Taziye evinde karabiber istenir mi?

Geçenlerde bir taziye evine gittim. Genelde taziye evlerine her kesimden insan geldiği için, oralarda belki faydamız olur diye o gibi yerleri çok dikkate alıyorum. Taziye evi çok kalabalıktı. Çünkü cinayet olmuş iki genç insan öldürülmüştü, çok acı bir durum vardı. Böyle feci bir durum olmasına rağmen yapılan muhabbet hoşuma gitmedi. Şimdi okurken şaşıracaksınız, hatta inanmakta güçlük çekeceksiniz.

Konuşanlar peynir çeşitlerini sayıyorlardı. Çok garibime gitti, Kars peyniri, Van peyniri, Erzincan, Edirne, peyniri, Erzurum’un küflü peyniri, bilmem nerenin otlu peyniri. “Subhanallah” dedim kendi kendime. Bir ara söze girdim; “Bu peynir bildiğimiz yoğurttan sütten yapılan peynir mi?” diye sorum “evet” dediler. “Sen de mi muhabbete katıldın demeyin, bir şeyler anlatabilmek için kıvrandım durdum.

Süt neden beyaz?

Dedim ki: “Benim dikkatimi peynir değil de süt çekiyor, inekler, koyunlar yeşil ot diyor ama beyaz süt veriyor. İneğin karnında beyaz boya fabrikası mı var ki süt beyaz oluyor? Aslında yeşil ot yiyen hayvanların sütleri de yeşil olması lazım, saman yiyorsa sarı süt olması lazım.” Yaşlı bir amca belli ki ortamdan çok sıkılmış; “Oğlum konuş da dinleyelim” dedi.

Kendimi tanıttım, taziyede bulundum, biraz sonra ortama hakim olunca, işte dünyaya geliş gayemizden, ahiretten, ölümden, dünyanın fani oluşundan, bir şeylerden konuşmaya çalıştım. Tabii oradaki insanların bir çoğu belli kesimlerden geldikleri belli. Secdeden uzak oldukları anlaşılıyordu. Bu minval üzerinde muhabbetimiz devam etti.

Kalkarken birisi yanıma geldi; “Benim oğlumun düğünü var, düğünde konuşur musun?” dedi. “Konuşurum” deyince hoşuna gitti. Neyse düğün günü geldi. “Sizi evinizden almaya geleceğiz” dediler. “Gerek yok, adresi gönderin biz geliriz” dedim. Neyse düğün salonuna gittim, aman Allah’ım bizim hayatta giremeyeceğimiz bir ortamdı.

Orada bizi tanıyan biri yanımıza geldi; “Sen böyle bir yere nasıl geldin?” dedi. “Konuşsan da seni dinlemezler” gibi sözler etti. “Siz sabırlı olun, görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler” dedim ve dilimizin döndüğünce bir şeyler konuştuk. Ama ne ilginç ki oradaki insanlar susamış toprak gibi ses çıkarmadan dinliyorlardı. Böyle sohbetlere, dini meselelere susamışlar demek ki…

İnanın biz konuşurken, çıt çıkmadı fazla uzatmadan gereken mesajları vermeye çalıştık, rahatlıkla görevimizi yaptık. Tabir yerindeyse biz postacılık görevimizi yaptık, gerisi Mevla’ya kaldı. Oraları da ihmal etmemek lazım. “Şu kıyafet, bu kıyafet, şudur budur” diyerek oralardan uzaklaşıyoruz. Aslında o insanlar ateşe düşmüşler, onlarla da irtibatı koparmamak lazım. Onlar da bizim evlatlarımız, onların da kurtuluşu için çalışmamız lazım.

Acayip bir muhabbet

Aradan birkaç gün geçti, yine bir taziye evine gittim. Orada genelde galericiler ağırlıktaymış. Cenaze evinde otomobil markaları, motor güçleri, jantları, tekerleri konuşuluyordu. Acayip bir muhabbet vardı. Nasıl bu hale geldik? Bunları yazarken çok üzülüyorum, insanlar gündüz akşama kadar konuşa konuşa aynı şeyleri çok tekrar ediyorlar, yazık oluyor.

O gibi insanlara her yerin bir konuşma konusu olduğunu anlatmak lazım. Yani cenaze evinde otodan, peynirden, tatlıdan bahsetmek hoş olmuyor. Hani anlatırlar ya, adamın biri cenaze evine gitmiş pilav yerken cenaze sahibinden karabiber istiyormuş. Yani bunlar çok yanlış şeyler, buna bir düzen gelmesi lazım.

Cenaze evlerine gitmenin adabı ile ilgili yazı yazan arkadaşlarımız olursa çok güzel olur. Değerlerimiz hepten kayboldu gitti. Cenaze evine gidenler neler yapmalıdır? Orada ne kadar kalınmalıdır? Taziye evine kaç kere gitmelidir? Oralarda nasıl davranılır? Neler konuşulur? Adam şehit cenazesinde kıkır kıkır gülüyor. Çok ayıp oluyor.

Sahabeden biri -şu anda ismini hatırlayamadım-, mezar başında dünyevi kelam konuşma değil tebessüm etmiş. Diğer arkadaşlarından onu ikaz eden olmuş. “Kardeşimizin burada acısı varken sen nasıl tebessüm edersin” demişler. Bizim bu halimizi görselerdi ne derlerdi,

Şimdi taziye sahipleri yemek veriyorlar o da başka bir garabet. Bu yemek işi de bazı yörelerde çok aşırı bir şekilde abartılıyor. Geçen bir komşumuz diyor ki: “Çanakkale’de bir akrabamız vefat etti orada taziye için gelenlere 800.000 liralık yemek verdik. Oradan da memlekete gittik bir haftadır da orada yemek veriyoruz.” Fesübhanallah! Bu ne israf? Bu da bir tür gösteriş olmuyor mu?

Odayı terk ettiler

Olumsuzlukları yazmak hoşuma gitmiyor ama bu gibi şeyleri gündeme getirmek için bunları yazıyorum. Geçen yine birisinin taziyesi olmuş, oraya yakınları uzaktan yakından gelmişler. Oradakiler; “Bize Kur’an okur musunuz, sohbet eder misiniz?” dediler. Biz besmeleyi çekerken o anda bir grup insan birden bire kalktı, diğer tarafa gittiler. Hayret ettim, acaba niye diğer tarafta gittiler diye.

Meğerse diğer odada televizyon varmış, o saatte milli maç varmış, maçı kaçırmak olur mu? Maç kaçırılır mı? Taziyeye gidiyorsunuz, adamın evinde maç izliyorsunuz… Yani sanki taziye sahibiyle dalga geçer gibi olmuyor mu? Vah bize, eyvah bize, cenaze evinde maç izliyoruz, cenaze evinde peynir konuşuyoruz, cenaze evinde tatlı konuşuyoruz, cenaze evinde partiyi konuşuyoruz. Muhalefeti, iktidarı konuşuyoruz.

Her konuştuğumuz söz, aslında ok gibi cenaze sahibinin yüreğine saplanıyor da haberimiz olmuyor. Cenazelerimiz bir tuhaf oldu. Mezarlarımız da bir tuhaf oldu. Artık mezaristan veya kabiristan değil de mermeristan oldu. Mezar taşlarımızın yüksekliği ile övünür olduk. Nu tuhaf, şimdi katlı mezarlar çoğalmaya başladı. Sanki alt katta beden, üst katta ruh oturacak gibi…

Bu yapılan israf değil mi? Ümmet perişan, abdest almaya suyu bulamıyor. Biz kaç tane su kuyusu açtıracak paraları mermeristana yatırıyoruz. Allah encamımızı hayretsin vesselam.

Geylani Akan/ İrfanDunyamiz.com

İrfan Mektebi ↗

Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.

Gönül Dünyamız ↗

Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.


Şunlara Gözat

Gençliğin imanı tehlike altında…

Her peygamber yaşadığı çağın inanç problemlerini çözmek için gelmiş ilahi reçeteyle insanlığın inancına arız olan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.