İnsan çift kutuplu bir varlıktır

Bilindiği gibi insanlarda; iyi ve kötü, olumlu ve olumsuz birbirine zıt birçok duygu vardır. Hatırıma gelenleri ben sayayım. Gerisini siz tamamlayabilirsiniz. Cömertlik-cimrilik, bencillik-diğerkâmlık (başkalarının dertleriyle dertlenmek, onları da düşünüp problemlerine çareler aramak), cesaret-korkaklık, çalışkanlık-tembellik, tevazu (alçak gönüllülük)-kibir, merhamet-vicdansızlık, nezaket-kabalık, sevgi-nefret, af-intikam, doğruluk-yalancılık, Allah Teala’ya itaat etmek veya isyan etmek gibi.

Bizlerde bu duyguların hepsi de vardır. Bizler hayatımızda hangilerini öne çıkarır uygularsak, her uygulayışımızda o duygu içimizde güçlenirken diğeri zayıflar.

Siyah ve beyaz köpek

Bir Kızılderili hikâyesi anlatılır. Kızılderili yaşlı ve bilge adam torununu yanına çağırıp, siyah ve beyaz köpeklerin bulunduğu barınakların kapılarını açmış. Barınaklarından çıkan köpekler başlamışlar dalaşmaya. Bu zorlu mücadeleyi seyreden torun, dedesine sorar:

“- Dedeciğim sence hangisi yener?” Yaşlı bilge cevap vermiş:

“- Hangisini daha çok beslersem o yener evlat.”

Yaşlı bilge elbette torununa bununla ilgili dersler vermiştir. Ben bu olaydan çeşitli dersler çıkardım. Bunları sizinle paylaşmak istiyorum.

Yardım edilmesi gereken bir kişi var. İçimizden bir duygu, o kişiye yardım etmeyi bize fısıldarken, başka bir duygu vermemeyi veya az vermeyi fısıldar. Biz hangi duygumuzun sesini dinler ve uygularsak o duygu kuvvetlenir.

Önceleri zorlanarak yaptığımız o davranış, zamanla kolay hale gelir. Uzun süre devam ettiğimizde ise bizim ahlakımız haline gelir. Her yardım ediş, cömertlik antrenmandır adeta. Sonunda o kişiye cömert kişi denir. İçimizdeki cimriliğe kulak verir cimri davranırsak da cimrilik duygusu güçlenir, cömertlik duygusu zayıflar, zamanla cimrilik bizim ahlakımız haline gelir.

İyiliği beslemeli

Diğer duygularımız da böyledir. Hangi duygularımızı beslersek o duygularımız ve davranışlarımız güçlenir ve diğerleri zayıf kalır. Bundan dolayı iyi bir kul ve iyi bir Müslüman olabilmek için, bizi güzel ahlak sahibi yapacak duygu ve davranışlarımızı beslemeliyiz.

Yine aynı şekilde çocuklarımızdaki olumlu duyguların, onların davranışı ve ahlakı haline gelmesi için de gayret göstermeliyiz. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz bazı güzel davranışları ya emrederek ya da överek bizi teşvik etmiş, bazı olumsuz davranışları yasaklayarak veya kötüleyerek onlardan uzaklaşmamızı istemiştir.

Örneğin Leyl Suresi’nde mealen şöyle bildirmiştir: “Şüphesiz sizin çabalarınız çeşit çeşittir. Artık kim (elinde bulunandan) verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü tasdik ederse, biz onu en kolay olana iletiriz. Fakat kim cimrilik eder, kendini müstağni sayar ve en güzel sözü yalanlarsa biz de onu en zor olana iletiriz. (Leyl suresi 4-7)

Hud Suresi’nde bize “dosdoğru olmamız” emredilmiş, (112.ayet) Hacc Suresi 30’da “yalan sözden kaçının” diye emredilmiştir. Maun Suresi’nde yetimleri hor gören yoksulları düşünmeyenler yerilmiş, Beled Suresi’nde yetim ve yoksullarla ilgilenenler, merhametli olanlar övülmüştür.

Peygamber Efendimiz de gerek sözleriyle gerek davranışlarıyla güzel davranışları teşvik edip olumsuz davranışlardan sakındırmaya çalışmıştır. O bir duasında şöyle buyurmuştur: “Allah’ım! acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten ve ihtiyarlık düşkünlüğünden sana sığınırım.”

Kur’an ahlakı

Peygamber Efendimiz sallellahu aleyhi ve sellem, kendi terbiyesiyle alakalı; “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi, en güzel şekilde yaptı” buyuruyorlar. Rabbimiz, Peygamberimizi nasıl terbiye etmiş olabilir? Cebrail aleyhis selam ile terbiye etmiş olabilir. Kalbine ilham vermiş olabilir vs. Ama esas terbiyeyi Kur’an’la yapmıştır. Çünkü Hazreti Aişe annemiz, Peygamberimizin ahlakını soran sahabiye; “O’nun ahlakı Kur’an’dı” buyurmuşlardır.

Peygamberimizin bize kadar ulaşan konuşma adabının tamamından Kur’an’da bahsedilmiştir. Belki Cebrail bu ayetlerin en güzel uygulama biçimlerini öğretmiştir. Peki, aynı ayetler Peygamber Efendimiz’i terbiye ettiği halde birçoğumuzu niçin tam terbiye etmemiştir? Peygamber Efendimiz, her ayeti çok önemsemiş, üzerinde düşünmüş, ayetin kendisinden istediği şeyi kavrayıp gereğini yerine getirmiştir.

Bizler ise okuduğumuz ayetlerin üzerinde tam düşünmediğimiz için, ayetlerin bizden istediğini de tam kavrayamamış olmamızdan veya gerektiği gibi önemsemeyip gaflet gösterdiğimizden kaynaklanmaktadır. Bizler de Peygamberimizin dikkat edip önemsediği şekilde bu ayetleri önemseyip gereğini yerine getirmek için gayret gösterirsek, bu ayetler bizi de güzel terbiye ederler.

Ali Uslu/ İrfanDunyamiz.com

Şunlara Gözat

Değerli alimlerimizden bize kalan…

Değerli âlimlerimiz, günden güne dünyamızdan ayrılmaktalar. Efendimiz bir âlimin ölümünü bir kabilenin ölümünden daha fena …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.