Hacı Hasan Efendi hangi kitabı tavsiye etmiş…

Şahit ümmetin zirvedeki öncülerinden biri olarak Hacı Hasan Efendi yaşadığı bölgede ümmetin sorunlarını tespit etmiş, sonra da Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’ten çözümler sunmuştur. “İman ve ahlak olmadan ne insan olunur ne de toplum ayakta durabilir” düşüncesinden hareket ederek çalışmalarını iman ve ahlak konularında yoğunlaştırmış ama diğer alanları da ihmal etmemiştir.

Hayatını dine hizmete vakfetmiştir. Vaktini en verimli şekilde kullanıp etrafındakilere ve sevenlerine örnek olmuştur. Tasavvufi hayatın bidatlerle karartıldığı bir zamanda tasavvuf geleneğimizin en güzel örneklerini vermiştir. Etrafındakilere, bir ömrün Allah celle celaluh yolunda nasıl tüketildiğini öğretmiştir. “İnsan, son nefesini verene kadar davet ve tebliğle mükelleftir” sorumluluğu ile sevenlerini yetiştirmiştir.

Kesintisiz davet

Onun davet ve tebliğine baktığımız zaman gördüğümüz en önemli husus; davetinin kesintisizliğidir. Günlük, haftalık, aylık çalışmalarla yetinmek Hacı Hasan Efendi’nin tasvip ettiği bir yol değildir. Sufinin ibnülvakit olduğunu en iyi anlayanlardan olan merhum, “vukufizamani” prensibine göre zamana müdahalenin farz bir görev olduğunu bilip daimî bir gayret ve kesintisiz bir çalışmayla davetini sürdürmüştür.

O, ferden güzel olmanın yeterli olmadığına inandığı için, güzel insanların bir araya gelerek cemaatleşmelerini ve İslami ha­reket oluşturmalarını istemiştir. Onun bu düşüncesi ömür boyu tüm İslam dışılıklara düşman ve İslam’a uygun olanlara dost olmak şeklinde te­celli etmiştir. Müslümanları mahkûmiyetten kurtarmak için çevresindekilere, saniyelerini bile müminlerin lehine değerlendirmelerini tavsiye edip; yalnızca Allah’tan korkma şuurunu aşılamıştır.

Hem sözlü tebliğin, hem de yaşamak suretiyle tüm sünnetleri üzerinde tecessüm ettirerek fiilî davetin en büyük öncülerinden olmuştur. Vehbî ve kesbî yolla zihnini ve gönlünü Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’in sonsuzluğuna açıp gece gündüz, yaz kış, köy şehir demeden bilgisini cömertçe paylaşıma açmıştır. Ona göre gerçek cömert malını fakirle, ilmini herkesle paylaşan; canını ise Allah celle celaluh yolunda tereddütsüz feda edendir.

Hacı Hasan Efendi kuddise sirruh gençlere ayrı bir değer vermiştir. Ebusaid Hudri radıyallahu anh anlayışı gibi onları “Allah Resulü’nün emanetleri” olarak kabul etmiş ve gençlerin dini anlama ve yaşamadaki ciddiyetlerine şahit oldukça yüzlerinde adeta güller açmıştır. Onlar için evinin ve gönlünün kapısını her zaman açık tutmuştur. Gençleri ilme teşvik etmiş ve okuduktan sonra da Müslümanlara yabancılaşmamaları için onlarla olan irtibatını hiç kesmemiştir.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı manzara-hatiralarin-izinde-hatira-arsivi-anilar-gecidi-irfandunyamizali.jpg

Evi mektep

Kendi evini bir mektep hâline getirmiştir. Sabahın erken vakitlerinden itibaren hanelerini her yönden gelen insanlara açmış ve yatana kadar misafirleri eksik olmamıştır. Sabah ve öğle vakitlerinde düzenli davet ve tebliğ görevi ifa edilirken hususi misafirleri de her zaman olmuştur. Gelenlere çay, kahve, yemek ve şeker ikram edilmiştir.

Gelen insanlar ilmiye sınıfından iseler konuşmanın seviyesi birden yükseltilmiş, fıkhi veya tasavvufi konular en yüksek düzeyde ele alınmıştır. Böylece misafirler, kendilerini ya bir fıkıh mektebinde ya da Mevlana’nın dergâhında bir öğrenci gibi hissetmişlerdir. Tüm bunlarla beraber üstadımızın genel konuşmalarına bakıldığı zaman davetin ana konusunun iman olduğu görülmüştür. 

İman konuları ayet ve hadislerle ele alınmış, akait bilginlerinin görüşleri çerçevesinde mevzular açıklanmıştır. Elfazıküfür ve efaliküfür bahisleri ciddiyetle ele alınıp izah edilmiştir. İmanın tehlikeye düşmemesi için daimî bir murakabe bilincini öğütleyen merhum Hacı Hasan Efendi, imana şeytanın musallat olmasından korktuğunu defalarca dile getirmiştir. Bu bağlamda Hasan Basri kuddise sirruh’un haşyetullah yolunu tercih etmiştir.

Akaid konularını öğrenmek isteyen insanlara Ahmet Hamdi Akseki merhumun İslam Dini kitabının iman bölümünü mutlaka okumalarını tavsiye etmiştir. Zaman zaman bizlere fıkıh soruları sorduğu da olurdu. Bilsek bile edebimizden cevap veremezdik. Bizleri bunun üzerine daha çok okumaya teşvik ederlerdi. Gördüğüm kadarıyla, fıkıh konularında azimetle amel etmeyi sever ve başkalarına da azimet fıkhıyla amel etmeyi söylerlerdi.

Ahlaki alanla ilgili olarak; anne baba hukukuna riayet etmek, helal gıdalarla beslenmek, müminleri sevip din düşmanlarına buğzetmek, fakirlerin problemlerine ilgi duyup onları çözüme kavuşturmak, haramlardan kaçınıp mekruhlara meyletmemek, maddi ve manevi temizliği en üst seviyede gözetmek ve her an kâmil bir edep içerisinde olmak gibi hususları sohbetlerine esas almıştır.

Dr. Mehmet Sürmeli/ İrfanDunyamiz.com

Gönül Dünyamız ↗

Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.

İrfan Mektebi ↗

Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.

Şunlara Gözat

Hamile veya emziren kadın oruç tutmalı mı?

SORU: Hamile veya emziren kadın Ramazan’da oruç tutmalı mı? Bu konuda Peygamber Efendimiz sallellahu aleyhi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.