğü’ne gitmiştim. Tevafuken orada bir görevli ile tanıştım. Selam, kelam derken bir de baktık ki aynı hocanın talebeleriymişiz. O zaman 40 yaşlarında bir abimizdi. Hatipoğlu Hocamda yıllar öncesinde hafızlık yapmış. Hocaefendi’yi anlata anlata bitirememişti ve o gün şöyle demişti: “Abdullah Hocam hafızlık süresince hiçbir öğrencisine vurmadı. Hep sevdi, sevdirdi.”

O yıllarda öğrencilik yapanlar çok daha iyi bilirler. Maalesef üzücü hadiselerin yaşandığı, kötü tecrübelerin tarihe geçtiği yıllardı. Birçok kişinin sonradan pişman olacağı belki de tevbe edeceği bazı hatalar yaptığı o zor dönemde Abdullah Hatipoğlu Hocaefendi Kur’an’ı Kerim’in ruhuna uygun bir eğitim metodu uygulamış ve kimseyi bu yoldan soğutmamıştı. Hatta bu yumuşak huyluluğundan dolayı bazı talebeleri onun Hazreti Osman radıyellahu anh’ın meşrebinden olduğunu söylerlermiş.

Bu konuyla ilgili Hafız Azem Kurulay hoca şöyle bir hatırasını anlatıyor; “Merhum Abdullah Hatipoğlu hocamın şahsıma yönelik çok mühim bir ikazı oldu. Merhum hocamız iltifat buyurup ismimizden dolayı bize İmam-ı Azam derdi. Bir gün bana şöyle dedi: “İmamı Azam hoca! Bak ne diyeceğim sana! Elini temiz tut. Sakın kirletme. Ne demek istiyorum biliyor musun? Hiç bir talebeye vurma. Ben 50 seneden fazladır buralardayım (Medresede). Allah’ın kitabını okumaya gelen hiçbir talebeye vurmadım. Allah bana bu meselede hesap sormayacak. Çok hocalar bu işten (dayak) sebep çok pişman olacak.”

Azem Hoca, Abdullah Hatipoğlu Hocamızın vefatını ise şöyle anlatıyor: “Hocamız vefat etmeden bir gün önce Medresede ders dinliyordu. ‘Hocam biraz rahatsız görünüyorsunuz’ dediğimde; ‘Ben Medreseye gelip çocukları dinleyince şifa buluyorum’ dedi… Sabah kendisini medreseye götürecek arabayı beklerken Kur’ân-ı Kerim okumaya başladı ve Kur’ân-ı Kerim okurken vefat etti.”

Vefatından sonra aynı coğrafyanın insanı olan Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu Hocamızın şu enfes taziye notunu da buraya kaydetmek istiyorum: “Bir çınar daha devrildi. Dar-i dünyada devrilmeden, dar-i ahiret hayatı başlamıyor işte… Sünnetüllah böyle… Hatipzade Hacı Hafız Abdullah Efendi, Hacı Hafız Mehmet Aşıkkutlu Efendi Hazretlerinin tükenmekte olan nüshalarından biri idi. Kur’an’a ve İslam’a adanmış, gıpta edilecek kocaman bir ömür… O’nun maşukuna vuslat yolculuğuna değil, fırakına üzülürüz. Hakkındaki hüsn-ü şehadetimi şu cümle ile özetlerim: “Model bir Müslüman göster diye sorsalar, Hafız Abdullah Efendi derdim.” Sevgili kardeşim Emrullah Hatipoğlu başta olmak üzere; tüm aile efradına, gönüldaşlarına, kurra camiasına, ulemaya ve İslam alemine başsağlığı diliyorum. Ruhu şadolsun. Amin!”

22 Temmuz 2017 tarihinde vefat eden merhum Abdullah Hatipoğlu Hocamızı rahmetle yâd ediyor, Efendimiz aleyhis salâtü ves selâm’a komşu olmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz. Mevlam, âşığı olduğu kitabı kendisine şefaatçi eylesin. Cennette cemaliyle müşerref kılsın. Firdevs’te buluştursun. Bizlere de ahiret ayrılığı vermesin. Amin.

Mustafa Çınar/ İrfanDunyamiz.com

Gönül Dünyamız ↗

Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.

İrfan Mektebi ↗

Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.

BENZER İÇERİKLER

Şunlara Gözat

Bu da size düğün hediyem olsun…

Allah’ın affetmeyeceği tek günah şirkten sonra kul hakkıdır. Kul hakkı yiyen insan o kulla helalleşmediği …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.