
Her zamanın imtihanı farklı olur. En çok neyi seviyorsanız onunla imtihan olursunuz. Bazı insanlar çocuklarından birine çok fazla değer verirler, eninde sonunda imtihanı o çocuk üzerinden olur. Evlat üzerinden olan imtihan çok zordur. Kimse sizin ne çektiğinizi anlamaz. Çocuğunuzun nerelere gittiğini bilmediğiniz dakikalar size zindan olur.
Bazı insanlar mala çok düşkün olurlar, işini her şeyin önüne geçirirler, hatta; “İşimden fırsatım olmuyor ki ibadet edeyim” diyenler oluyor. Adeta zehirlenmiş gibi dünyaya dalmışlardır. Bu insanlar hiçbir sosyal faaliyete katılmazlar çünkü geceleri gündüzleri işleri olur. Bir zaman sonra bakarsınız ki iflas bayrağını çekmişler, her şey bir anda bitmiş.
Makam imtihanı
En tehlikeli imtihan da makam ile olur. Çünkü makamda; para, şehvet ve şöhret vardır, bunların imtihanına her yiğit dayanamaz. Makama gelen kişinin akrabası çok olur. Her birisi ayrı ayrı psikolojik tuzaklarla makam sahibini kuşatır. Onlara hayır diyebilmek pek kolay değildir. Devletin imkanları akrabalık bağı bulunan kimselere çatır çatır dağıtılır.
Başbakanlıkta koruma olarak görev yaptığımızda çok ilginç sahnelere şahit olduk. Bakanlar değişiyordu fakat ziyaretçiler pek değişmezdi. Makamdan gidenlerin yanında pek kimse olmazdı. Daha dün adamın huzurunda el pençe divan duranlar artık onu tenkit etmeye başlarlardı. Menfaat umudu bitince alkışlar övgüler bıçak gibi kesilirdi.
Son zamanlarda medyada şöhret olan bazı insanların bazı kirli çamaşırları ortaya çıkıyor. Onların günü geçince yerden yere vurulduğunu hatta o insanlar üzerinden nice kitlelere çamurlar atıldığını görüyoruz. Hiçbir insan melek gibi değildir. Her an herkesin ayağı kayabilir. Yusuf aleyhis selam gibi bir Peygamber bile; “Ben nefsimi temize çıkarmam” derken bizim gibi acizlerin nefsinden emin olması mümkün mü?
İşin ilginç tarafı ise kötü işlere bulaşmış bu tür kimselerin kimisinin ailesinin dindar olduğunu, kimisinin İmam Hatip mezunu olduğunu öğreniyoruz. Evet nefis her insanda vardır. Son nefese kadar içimizde nefsimiz, dışımızda şeytanımız her türlü tuzağı kurarken elbette imtihanımız kolay olmaz. Biz kul olarak her yerde dikkatli olmalıyız.
Tuzaklara dikkat
Şeytanın tuzaklarına düşmemek için bazı şeylere dikkat etmemiz gerekiyor. Özellikle beş vakit namazlarımızı, farzları ile sünnetleri ile tesbihatları da ihmal etmeden kılmamız gerekiyor. Helal ve haramlar konusunda çok dikkatli olmalıyız. Karşı cins ile baş başa kalınacak ortamlarda kesinlikle bulunmamalıyız.
Kesinlikle ilmi ile amil olan insanlar ile görüşmeliyiz. Hiç olmazsa haftada veya 15 günde bir araya gelmeli birbirimizi motive etmeliyiz. Dini yapılar, dernekler, vakıflar, cemaatler, sohbetler, dersler; her birisi bizim için bir imkandır. Evlerimizde Riyazüs Salihin, Şifa-i Şerif ve Hayatüs Sahabe gibi kitaplardan mutlaka dersler yapmalıyız. Sıkıcı olmaması için de yarım saatle sınırlandırmalıyız.
Her şeye rağmen nefsimize yenik düşüp yanlış yaptığımızda ise derhal tövbe etmeliyiz. Birtakım günahlara batmış, yanlışlara dalmış toplumun nazarında itibarını kaybetmiş kardeşlerimiz olursa o insanlara da tekme vurmamalıyız. Onları yaralı bir kuş gibi düşünmeli ve tekrar ıslah etmenin, topluma kazandırmanın yollarını aramalıyız. Düşmez kalkmaz bir Allah var, bunu da unutmamalıyız.
Düşene vurma
Aklıma bir abimizin çocukluğunda yaptığı hatayı anlatırken ne kadar üzüldüğü geldi. Medresede talebe olduğu zaman bir gün hocası içki hakkında sohbet etmiş. Ders süresince içki şöyledir, sarhoşluk böyledir diyerek dersi bitirmiş.
Abimiz diyor ki: “O zaman yaşımız genç, kanımız kaynıyor, medreseden çıktık, bir mahalle ötede, yolun üzerinde yatmış, kılık kıyafeti berbat bir sarhoş gördüm. Yanına yaklaştım ve sırtına bir tekme vurdum. Başını kaldıran sarhoş adam; ‘Medresede size düşene tekme vurun diye mi öğrettiler?’ dedi.
Aman Allah’ım ben zannettim ki sarhoşun aklı başında yoktur, meğer ki bana öyle bir ders verdi ki ömür boyu bu cümleyi unutmadım. Medresede ilim öğrendim Ahlakı sarhoştan öğrendim. Meğer ne cahillik etmişim, meğer zalimmişim.”
Değerli kardeşlerim toplumda günahkar, isyankar, asi kardeşlerimizi bizler de her gün görüyoruz ve içimiz yanıyor. Siz siz olun, düşenin üzerine çok fazla yüklenmeyin. Onların da çocukları, eşleri, yakınları, hatta anne babaları var. Kim bilir onlar için ne kadar dua ediyorlar, ne kadar acı çekiyorlar. Madem merhem olamıyorsanız, yaralı kuşlara dokunmayın vesselam.
Geylani Akan/ İrfanDunyamiz.com
İrfan Mektebi ↗
Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.
Gönül Dünyamız ↗
Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.
İrfan Dünyamız Kendi İrfanımızı Keşfet!


