Cafer Uzunkaya hocamızdan şiir gibi bir hediye

Canım Hocam Cafer UZUNKAYA şiir gibi güze bir hediye lütfetmiş… Yaklaşık beş yıldır büyük bir emek ve sabırla yürüttüğü “Zirve Şairler” programlarının meyvesi olan Sözde Kalmasın adlı eserini, bu fakir kardeşine, aynı zamanda öğrencisine hediye olarak göndermiş.

Doğrusu, eserin ismi bile başlı başına üzerinde düşünülmesi gereken bir çağrıdır. “Sözde Kalmasın”; bir kuruma, bir projeye, bir vakfa, bir harekete ya da önemli bir inisiyatife verilebilecek kadar anlamlı ve ufuk açıcı bir isimdir.

Nice güzel fikirler, nice büyük hedefler ve nice kıymetli niyetler sözde kalmış; hayata geçirilemediği için zamanla unutulup gitmiştir. Oysa medeniyetler sözle değil, sözü amele dönüştürenlerin omuzlarında yükselir. Kitabı elime alınca yalnızca bir eser değil, yıllar öncesine uzanan hatıralar da zihnimde yeniden canlandı.

İrfan hazinesi

Cafer Uzunkaya Hocamız, gönül, fikir ve mücadele dünyamızda müstesna bir yere sahip olan kıymetli hocalarımızdan biridir. 1990’lı yılların başında Mersin İmam Hatip Lisesi’nde davet, fikir ve gençlik çalışmaları içerisinde koşturduğumuz, bir şeyler öğrendiğimiz ve amatörce gayret ettiğimiz günlerde, istifade etmeye çalıştığımız bazı hocalarımız vardı. Kendilerine danıştığımız, kitap istediğimiz, yönlendirmelerini beklediğimiz ve çoğu zaman sığındığımız nadir eğitim ve irfan hazinesi insanlar…

Mersin İmam Hatip Lisesi’nin fedakâr hocaları: Metin Kızılok, Süleyman Kandemir, Refik İpek, Refik Gökmen, Ümmü’l-Kurâ mezunu ihlas timsali merhum Ramazan Yıldız, Ezher mezunu İbrahim Ersoy, Medine İslam Üniversitesi mezunu Muzaffer Uysal, Ahmet Acar, Âdem Şimşek, Bilal İpekçi, Oğuz Kaymaz ve daha nice kıymetli hocalarımız bizimle yakından ilgilenirlerdi. Her biri Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelmiş dertli dava adamlarıydı.

Adını zikredemediğimiz hocalarımız haklarını helal etsinler. Hepsi ama hepsi bize çok kıymetli anlamlar yüklediler. Hepsinin gönlümüzde ayrı bir yeri vardır. Kimisi anne, kimisi baba şefkatiyle sahip çıkardı bizlere. Hepsine hürmetim olmakla beraber, o yıllarda Mersin İmam Hatip’te farklı fikir ve hassasiyetleri temsil eden (milliyetçi ve ümmetçi) hocalarımız vardı. Bizim gönlümüz ise daha çok ümmet duyarlılığını öne çıkaran hocalarımızla beraberdi.

En büyük gayretlerimizden biri de arkadaşlarımızı hayırlı çalışmalara, okumaya ve şuurlu bir duruşa yönlendirmek ve diğer tarafa adam kaptırmamaktı. Bundan ötürü bize öncülük eden, fikir veren ve yol gösteren hocalarımız bizim için özellikle çok kıymetliydi. İşte Cafer Uzunkaya Hocamız da o isimlerden biriydi.

Heyecan vardı

Okulumuza geldiği günlerde (1992) ciddi bir heyecan oluşmuştu. Çünkü karşımızda sıradan bir eğitimci değil; okumasıyla, fikir dünyasıyla, samimiyetiyle, nasihatleriyle ve gençleri harekete geçiren yönüyle farklı bir şahsiyet vardı. Seyyid Kutub’un Fî Zılâli’l-Kur’ân’ından, Âkif’in Safahat’ından, Muhammed İkbal’den, merhum Erbakan Hocamızdan, Hasan el-Bennâ’dan, Şeyh Şamil’den, Malcolm X’ten çokça bahseder; anlattığı her meseleye ayrı bir heyecan katardı. Güzel konuşur, düşündürür ve harekete geçirirdi. Özellikle gençlik çalışmalarına dair teklifleri, tavsiyeleri ve yönlendirmeleri üzerimizde derin izler bıraktı.

Yıllar içinde yollarımız birçok kez kesişti. İmam Hatip yıllarından sonra da hocamızın hayatımızdaki yeri devam etti. Özellikle evlilik sürecimizde gösterdiği teveccüh, hakkımızdaki hüsnü şehadeti ve yakın ilgisi bugün bile hayırla hatırladığım güzel hatıralar arasındadır. Doğrusu, evliliğimin mimarlarından biri de kendisidir.

Cafer Hocamızın Mersin bürokrasisinde yaptığı çalışmalar, Mersin tiyatroları ve kültür alanında verdiği mücadele hâlâ hafızamızdadır. Bugün Mersin’de hayır adına oluşmuş bir zemin varsa, bunda onun da büyük bir emeği ve gayreti olmuştur.

Gençlik çalışmaları

İtiraf edeyim, hocamızın Mersin’de siyasete dair çalışmalar yürüttüğü yıllarda ben de bir süre yanında bulundum. O dönem, yaşımız çok genç olmasına rağmen birçok farklı alanda ilmî okumalar ve çeşitli faaliyetler içerisindeydik: Bir yandan İmam Hatip ve gençlik çalışmaları, diğer yandan medresede aldığım Arapça dersleri ve Risale-i Nur okumalarım; diğer yandan da bir grup arkadaşımızla “güçlü fikir, güçlü beden” diyerek sürdürdüğümüz tekvando çalışmalarımız vardı.

Daha o yıllarda “görevlerimiz vaktimizden daha fazladır” anlayışıyla her alanda koşuşturuyorduk. Mersin, o yıllarda çok ciddi değerler ve çalışmalar barındırıyordu. Sabahlarımızı ise bütün heyecanımızla, daha sonra adı Akit Gazetesi olacak olan Vakit Gazetesi’ni bekleyerek geçiriyorduk.

Siyaset bana pek uygun değildi; fakat Cafer Hocam beni bazı ziyaretlere götürmeye başlamıştı. Mersin’de özellikle de Fazilet Partisi’nin ilk kuruluş dönemlerinde bizi yanında görmek istiyordu. Bir süre sonra baktım ki ellerim görevlerimle dolu; bazı şeyleri bırakmak gerekiyor. Ben de usulca hocadan biraz uzaklaşmaya başladım. Hocamız o kadar yoğundu ki muhtemelen bu durumu pek fark etmedi.

Önemli vazifeler

Akabinde ben ilim yolculuğu için Mısır’daki Ezher Üniversitesi’ne yöneldim, hocamız da meclis çalışmalarıyla meşgul oldu. Ne ben Mısır’a sultan oldum ne de hocamız meclise girdi. Mısır’da dolu dolu sekiz yılım geçti ve akabinde İstanbul’a yerleştim. Muhterem hocamız da Mersin’deki çalışmalarından sonra İstanbul’da İSKİ’de, ardından da Ankara’da İŞKUR Genel Müdürlüğü gibi önemli görevlerde bulundu.

Daha sonraki yıllarda üstlendiği önemli vazifeleri, eğitim, kültür ve idari alanlardaki çalışmalarını, gençliğe yönelik gayretlerini elimizden geldiğince takip etmeye çalıştık. Çok sevdiğim büyük kayınbiraderim, MTTB ve Akıncılar geleneğinden gelen merhum Asım Akbay’ın da yakın dostlarından olması sebebiyle hocamızın çalışmalarından haberdar olmaya devam ettik.

Takdir-i ilahî, sonraki yıllarda hocamız Ankara’ya yerleşti. Hayatın yükleri, vazifeler ve mesafeler görüşmeleri azaltsa da muhabbeti azaltmadı. Kendisi hakkında daima hüsnüzan besledim, hayırla yâd ettim ve dualarımda yer verdim. O, benim zihnimde her zaman elinde Seyyid Kutub’un Fî Zılâli’l-Kur’ân’ını taşıyan örnek bir şahsiyet olarak kaldı.

Bugün baktığımda hocamızın hâlâ aynı dertle, aynı samimiyetle, aynı heyecanla ülkesine, milletine, kültür hayatımıza ve gençliğe hizmet etmeye devam ettiğini görüyorum. Rabbim istikametini daim eylesin.

Nitekim son beş yıldır “Zirve Şairler” programlarıyla ülkemizin birçok kıymetli şair ve yazarını bir araya getirerek önemli bir kültür hizmeti yürütmektedir. Bu çalışmalarını şimdi de Sözde Kalmasın adlı eserle kalıcı hâle getirmiştir. Söyleşi yaptığı çok sayıda şair ve yazarı bir araya getiren bu eser; bir yönüyle biyografi çalışması, bir yönüyle antoloji, bir yönüyle de edebî hafızayı kayıt altına alan önemli bir kaynak niteliğindedir.

Hizmet ateşi

Bütün bunlar gösteriyor ki hocamız, yıllar önce gençlerin gönlüne düşürdüğü hizmet ateşini bugün de aynı azimle taşımaya devam etmektedir. Onun ve diğer hocalarımızın yaktığı o ateştendir ki bütün zorluğuna rağmen hâlâ İstanbul’da kalmaya ve fethin nöbettarlığını yapma şerefine nail olmaya devam ediyoruz.

Bu vesileyle hem göndermiş olduğu kıymetli hediye için kendisine gönülden teşekkür ediyor hem de Rabbimden ömrüne bereket, hizmetlerine muvaffakiyet, kalemine kuvvet ve gayretlerine ihlas ihsan etmesini niyaz ediyorum.

Bu satırlar aynı zamanda kendisini ve adı geçen-geçmeyen bütün hocalarımızı hayırla yâd etme vesilesidir. Rabbim verilen mücadeleleri kendi katında ihlaslı ve makbul amellerden eylesin. Bu ülkenin dört bir yanında ilim, irfan, kültür, gençlik ve hayır adına emek veren bütün hocalarımızın gayretlerini bereketlendirsin. Başlayan güzel hizmetlerin ülke sathında daha da güçlenmesini ve hayırla devam etmesini nasip eylesin.

Buradan da kendisine bir kez daha seslenmek isterim:

Hocam, iyi ki sizi tanımışım. İyi ki yolumuz kesişmiş. Rabbim aramızdaki muhabbeti, hukuku, uhuvveti ve hayır duasını daim eylesin. Nice yıllar aynı samimiyet, aynı muhabbet ve aynı hayır duası içerisinde yürümeyi nasip etsin. Selam, dua ve hürmet ile…

Recep Songül/ İrfanDunyamiz.com

Gönül Dünyamız ↗

Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.

İrfan Mektebi ↗

Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.

Şunlara Gözat

Nimetullah hocayı gördüm rüyamda…

Bazı insanlar vardır… Bu dünyadan geçerler ama arkalarında dünya değil, iz bırakırlar. Ömrünü İslam’a adamış, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.