Onlar da bir gün aslına dönecek…

Bir bilgisayar alırsınız, yahut son model bir cep telefonu alırsınız aldığınız gün elinizden düşürdünüz ve kırıldı diyelim, haliyle üzülürsünüz. Yeni aldığımız bir telefonun kırılmasından korktuğumuz kadar, acaba bir kalp kırmaktan çekiniyor muyuz? Eskiler kalp için nazargah-ı ilahi demişler. Yani Allah Teâlâ’nın nazar ettiği yer demişler. O halde onu incitmekten sakınmak gerekir.

Biz Müslümanlar olarak tek kurtuluş reçetesi İslam’ı temsil ediyoruz. Ayrıştırıcı, kaba saba ve kalp kıran kimseler olursak insanların hidayetlerine engel olmuş oluruz. Onun için bizim hiçbir şekilde insanları ayrıştıran söylemlere girmememiz lazım. Bazı insanlar bazen toplumu gererler ve halkı birbirlerine karşı kışkırtırlar. Özellikle provokasyon yapan ajanlara dikkat etmek lazım.

Davet önemli

Mekke’nin fethinin hatırlayın kardeşlerim. Peygamber Efendimiz öyle şefkatli bir dil kullandı ki müşrikler tek tek Müslüman oldular. Kendisini evinden barkından, yurdundan edenlere; “Hazreti Yusuf’un kardeşlerini affettiği gibi bugün sizleri affettim” dedi. İşte bu dille başarıya ulaştı. Rahmetli Kadir Mısıroğlu derdi ki; “Bugün dine yan bakanların dedeleri Müslümandır. Onlar da bir gün aslına dönecek.”

Milli Eğitim bakanlığı okullara Ramazan genelgesi göndermiş diye bugün kuduranlar; “Okullar da Ramazan etkinliği mi olur? Siz bu okullarda namazı, orucu mu öğreteceksiniz?” diye bildiriler yayınlıyorlar. Elbette her zaman din düşmanları olacak ve görevlerini yapacaklar. Ama onların sayısı hamdolsun bir avuçtur. Bu milletin evlatlarının çok eksikleri olsa da çoğu inançlıdır.

Bazen insanların kılıkları, kıyafetleri bizi aldatıyor. Ankara’da hızlı tren garında beklerken, açık denecek şekilde kıyafeti olan bir bayan boş koltuğu göstererek: “Amca, oturur musunuz?” dedi. “Kızım teşekkür ederim, siz oturun evladım” dedim. “Estağfirullah amca, siz dururken biz nasıl otururuz?” dedi. Doğrusu, o kıyafetteki bir insanın ağzından öyle cümlelerin çıkmasına çok memnun oldum.

Aynı gün Sakarya’da trenden indik. Çantam ağırdı, yedek bir çantam daha vardı. Asansörden inerken yine açık kıyafette olan bir kızımız çantayı elimden almaya çalıştı. “Kızım teşekkür ederim, siz zahmet etmeyin” dedim. “Hayır amca, benim anneme babama da yardım ediyorlar. Biz yaşlılarımıza saygı göstermeliyiz” dedi. Doğrusu şaşırdım.

Yumuşak üslup

Gönlümüz kızlarımızı öyle kıyafetle görmek istemiyor. Müslüman kadınları elbette tesettürlü görmek istiyoruz. Ama zamanın fitneleri, internet, sosyal medya, üniversitelerin durumu, sokaklar derken maalesef insanlar hoş olmayan kıyafetlere girebiliyorlar. Ama şuna yürekten inanıyorum ki, kılıkları kıyafetleri değişse de birçok insanımızın yüreği değişmiyor.

İnsanımızın içinde yanmaya hazır bir kor olduğunu görüyoruz. Biz kılığına, kıyafetine, davranışlarına bakarak değerlendirirsek çok hatamız olur. Oruç tutmayanlara da çatık kaşla bakmayalım. İslam’ı onlara ulaştırmanın derdine düşelim. Müslümanlar hakkındaki önyargıları da kırmaya çalışalım. Kaba saba bir Müslümanın kırıp döktüğünü de toplamak bazen bize düşüyor.

Biz o insanlara; “Sen benim kardeşimsin” mesajını verebiliyor muyuz? İşte bu duyguyu verebilirsek Allah’ın izni ile tebliğ ve davet de de başarılı olabiliriz. Hiçbir insan sert sözlerden ve kırıcı ifadelerden hoşlanmaz. İlla ki yumuşak sözle tebliğ şarttır. Belli bir kesime ulaşacağız diye de, dinimizden taviz verelim demiyoruz. Elbette kendi kimliğimizi, şahsiyetimizi koruyacağız.

Önyargıları kırmalı

Önyargıları parçalamak zordur kardeşlerim. Rize’de valilikte polis memuru olarak görevli olduğumuz zaman, orada çalışan hanım bir mesai arkadaşımız dedi ki: “Siz buraya gelmeden sizin aleyhinizde çok sözler söylendi. Çok gericiymiş, kadınların elini tutmazmış, çok katıymış dediler. Doğrusu sizin gibi bir insanın buraya gelmesine üzülmüştük.

Siz geldikten sonra ilk zamanlar sürekli hareketlerinize dikkat ediyorduk. Bazen arkadaşlarla bir araya geldiğimizde sizin hakkınızda değerlendirme yapıyorduk. Bir zaman sonra size bakışımız değişmeye başladı. Siz öyle dedikleri gibi katı bir insan değilsiniz. Bir şey ısmarlanması gerekirse, ısmarlıyorsunuz. Konuşurken sözlerinizde bir ölçü var, kimsenin arkasından konuşmuyorsunuz.

Bir gün özel kalemde çalışan arkadaşlarla sohbet ederken, İslami konulara girdiniz. Sizin konuşmanıza kulak misafiri oldum ve sözlerinizden çok etkilendim. O gece yatsı namazını kılmadan yatmadım. Eşim son zamanlarda; ‘Sana bir şeyler oluyor, hayırdır?’ dedi. Ben de; ‘Valiliğe bir polis geldi, hakkında hoş olmayan şeyler söylediler. Dedikleri gibi birisi değilmiş’ dedim ve sizden duyduklarımı anlattım.”

Bu kardeşimizin namaza başlaması beni çok sevindirmişti. Demek ki sözlerimiz birilerine faydalı olabiliyor. Zaten her Müslümanın da olmazsa olmaz görevlerinden biri “emr-i bil ma‘ruf ve nehy-i anil münker” değil midir? Yani iyiliği söyleyeceğiz, İslam’ı anlatacağız, kötülükten de sakındıracağız. Kime nasıl ulaşırız belli olmaz. İnsanları muhatap alırken de suçlayarak değil, suçlarını örterek yola çıkarsak daha başarılı olacağımıza inanıyorum.

Geylani Akan/ İrfanDunyamiz.com

İrfan Mektebi ↗

Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.

Gönül Dünyamız ↗

Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.

Şunlara Gözat

Sultan Nine Ramazan’ı böyle karşılardı

Göz aydın hepimize,Mübarek günler bize,On bir ayın sultanı,Hoş geldin evimize… Eski Ramazanlarla ilgili her birimizin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.