Erbakan Hocamızı çok sevdik

İçinde bulunduğumuz şartlar ve gençliğimizi geçirdiğimiz zaman dilimi gereği, çocukluktan beri siyasete hep ilgi duydum. Çocukluk yıllarımız rahmetlik Menderes’in iktidarı ve ardından darbeyle yıkılıp katillerin bir başbakan ve iki bakanı idamıyla koca bir hükümeti alaşağı ettiği çok ama çok talihsiz senelerdir.

Köyümüzde sadece, akrabamız olan Muhammet amcanın evindeki radyodan babam ve tüm büyüklerimizin o acıklı sürece dair haberleri dinlerken, biz çocukluk halimizle onların ruh halini anlamaya çalışıyor, babamın hüznünü, hele Menderes’in idam haberini duyduğunda iki gözü iki çeşme ağladığını görünce neredeyse bizler de hüngür hüngür ağlar haldeydik.

Yerimizi aldık

Babam ve hemen tüm çevremiz -bir aile hariç- o günkü tabiriyle Menderesçi, yani Demokrat partili ailelerdik. Bu, ailelerimizin geleneksel dindarlığı, İslam’a olan sevgi ve yıllarca dine baskı yapan bugünki CHP’nin o gün var olan zulmüne son veren, başta ezan olmak üzere din üzerindeki baskıları bir bir ortadan kaldırmasından dolayı duyulan bir sevgiydi. Asla karşılıksız ve gerekçesiz bir sevgi değildi.

Sonraki süreçleri de olgunlaşan yaşımız ve gelişen muhakeme kabiliyetimiz nisbetinde orta öğrenimimiz İMAM HATİP OKULLARI (o günkü adı okul) kültürüyle yetişmekte olduğumuz için daha da bilinçli ve din eksenli bir yaklaşım çerçevesinde devam etti. Önce sempatimiz Menderes’in devamı olma iddiasıyla yola çıkan Adalet Partisi’ne (AP), daha sonra, kısa bir müddet Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi, kısaca adı CKMP, bugünkü MHP’nin 1965’li yıllardaki versiyonu olan parti ve onun gençlik kolları kısa adı GÜT olan Genç Ülkücüler Teşkilatı’na oldu.

Akabinde Tokat İmam Hatip Okulundaki bir öğretmenimizin rehberliğinde kısa bir süre, Aykut Edibali’nin Islahatçı Demokrasi Partisi’nin fikri temellerini oluşturan Yeniden Milli Mücadele Dergisi üzerinden yine aynı yelpazede farklı bir kültür hareketinin içerisinde tam yer almıştık ki, aynı tarihlerde rahmetlik Erbakan Hocamızın bağımsızlar hareketinin gençlik versiyonu olarak, hocamızın deyimiyle hak batıl mücadelesinde yerimizi aldık.

Bu meyanda Tokat İmam Hatip Okulu öğrencileri çok şanslıydı diyebilirim çünkü, bağımsızlar hareketinin üç vekilinden birisi merhum Hüseyin Abbas bizim hocamızdı. Ardından bu kervana Balıkesir’e sürgün olarak gidip oradan Milletvekili seçilen Ahmet Akçael hocamız da bu davanın ilkleri olarak yerlerini almış, biz de onlarla bu yola revan olmuştuk.

Nitekim, son sınıfta öğrenciyken Erbakan Hocamızın “ilim ve İslam” ve “ Ortak Pazar Dedikleri” adlı konferanslar metnini küçük kitapçıklar olarak basan İzmir’li gençlerin bu ve benzeri broşür kitapçıklarını okulda arkadaşlara dağıtıyor, merhum müdürümüz Mücteba Uğur Hocamızın; “Musa, sen siyasetçimisin, kitapçı mısın, öğrenci misin?!…” sualine muhatap olurken, aslında bana sitem değil takdirlerini ilettiğini fark ediyordum.

Arayış içinde

Ardından Erzurum üniversitesi yıllarımızda bir taraftan MTTB, bir taraftan üç yıl devam eden (1973-1975 ) MSP gençlik teşkilatı başkanlığım, Akıncılar Hareketi ve yoğun aksiyon yıllarımız ardından (1976-1995) tarihleri arası Diyanetteki Müftülük ve diğer hizmetlerimiz akabinde profesyonel siyasi hayatımız, elhamdülillah hep hak çizgide bir arayış içerisinde geçmiştir.

(24.12.1995- 22.07.2007) yılları arasında ki takribi 12- yıllık Milletvekilliği sürecinde de hak bildiğim yolda mücadeleme devam ettim. Mensubu olduğum partilerin kapatma gerekçeleri herkesçe malümdur ve ben hep o gerekçelerde yer aldım. Refah Partisi kapatıldı Fazilette yer aldım. Kapatma gerekçelerinde benim de ismim vardı.

Kurucuları arasında yer aldığım Adalet ve Kalkınma Partisi’ne açılan kapatma davasında yasaklanması istenen 71 üye arasında ben de vardım. İsnad edilen suç, yüz kızartan değil, indi ilahide yüz ağartmasını umduğum, o günkü ceberrut ve din düşmanlığı şeklinde algılanan laiklik karşıtı fiil ve sözlerin odağı olmak gibi manevi sermayem olabilecek bir suçlamaya muhatap olmuştum diğer kardeşlerimiz ve dava büyüklerimiz gibi.

İşte böyle bir mücadelenin manevi mimarlarından olan merhum Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Hocamızın Hakka yürüyüşünün (27.02.2011) 13.sene- i devriyesi, onun başbakanlığı ve iktidarına tahammül edemeyen, bugün bir çoğu fetoculuktan ihraç edilmiş asker ve sivil çetenin (28.02.1997) tarihli post modern darbesinin de 27.sene-i devriyesini idrak ediyoruz.

Bütün o zalimler için sadece şunu diyorum; “Zalimler için yaşasın cehennem.” O darbe sürecinde parlamentoda bulunan bir fert olarak ne ben, ne mağduriyet yaşayan aile fertlerim ne de müslümanlar bu zalimlere asla haklarımızı helal etmeyeceğiz!

Elan ülke yönetiminde, hizmet yolunda sa’y- u gayret sarfeden ve halen aktif siyasette olan kardeşlerime Hakkın düsturu ve asla dürüstlükten ayrılmayan ilkeli bir siyaset temennilerimi, merhum Hocamızın kemiklerini sızlatma pahasına yanlış yapan ve onun halefleri olduğunu iddia eden kardeşlerime de girdikleri bu yanlış yoldan bir an önce vaz geçmelerini tavsiye ediyor, ölümünün 13.yılında merhum hocamızı rahmet, minnet, şükran ve fatihalarla yad ederken, ölümünün ardından yazdığım şiirimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Seni Sevdik

Soldu tüm çiçekler, dünya karardı, Ufkumuzdan kutup yıldızı kaydı,
Şubatlar nedense hüzünlü aydı, Hüzne boğdun bizi Muhterem Hocam!..

Seksen beş yaşında bir koca çınar,
O bir çağlayandı, o müthiş pınar,
Milyonlar arkandan rahmetle anar,
Kabrin ve bedenin nur olsun Hocam!..

Kırk iki yıl koştun, davan mukaddes,
Ne gece, ne gündüz almadan nefes,
Seferber olmuştu bu yolda herkes,
Milli Görüş senin hedefin Hocam!..

Siyonist güçlerle tüm şer odaklar,
İçlerinde öfke, adavet saklar.
Sana kurdukları bunca tuzaklar,
Yıldırmadı seni, bu yoldan Hocam!..

Çağırdın milleti kendi özüne,
Milyonlar bakardı senin gözüne.
Binler feda olur tek bir sözüne,
Sen gerçek bir lider, önderdin Hocam!..

Şu anda kim varsa bir dava eri, Hepsinin sesiydin mutlak rehberi.
Bu yola çıktığın o günden beri,
Seni sevdik sana inandık Hocam!

Musa Uzunkaya/ İrfanDunyamiz.com

BENZER YAZILAR

Abide Şahsiyetler ↗

İslam’ın çilesini çekmiş öncü şahsiyetlere dair yazılar okumak için tıklayın.

İslam Alimleri ↗

Kıymetli İslam alimlerini tanıtan birbirinden güzel yazılar okumak için tıklayın.

Şunlara Gözat

Değerli alimlerimizden bize kalan…

Değerli âlimlerimiz, günden güne dünyamızdan ayrılmaktalar. Efendimiz bir âlimin ölümünü bir kabilenin ölümünden daha fena …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.