Ünye’nin asaletini korumak zorundayız…

Ordu Ünye, Karadeniz bölgesinin hem liman kenti olması, hem İpek yolu üzerinde yer alması dolayısı ile coğrafi yönden önemli bir merkezdir. Medrese ve tekkeleriyle de aynı zamanda bir irfan merkezi hüviyeti taşımaktadır. Tarih boyunca ilmiye sınıfından nice âlimler ve kadılar bu topraklarda yetişmiştir. Biz bugün Ünyeliler olarak, gelenekten geleceğe ilim ve irfan zenginliğinin günümüze yansımalarını her zaman müşahede etmemekteyiz…

Türkmen boylarından Çepni’lerin 1297’de Ünye’yi fethetmesinden itibaren tarih sahnesinde yer alan Ünyemizin, Karadeniz’in incisi Boğaziçi diye isminden söz ettirmesinin de haklı bir gerekçesi olduğu kanısındayız. Ki bu da sahip olduğu bu mirasın bir sonucudur. Ünye İslam kültür ve medeniyetinin harmanlandığı bir kent olmanın avantajlarını tarih boyunca hem maddi hem de manevi olarak görmüştür.

Asaleti korumalı

Bir Ünyeli olarak, kültür ve medeniyet denildiği zaman Ünye’nin bu yönünün ön plana çıkartılması gerektiğini düşünüyorum. Maalesef kültürel etkinlik deyince bir takım gayrimeşru eğlence ve konserler akla geliyor. Oysa bizim Ünyemiz sayısız devlet adamı yetiştirmiş, en önemlisi de yetiştirdiği kadılar ile tarihe geçmiştir. Onun için Ünye “Kadılar Şehri” olarak bu asaletini korumak ve buna uygun etkinliklerle anılmak zorundadır.  

Kadı denilince tabi ki akla adalet gelir. Dünyaya nizam veren büyük hukuk devleti Osmanlılar ve tabi ki adaletiyle hükmeden kadı efendiler gelir. Kıtalara hükmeden Osmanlı Devleti’ni din, dil, ırk ve mezhep ayrımı yapmadan altı asır, üç kıtada huzur ve adaletle yönetmekte kadılık sisteminin büyük payı vardır. Osmanlıda kadılar yargı faaliyetlerinin merkezindeydi.

Ali Osmanlının asırlar boyu üç kıtaya adaletle hükmettiği aşikârdır. Irak, Şam, Filistin, Midilli, Kudüs, Trablus, Şam, Selanik, Rodos, Yanya, Milas, Beyrut ve Anadolu’nun birçok vilayetinde Ünyeli kadılarımız görev yapmışlardır. Heyhat, bu ülkeler Osmanlı İmparatorluğu’nun vilayetleridir. Başta İngiliz (Amerika) ve tüm dünyanın işgaline uğrayınca muhtelif devletçikler oluşmuştur, söz konusu coğrafya; Kars, Van, Edirne, İstanbul gibi Osmanlının yani bizim vilayetimizdi

Osmanlı kadısı, yargılamayı Hanefî mezhebinin hukuk kurallarına göre yapardı. Ancak davacı, davasının diğer üç mezhebe göre yapılmasını isterse heyetle yapılırdı. Kadıların kararlardan doğan bir haksızlık ve şikâyet konusu olduğunda bu durum temyiz makamı konumunda bulunan kazaskerlik ve şeyhülislamlık tarafından incelenerek sonuçlandırılırdı.

Kādılkuddât ise kadılar kadısı anlamına gelen bir rütbedir; baş kadı olarak da geçer. III. (IX.) yüzyılın sonlarına kadar umumiyetle başşehrin kadısına verilen bir şeref unvanı iken sonraki dönemlerde devletin ülke ya da bölgedeki yargı teşkilâtının üst yöneticisi konumunu kazandı; ülkenin çeşitli bölgelerinde ve şehirlerinde görev yapan bütün kadılar onun nâibi olarak tayin edilir oldu.

Türk devletlerinde de kadıların etkin rolü olmuştur. Gazneliler, Karahanlılar, atabeylikler ve Anadolu beyliklerinde Kadı Efendi’lerin mevcut olduğu bilinmektedir. Gazneliler’de her şehirde bir kadı, her eyalette de bir kādılkudât vardı. Nûreddin Mahmud Zengî, son zamanlarında asayişten sorumlu olan şahneleri azledip onların görevini de kādılkudâta vermişti.

Medreseler şehri

1620 yılına ait Arşiv kayıtlarında Kadılar, Kadıllu Köyünde çok sayıda kadı yetişmiş olduğunu görmekteyiz. 19. yüzyılda Ünye Merkezde Meşhur Kadılar Yokuşu Semti’nde Kadılar, Müderris, Kaptan ve Naipler olmak üzere birçok şahsiyetin konaklarını görmekteyiz. Ünye’de devlet ve ilmiye sınıfı âlimlerin yetişmesi şüphesiz Ünye’nin Medreseler şehri olmasından kaynaklanmaktadır.

Kadılar Şehri Ünye deyince akla Medreseler, Müderrisler, alimler, kadı Efendiler gelir dolayısı ile de kadıları yetiştiren Fukaha (İslam hukukçusu) Taslızade Şeyh’ül Müderrisin  Yusuf Bahri Efendi Hazretleri ve onun hocası, dünyaca ünlü padişahların hocası, Alimlerin Üstadı Ahmet Ziyaeddin Gümüşhanevi Hazretleri gelmektedir ki onun da hocası Fukaha Şam Müftüsü Muhammed Ervadi Hazretleri’dir.

Yine, kadı efendiler deyince Ünye’de büyük hayrat sahibi Kayı Boyundan Çubukçu zadelerden çok bilinen adı ile Caniklioğlu Süleyman Paşazade Sadullah Bey Medresesi’nin ve bu medresede yetişen hukukçuların hatırlanmasını vefa borcumuz olarak görmekteyiz.

Mehmet Karayalman/ İrfanDunyamiz.com

İrfan Mektebi ↗

Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.

Gönül Dünyamız ↗

Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.

Şunlara Gözat

İsmail Ketenci hoca çok hafız yetiştirdi…

Bir eylül ayı idi. Ta 1980’ler… Yaşım 23’lerde. O yıllarda Konya yine her zamanki gibi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.