Hicrî yılın bereketli başlangıcı Muharrem…

Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ’ya hamd, O’nun Habibi Hazreti Muhammed Mustafa’ya, âline ve ashabına salât ve selâm olsun.

Hicri/kameri takvim, Muharrem ayı ile başlar. Muharrem ayının ilk günü yeni bir hicrî yılın başlangıcıdır. Bu güne kavuşmakla, ömrümüzden bir yıl daha eksilmiş, ahirete doğru biraz daha yaklaşmış oluruz. Mü’min için yeni bir yıl, sadece takvim değişikliği değil; muhasebe, muhakeme ve kulluğu yenileme vaktidir.

Geçen yılın hesabını yapmak, eksiklerimizi görmek ve Rabbimize daha yakın bir hayat için niyet tazelemek, hicrî yılın bize hatırlattığı önemli hakikatlerdendir.

Hürmete layıktır

Muharrem kelimesi, “hürmet edilen, dokunulmaz kabul edilen” anlamına gelir. Bu ay, Allah Teâlâ’nın Kur’ân-ı Kerîm’de haber verdiği dört haram aydan biridir. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Şüphesiz Allah katında ayların sayısı, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah’ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.” (Tevbe Suresi, 36. âyet)

Cahiliye Arapları bile bu aylara hürmet gösterir, savaş ve çatışmaları bırakırlardı. İslâm ise bu hürmeti daha derin bir manaya taşımış; mü’mini özellikle bu aylarda günahlardan sakınmaya, ibadet ve taati artırmaya davet etmiştir.

Muharrem ayının diğer aylardan farklı bir yeri vardır. Nitekim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” (Müslim, Sıyâm, 202)

Hadiste Muharrem ayının “Şehrullâh – Allah’ın ayı” diye anılması dikkat çekicidir. Âlimlerimiz, bu nisbetin Muharrem ayının şeref ve faziletini gösterdiğini ifade etmişlerdir.

Hicreti hatırlatır

Hicrî takvime göre yılın ilk ayı olan Muharrem, aynı zamanda hicreti hatıra getirir. Hicrî takvim, Hazreti Ömer radıyallahu anh döneminde resmî takvim olarak kabul edilmiş; başlangıç noktası olarak da Resûlullah’ın Mekke’den Medine’ye hicreti esas alınmıştır.

Böylece Müslümanların takvimi, bir zaferi veya bir hükümdarın doğumunu değil; iman uğruna yapılan fedakârlığı, teslimiyeti ve Allah yolundaki mücadeleyi esas almıştır. Bu yönüyle hicrî yılın başlangıcı olan Muharrem, her mü’mine şu soruyu sordurmalıdır:

Geçen yıl Allah’a ne kadar yaklaştım? Kur’an ve Sünnet ile bağım kuvvetlendi mi? Namazım, ahlâkım ve kulluğum daha güzel bir hale geldi mi?

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilme hususunda aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.” (Buhârî, Rikāk, 1) Yeni hicrî yıl, işte bu iki nimetin hesabını yapmak için de önemli bir fırsattır.

Âşûrâ Günü: Şükür, Kurtuluş Ve İbret Günü

Muharrem ayının en faziletli günlerinden biri Aşûrâ günüdür. Aşûrâ kelimesi, Arapçada “on” anlamına gelen “aşere” kökünden gelir ve Muharrem ayının onuncu gününü ifade eder. Aşûrâ günü, İslâm tarihinde öncelikle Allah’ın yardımını ve mü’minlerin kurtuluşunu hatırlatan bir gündür.

Abdullah b. Abbas (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet eder: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye geldiğinde Yahudilerin Aşûrâ günü oruç tuttuklarını gördü. Sebebini sordu. Onlar: “Bu büyük bir gündür. Allah bugün Musa’yı ve kavmini kurtardı, Firavun’u ve kavmini suda boğdu.” dediler. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ben Musa’ya sizden daha layığım.” buyurdu ve o gün oruç tuttu. (Buhârî, Savm, 69; Müslim, Sıyâm, 127).

Bu hadis, bütün peygamberlerin aynı tevhid davasının temsilcileri olduğunu göstermektedir. Mü’min, Hazreti Âdem aleyhis selam’dan Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e kadar bütün peygamberlere iman eder ve onların mücadelelerinde kendi yolunu görür.

Ne büyük müjde

Aşûrâ orucunun fazileti hakkında Resûlullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Aşûrâ günü tutulan orucun, önceki yılın günahlarına kefaret olmasını Allah’tan umarım.” (Müslim, Sıyâm, 196; Tirmizî, Savm, 48). Bu ne büyük bir müjdedir! Rabbimiz bazı günleri ve zamanları kulları için rahmet mevsimi kılmıştır. Aşûrâ da bu ilâhî ikramlardan biridir.

Resûlullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Yahudilere benzememek için Aşûrâ orucunun yalnız tutulmamasını istemiş ve şöyle buyurmuştur: “Gelecek yıla erişirsem dokuzuncu günü de oruç tutarım.” (Müslim, Sıyâm, 134). Bu sebeple âlimler 9-10 veya 10-11 Muharrem günlerinde oruç tutmayı müstehap görmüşlerdir.

Ehl-i Beytin gülleri

Aşûrâ günü aynı zamanda İslâm tarihinin en hüzünlü hadiselerinden biri olan Kerbelâ faciasını da hatırlatmaktadır. Resûlullah’ın sevgili torunu Hazreti Hüseyin radıyallahu anh ve beraberindeki Ehl-i Beyt mensupları, hicrî 61 yılında Kerbelâ’da şehit edilmişlerdir. Bu hadise, ümmetin hafızasında ibret alınması gereken hüzünlü bir hadise olarak yaşamaktadır.

Kerbelâ bize hakkın yanında durmayı, zulme razı olmamayı, kardeşlik hukukunu korumayı ve ümmet birliğinin kıymetini öğretmektedir. Hazreti Hüseyin’i sevmek, onun uğruna can verdiği adalet, doğruluk ve istikamet değerlerini yaşatmakla mümkündür. Ehl-i Beyt’in, Râşid halifelerin ve bütün ashab-ı kiramın muhabbeti ile yaşamak ve onların izinden ihsan üzere gitmekle olur.

Asırlardır yaşatılan aşûre geleneği de bu ayın güzel hatıralarından biridir. Aşûreyi bir bereket ve paylaşma vesilesi olarak görmek, komşularla, akrabalarla ve ihtiyaç sahipleriyle ikramlaşmak güzel bir âdettir. Bunun dinî bir zorunluluk olduğu söylenemez; ancak paylaşmayı, kardeşliği ve muhabbeti artıran güzel bir gelenek olduğu da inkâr edilemez.

Muharrem ayı ve Aşûrâ günü vesilesiyle; tevbemizi yenileyelim, oruçla nefsimizi terbiye edelim, Kur’an’a ve Sünnete daha fazla sarılalım, Ehl-i Beyt sevgimizi diri tutalım, mazlumların duasını alacak işler yapalım ve yeni hicrî yıla daha samimi bir kulluk azmiyle girelim.

Cenâb-ı Hak, Muharrem ayını ve Âşûrâ gününü bizler için rahmet, mağfiret ve bereket vesilesi kılsın. Yeryüzündeki bütün mazlum kardeşlerimize nusret ihsan eylesin. Yeni hicrî yılımız mübarek olsun. Âmîn.

Prof. Dr. Adnan Memduhoğlu/ İrfanDunyamiz.com

İslam İlmihalimiz ↗

Dini sorularınıza güvenilir kaynaklardan cevaplar bulmak için tıklayın.

Kaynak Metinler ↗

İlim yolcuları için derlenmiş temel dini metinlere ulaşmak için tıklayın.

Şunlara Gözat

Mehmet Hulusi Bolay hocadan bir hatıra…

Bizler, 1960-70 Lise ve Üniversite yılları arası eğitim gören kuşak, gerçekten donanımlı ve çok saygın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.