
Manevi bir arayışta olan insanların akıllarına takılan sorulardan bir tanesi de; “Günümüzde de mürşid-i kâmiller var mıdır?” sorusudur. İnsanları iyiliğe güzelliğe sevk eden bu güzel zatlar elbette ki her dönemde olacaktır. Nitekim Allah’ın üzerimizdeki rahmeti kesintisizdir.
Evet, bu zatlar her zaman vardır ama zamanın Hacı Bayram-ı Veli’sini, Aziz Mahmud Hüdayi’sini tanıyacak göz bizde var mıdır; orası biraz şüphelidir. Elbette bu iş büyüklerin de dediği gibi bir nasip işidir. Bununla beraber ehline sormak ve araştırmak da önemlidir.
Bir hatıra
Bu konuda merhum Raif Cilasun’un güzel bir hatırası vardır. Bir videoda mürşidine intisabını şöyle anlatıyor: “Hasan Basri Çantay Hocamız ile devamlı buluşurduk. Ona dedim ki; ‘Sen Hacı Bayram-ı Veli’ye mensupsun, ben de sana intisap etmek isterim.’
O da bana; ‘Benim bu hususla ilgili yeteneğim yok, sana iki hakiki mürşid tavsiye edeceğim. Biri Sami Efendi Hazretleri diğeri de Mehmed Zahid Kotku Efendi Hazretleridir. Git selamımı söyle, onlardan hangisine intisap edersen et, ikisi de haktır’ dedi.
Ben önce Sami Efendi Hazretlerine uğradım. Tahtakale’de Alemdarzadelerin ticarethanesinin üst kısmında bulunurdu. Hasan Basri Hocamın selamını söyledim. Ziyaret sebebini söyleyince bana rüyaya yatmamı tavsiye etti.
Tavsiyesi üstüne istihare uykusuna yattım. Rüyamda Mehmed Zahid Efendi Hazretlerini gördüm. Beni yanına almış, dizinin dibine oturtmuş ihsanda bulunuyordu. Hayırdır inşallah dedim. İki Cuma gecesi daha istihare uykusuna yattım, hep Zahid Efendi Hocamla karşılaştım.
Rüyalarımı Sami Efendi Hazretlerine anlattım, o gülümsedi: ‘Hayırlı olsun evladım, ha ben ha o, fark etmez. Mevlam seni kardeşim Mehmed Zahid Hazretlerine nasip kılmış. Hemen git, kulbuna sarıl, dünyan da ahiretin de mamur olsun’ dedi.”
Bu konuşmanın devamını internetten bulup dinlemenizi tavsiye ederim. Gerçekten feyizli bir konuşma. Allah Teâlâ tüm geçmişlerimize rahmet eylesin. Şimdi bir de Tasavvuf akademisyeni Prof. Dr. Süleyman Uludağ Hoca’nın bu konudaki tavsiyelerini nakledelim:

İki şeyh
“Benim için iki şeyh çok önemlidir, birisi Mehmed Zahid Efendi’dir. Bir de Sami Efendi’nin hareketi vardır. Damadı Ömer Kirazoğlu, hocamızdı. Onun yakınları, ben Osman Topbaş Bey’le tanışırım, ama Musa Bey’i tanımamıştım. Çevresindeki insanların çoğunu tanıyorum. Temiz, dindar, mü’min mü’tekid kişiler. Onun bıraktığı miras da hayırdır hasenattır, ilmî kurumlardır, yayınlardır, kitaplardır, dindir, diyanettir, yurt içi yurt dışı hizmetleri var. Güzel şeyler yapıyorlar, ben onu da takdir ediyorum.
Bu iki hareketin önemli hareketler olduğu kanaatindeyim. Bana ‘Kırk elli yaşındayım şimdiye kadar ibadet ettik vs. ama bir şeyhe teslim olmak istiyorum, bana kimi tavsiye edersin’ deselerdi. Mesela Sami Efendi’yi gösterirdim ki böyle söyleyen de olmuştur. Ben zaman zaman bunu örnek olarak da veririm. Yaşayan olmasın diye söylüyorum Zahid Kotku’yu misal olarak verebilirim.
Çünkü şuna inanmışımdır. Bunlar istismarcı insanlar değil. Mesela Sami Efendi kendine göre mânevî bir hayat yaşıyor, çevresindekilere de bildiği kadarıyla faydalı oluyor. Onların parasına puluna tenezzül etmiyor. Şöhret peşinde değildi. Onun etrafında toplanan insanlar da aynı anlayışa sahipler.” (Tasavvuf Akademisyenleri İle Konuşmalar 1, Ankara, 2003, s.99- 100)
Her biri gül
Malumdur ki herkes kendi tanıdığı bildiği zatların tesirinde kalır ve onlardan etkilenir. Bu fakirin gönlünde Bediüzzaman Hazretlerinden Süleyman Efendi Hazretlerine kadar birçok velinin sevgisi var. Hayatta olan veya olmayan birçok şeyh efendiye büyük hürmetim var. Ne var ki onların hepsini saymam mümkün değil. Vakti geldikçe bahsetmeye çalışıyorum.
Allah Teâlâ nasip etti birçok şeyh efendiyi ziyaret ettim. Onların her birisi bir gül, her birisi bir çiçek. Onun için şu zata veya bu zata bağlanın gibi bir şey söylemek ne niyetimizde var, ne de böyle bir şey haddimize düşer. Tasavvuf büyüklerinin ifade ettiği bir gerçek vardır ki o da bu yolun bir nasip işi olduğudur.
Bu yoldan nasiplenmek bir arayışın neticesinde olduğu gibi, sadece aramakla da mümkün değildir. Bu konuda Nakşibendi büyüklerinden Yakûb-ı Çerhî Hazretlerinin meşhur bir sözü vardır, o der ki: “Aramakla Sana ulaşamazlar, / Ama Sana ulaşanlar da arayanlardır, / Her dil ü cânda bu gam görülmez, / Talep mülkü, her Süleyman’a verilmez.” (Ahmet Cahid Haksever, XI. Yüzyıl Bir Türk Sufisi Yakub-ı Çerhî, Ankara, 2005)
Diğer taraftan bazı istisnalar da söz konusudur. Hacı Bayram Veli Hazretlerinde farklı bir süreç işlemiştir. Her ne kadar tasavvufta prensip olarak dış âlemde aramak tavsiye edilmiş olsa da Hacı Bayram Veli Hazretleri bunun istisnasıdır. Rabbim o güzel Allah dostlarını bulmayı ve dualarını almayı nasip eylesin. Amin.
Aydın Başar/ İrfanDunyamiz.com
Gönül Dünyamız ↗
Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.
İrfan Mektebi ↗
Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.
İrfan Dünyamız Kendi İrfanımızı Keşfet!

