Annesinin Seyyid Kutub’tan ricası…

Merhum Seyyid Kutub’un başta “Fî Zılâli’l-Kur’an’ olmak üzere yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’i anlamaya yönelik değerli çalışmaları, kıymetli eserleri vardır. Bunlardan biri de “et-Tasvîru’l-fenniyyi fi’l-Kur’an” isimli eseridir.

Seyyid Kutub annesine ithaf etmiş olduğu eserine “Anneciğim bu kitabı sana ithaf ediyorum” diye başlar. Devamla Ramazan aylarında evlerine Kur’an okuyan güzel sesli hafızların geldiğini, annesinin onları perde arkasından dikkat ve huşu ile dinlediğini, kendisinin o zamanlar çocuk olduğu için yaramazlık ve gürültü yaptığında annesinin kendisine keskin bir kaş çatışıyla mani olduğunu, neticede kendisinin de annesiyle beraber okunan Kur’an’ı dinlemeye başladığını belirtir.

Seyyid Kutub yazısına şöyle devam eder:

“Kur’an’ı dinledikçe manasını anlayamasam da ruhum onun derin musikisinden kana kana içerdi…. Anneciğim, senin yanında büyüdüm, beni köydeki ilkokula gönderdin. Yegâne gayen hafız olmam, Allah’ın vereceği tatlı bir sesle sana Kur’an okumam idi. Gayenin bir kısmı tahakkuk edip ben Kur’a’ı ezberleyince beni şimdi yürümekte olduğum daha ciddi bir işe yönelttin. İşte anacığım, senin küçük çocuğunu ve büyük gencini yönelttiğin işin semeresi! Eğer oğlun-sesi güzel olmadığı için- güzel okuyamıyorsa, her halde güzel tefsire muvaffak oluyor.”

Görüldüğü gibi Seyyid Kutub’un annesi çocuğundan iki şey bekliyor, Hafız olmasını ve güzel sesle Kur’an okumasını. Hafız oluyor ama güzel sese gelince bu, Allah’ın insanlara bir lütfudur, Yüce Allah herkese her güzelliği vermiyor, kimine güzel ses veriyor, o da Kur’an’ı güzel okuyor, kimine de Kur’an’ı anlama ve yorumlama kabiliyeti veriyor. Her birinin ayrı bir güzelliği var. İkisi yani güzel sesle güzel anlama bir arada olsa daha güzel olur. Bunlardan güzel ses Allah vergisi, Allah’ın bir lütfu olup çalışmakla elde edilemez. Kur’an’ı güzel anlamak ve tefsir etmek ise çalışmakla elde edilebilecek bir husustur.

Doç. Dr. Durak Pusmaz/ DinKulturuAtolyesi.com

Hakkımda irfandunyamiz

Şunlara Gözat

Behlül Dânâ bir gün fırınları denetler

Behlül Dânâ bir gün Harun Reşid’den bir vazife ister. Harun Reşid de ona çarşı pazar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir