
“Hakikî büyük insanları yakından tanırsak onlarda, peygamber ve velilerde daima yanan insanlık sevgisi ateşinin kıvılcımlarını buluruz. O kıvılcımlar ki düştüğü çatının hacmine göre küçük veya büyük yangınlar çıkarır.”
Büyük veli Hazreti Mevlânâ’nın asırlar önce yaktığı ateşin kıvılcımları, yüzyılımızda da nice gönülleri tutuşturmaya devam etmektedir. İşte tutuşan gönüllerden birisi de onun hem bel evladı, hem de yol evladı olan aynı zamanda 20. yüzyılın klasik Türk edebiyatının büyük hocalarından Prof. Dr. Âmil Çelebioğlu’dur.

Yol evladı
1934’te Karaman’da doğan Âmil Çelebioğlu’nun, baba tarafından soyu Mevlânâ’ya dayanır. Dedesi Karaman Mevlevîhânesi’nin son şeyhi Ebûbekir Çelebi (Zükür Çelebi)dir. İsmini, Hazreti Mevlânâ’nın torunlarından Ulu Ârif Çelebi’nin torunu Emir Âmil Çelebi’den almıştır.
Annesi Kadriye Fevziye Hanım ise Mersin’in tanınmış ailelerinden Hâmisler ailesine mensup Ahmet Bey’in kızıdır. Mevlevî bir aileye mensup olarak dünyaya gelen Âmil Çelebioğlu, daha çocukluğundan itibaren bu kültür ve terbiye içinde yetişmiştir.
Bir gün bir meslektaşı, soyadındaki Çelebî sözünden hareketle, “Üstadım! Soyunuzun Mevlânâ ile ilgisi var mı?” diye sorunca şöyle cevap verir: “Evet ama bunun ne önemi var? Önemli olan yol evladı olmaktır, bel evladı olmak değil!”
Akademik hayatı
Âmil Çelebioğlu, İstanbul Erkek Lisesi’ni 1955’te, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü 1961’de bitirdi. Bir müddet Konya Erkek Lisesi ve Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü’nde çalıştıktan sonra mezun olduğu İstanbul Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne asistan oldu.
Daha sonra 1971-1977 yıllarında Erzurum Atatürk Üniversitesi, İslâmî İlimler Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. “Yazıcıoğlu Mehmed ve Muhammediyesi” adlı teziyle 1971’de doktor “Sultan II. Murad Devri Mesnevileri” adlı çalışmasıyla 1977’de doçent oldu. 1977-1982 yıllarında Hacettepe Üniversitesi’nde görev yaptı.
“Kıyafet İlmi” araştırmasıyla profesör olduktan sonra 1982’de Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi dekanlığına atandı. Kendi isteğiyle 1983’te dekanlıktan ayrıldı. Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görevine devam etti.
Bazı çalışmaları
Âmil Çelebioğlu’nun çalışmaları içerisinde Mevlana ve Mesnevî’nin ayrı bir yeri vardır. Asistanlık yıllarında Türk tercüme edebiyatının en önemli eserlerinden birisi olan Süleyman Nahifi’nin (ö.1738) manzum Mesnevî-i Şerif tercümesini günümüz Türkçesine başarılı bir şekilde aktarır ve 3 cilt halinde yayımlar. Ayrıca Mesnevî’nin ilk 18 beytini Türkçeye aynı vezinde manzum olarak başarılı bir şekilde tercüme eder.
Âmil Çelebioğlu’nun dikkat çeken çalışmaları onun Mevlânâ’yı doğru anlamaya yönelik çalışmalarıdır. Özellikle Muhtelif Şerhlere Göre Mesnevî’nin İlk Beytiyle İlgili Düşünceler, Hazreti Mevlânâ’ya İzafe Edilen Bir Gazelin Şerhi, Mevlânâ’dan Öğütler gibi makaleleri okuyucuyu Mevlânâ’nın anlam dünyasıyla buluşturmaktadır.
Çelebioğlu, Mevlânâ’yı anlamanın yolu Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz sallellahu aleyhi ve sellem’in sünnetinden geçtiği özellikle vurgulamaktadır. Birkaç Söz ve İman, Aşk ve Mevlânâ başlıklı deneme tarzı yazıları okuyucuyu aşkın mihmandarlığında adeta Şems-i Tebrizî ile tanıştırmaktadır.
Prof. Dr. Âmil Çelebioğlu’nun her biri dolu dolu olan bazısı kitaplık çapta 50’den fazla makale ve bildirisi bulunmaktadır. Başlıca eserleri ise şunlardır: Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf (Aslı ve sadeleştirilmişiyle Manzum Nahîfî Tercümesi). Ramazannâme. Muhammediyye. Türk Bilmeceler Hazinesi (Yusuf Ziya Öksüz ile beraber). Türk Ninniler Hazinesi. Erzurumlu İbrahim Hakkı. Ali Nihad Tarlan. Kanûnî Sultân Süleymân Devri Türk Edebiyatı. Eski Türk Edebiyatı Araştırmaları. Türk Mesnevî Edebiyatı.
Bir hatıra
Bir gün Metin Şerhi dersinde Mesnevî-i Şerif’in ilk beytini uzun uzun şerh etmişti. En sonunda bir öğrenci arkadaşımız dayanamayıp sordu: Hocam, Mevlana bu beytinde bütün bu anlamları kast etmiş midir? Hocamız durdu, o öğrenciye dönerek, “çok daha fazlasını kast etmiştir” diyerek cevap verdi.
Anadolu’nun Türkleşmesinde Mevlânâ’nın Rolü başlıklı makalede 13. yüzyıl Anadolu’sunu, Türk ve İslam dünyasını sahih olarak anlamaya katkı sunmakta ve Mevlânâ’nın izlediği yolun maddî ve manevî kuşatmaların zararlarını nasıl asgariye indirgediğini göstermektedir. Ayrıca Moğollara karşı sempati duymadığı, fakat uyguladığı metot ile Moğolların bir kısmının Müslüman olmasına sebep olduğunu açıklamaktadır.
Şerh geleneği
Âmil Çelebioğlu, Türk edebiyatını bir bütün olarak ele alırdı. O, edebiyatımızı duvarları, kemerleri, kubbeleri ve diğer ayrıntıları tamamlanmış mimarî bir esere benzetir ve bu benzetmeyi “Halk, Divan, Tekke / Duvar, Kemer, Kubbe” şeklinde basit fakat öz olarak ifade ederdi. Çelebioğlu’na göre çok zengin ve çeşitli bir şerh edebiyatımız vardır. Arapça, Farsça ve Türkçe küçük veya büyük pek çok manzum yahut mensur eser de yüzyıllar boyunca şerh edilmiştir.
Prof. Dr. Âmil Çelebioğlu için “metin şerhini belirli bir disipline bağlayan, bunu sistemleştiren bir ilim adamı ve şârihtir” tespitinde bulunulsa yanlış olmaz. Ona göre; metni, metin ile şerh etmek esastır. Kur’an-ı Kerim’i tefsir ederken ayetler öncelikle diğer ayetlerle, daha sonra da hadis-i şeriflerle tefsir edildiğine göre; bir edebî metinde/beyitte ileri sürülen fikirler de öncelikle şairin diğer şiirleriyle açıklanmalıdır. Daha sonra -gerekirse- aynı kültür muhitinde yetişen başka şairlerin şiirlerinden örnek bulmak gerekir.
Ona göre, hiçbir beyitte ileri sürülen fikir, delil olmadan ispatlanamazdı. Beyit şerh edilirken maddî ve manevî kültürdeki karşılıkları gösterilmeli, farklı fikirleri çağrıştıran şiirler de okunmalıdır. Böylece şairin kişiliği, kalenderliği veya dervişlik ruhu vb. ortaya konulmalıdır. Bazen de beyitte geçen manayı kavratmak için mefhum-ı muhalifinden yararlanılarak ileri sürülen fikirlerin daha iyi anlaşılması sağlanmalıdır.
Âmil Çelebioğlu genel olarak edebî eseri/sanat eserini tarihselci bir yaklaşım ile değerlendirmez. Yani edebî eseri yorumlarken, metni şerh ederken “edebî metni/şiiri, şairin sadece kendi dünyasında kendi ölçüleriyle değerlendirmek gerekir” anlayışını taşımamaktadır. O, bir metni şerh ederken modern metodlar kullanmayı ve yeni yaklaşımlarla da şerh etmeyi yadsımazdı.
Bazı şiirleri
Âmil Çelebioğlu Hocamız aynı zamanda şairdir ve şiirlerini Hayrânî mahlasıyla yazmıştır. O tam bir gönül ehli ve derviş idi.
Bu ilim bu tahsil boşuna emek
Gönül kitabından okumadıysan
Nasibin sonunda gam keder yemek
Gönül kitabından okumadıysan
Hak dersin Hakk için mal veremezsin
Kapından düşküne el veremezsin
Sevdâdan bahsetme dil veremezsin
Gönül kitabından okumadıysan
Merhum Fethi Gemuhluoğlu Ağabeyin ardından yazmış olduğu gazelde şöyle demişti:
Gitti ey dil kimi sevdik ise cânan diyerek
Etmedik gerçi şikâyet yüce ferman diyerek
İçimiz ağlasa da kan elimizden ne gelir
Mest ü nâlân döneriz bir nice meydan diyerek
Bî-vefâ olduğun âhir bize bildirdi felek
Bunca cevr ü sitemi çektirip âsan diyerek
Bir şifâ umduğumuz sevgililer gitti gider
İçirip ayrılığın zehrini derman diyerek
Çok mudur olduğumuz ehl-i figân Hayrânî
Gitti zîrâ kimi sevdik ise cânan diyerek
Vefatı
1990 yılında, hac farizasını yerine getirmek üzere Mekke’ye gitti. 2 Temmuz 1990 pazartesi günü El Müeysem Tüneli’nde meydana gelen ve “Tünel Faciası” olarak bilinen kazada, 56 yaşında Hakk’ın rahmetine kavuştu. Âmil Hoca için 15 Temmuz 1990’da yakın arkadaşlarından ve meslektaşlarından Prof. Dr. Mahmud Esat Coşan Hocamız, Bayezid Camii’nde öğle namazının ardından önce veciz bir konuşma yaptı, akabinde gıyabî cenaze namazını kıldırdı.
Âmil Hocamızın verdiği dersler, fikirleri, metodları, bakış açıları bugün de bizim yolumuzu aydınlatıyor, eserleriyle bize ders vermeye devam ediyor. İlminden ve feyzinden yararlandığım ve yararlanmaya devam ettiğim merhum ve mağfur Hocam Prof. Dr. Âmil Çelebioğlu’nu vefatının 36. yılında rahmet, minnet ve hasretle yâd ediyoruz.
Lütfen Fatihalarınızı esirgemeyiniz.
Doç. Dr. İbrahim Akyol/ İrfanDunyamiz.com
Gönül Dünyamız ↗
Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.
İrfan Mektebi ↗
Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.
İrfan Dünyamız Kendi İrfanımızı Keşfet!


