
Gümüşhane Köse ilçesi Kabaktepe (Şurut) köyünde dünyaya gelen, küçük yaşta babasında hafızlık yapan daha sonra tekamül için İstanbul’a Abdurrahman Gürses Hoca’ya giden Zekeriya Kul Hoca, Ramazan aylarında Manisa Turgutlu‘da mukabele okumaya gider. Allah’ın takdiri askerliği de Manisa’ya çıkar. Turgutlular komutanından izin alırlar, yine Ramazan ayında Zekeriya Hoca’ya hatim okuttururlar. Zekeriya Hoca böylece Turgutlu‘da kendini kabul ettirir.
Daha sonra kayınpederi olacak şahıs Zekeriya Hoca’ya kızıyla evlenmesi için teklif eder ve Zekeriya Hoca Turgutlu‘da evini kurmuş olur. Önce bir camide imamlığa başlar. Zamanın müftüsü ve ileri gelenleri; “Siz cami hizmetleri ile zamanınızı geçirmeyin, bu güzel ilminizi öğrencilerinize bahşedin” diyerekten Hoca’ya Kur’an kursuna geçmesini teklif ederler. Hocanın da zaten arzu ettiği şey budur. Kur’an kursuna geçer, kısa zamanda öyle talebeler yetiştirir Ege bölgesinde onun rahle-i tedrisinden geçenler tilavetinden tanınır.
İnsanları etkiledi
Zekeriya Kul Hoca aslında sosyal yönü çok kuvvetli olan birisidir. Hoş sohbettir, mülayim huyludur, insanları affetmeyi seven bir insandır. Fakat öğrenci okuturken çok ciddi ve çatık kaşlıdır. Bu konuda Abdurrahman hocasından aldığı usulü talebelerine uygular. Hocayla beraber hocalık yapan bazı hocalar dinledik, her birisinin anlattığını buraya yazmaya kalksam sayfalar almaz
Zamanın İmam Hatip müdürlüğünü yapan bir hocamız diyor k: “Zekeriya Hocayla buluşurduk. Hocaefendi bizim İmam Hatip‘teki talebelerimizi de etkiledi. Turgutlu‘ya yakın olan Uşak İmam Hatip‘teki talebeleri, hatta İzmir İmam Hatip‘teki talebeleri de etkiledi. Kısa zamanda Zekeriya Hoca Ege bölgesinde isim yaptı. Zekeriya Hoca caddede yürürken onda bir âlim vakarı vardı. Ciddi bir insandı, herkes ona gıpta ile bakardı. Öyle oldu ki mağazalarda, dükkanlarda Zekeriya Hoca’nın resmi asılmaya başladı.”
Görüyor musunuz kardeşlerim! İnsanın kaderi ne muammalı bir sır. Turgutlu’ya mukabele okumaya gidiyor, askerliği oraya çıkıyor, orada evleniyor ve orada halkın gönlüne giriyor. Tabi halkın gönlüne girmesinde ihlas ile talebe yetiştirmesinin rolü çok büyük. Ufak tefek şeylere tenezzül etmemesi bir hafıza ne kadar güzel yakışıyor. Mesele Zekeriya Hoca’yı mevlid okumaya çağırıyorlar, Hoca mevlid okumuyor fakat Kur’an okuyor. İş zarf olayına gelince hiç tenezzül etmiyor, elini bile sürmüyor.
Büyük Doğu hayranıydı
Hocaefendi Büyük Doğu hayranıymış, Üstad’dan şiirler okurmuş. birkaç defa Necip Fazıl Kısakürek‘i Turgutlu‘ya getirtip konferans verdirmiş. Sağ sol davasının zirve yaptığı bir zamanda karşısında aykırı fikirlerle çıkanlara çok mükemmel cevaplar veriyormuş. Hem ikna etme kabiliyeti, hem bilgisi mükemmelmiş. Talebeleri diyor ki; “Kur’an okurken bazı ayetlere geldi mi belki bir ayeti yarım saat açıklama yapardı. Mesela ‘Zalimlere meyletmeyin” ayetini uzun uzadıya açıklamıştı.”
Hocaefendi’nin o kadar güzel halleri varmış ki insanlar anlatmakla bitiremiyorlar. Talebelerini yetiştirmiş, aynı zamanda talebeleri ile beraber kursta beraber çalışmışlar. Zekeriya Hoca’nın talebelerinden Ömer Soysal Hoca ondan o kadar etkilenmiş ki o da anlatmakla bitiremiyor. Onun çok çetin bir ceviz olduğunu, tavizsiz ve kararlı bir Müslüman olduğunu anlatıyor. O günlerden bir hatırasını şöyle anlatıyor:
“Uşak’ta yeni bir İmam Hatip okulu binası yapılmıştı. Bina inşaatı bitti ama imam hatip okuluna o binayı vermek istemiyorlar. Yılbaşı gecesinde öğrencilerle karar aldık, hafta sonu eski binayı bir gecede bütün eşyalarıyla birlikte yeni okula taşıdık. Hoparlörlerinin kurulmasından her türlü teçhizatına kadar. Sadece idare kısmı hariç.
Her şeyi yerleştirdikten sonra on dört gün kadar biz okulda yattık kalktık. Biz orada okulda kalırken etrafımızı polisler sardı ama biz yine pes etmedik. Halkın tepkisini çekmeden bizi oradan çıkartmak istediler. Dönemin iç işleri bakanı Oğuzhan Asiltürk‘ün emniyete verdiği bazı talimatlar olunca öğrencilere müdahale edilmedi. O dönemde Hocaefendi de hep yanımızda olmuştur.”
Kanaat önderiydi
Anlatılanlara baktığımızda, Hocaefendi’nin tavırlarıyla, eğitimi anlayışı ve sosyal münasebetleriyle tam bir kanaat önderi olduğunu anlıyoruz. O zamanki kaymakam, belediye başkanı ve devlet dairesindeki insanlarla diyaloğunu çok mükemmel bir şekilde kurmuş. Hatta yıllar sonra bir milli eğitim müdürü; “Zekeriya Hoca gibi Türkiye’de 100 tane hoca olsaydı, Türkiye bambaşka olurdu” ifadelerini kullanmış.
Zekeriya Hoca da belli bir yaşa geldikten sonra rahatsızlanmış. Allah nasip etti şahsen biz Zekeriya Hocamızla tanıştık ama bizim tanıştığımız zamanda Zekeriya Hocamız hastaydı. Yatalak hasta değildi ama hafıza kaybı vardı, artık Kur’an okutmuyordu. Hafızada kaybolma olmuştu ama Kur’an-ı Kerim i unutmamış. Daha sonra da kendisi ile birkaç kere görüştük.
Nihayet 2005 yılında her fani gibi o da bu dünyadan göç etmiş. Ama eserleriyle, gönüllerde kurduğu sevgiyle unutulmamış Hocamız. İnsanlar hala Zekeriya Hoca dediğiniz zaman size bir başka bakıyorlar. Turgutlu’da hemen hemen hangi camiye giderseniz gidin Zekeriya Hoca’nın isminden bahsedin, muhakkak onu tanıyanlar, hocalar, vaizler çıkıyor. Allah makamını cennet eylesin. Kur’an-ı Kerim şefaatçisi olsun. Amin.
Geylani Akan/ İrfanDunyamiz.com
Gönül Dünyamız ↗
Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.
İrfan Mektebi ↗
Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.
İrfan Dünyamız Kendi İrfanımızı Keşfet!


