İsmail Ketenci hoca çok hafız yetiştirdi…

Bir eylül ayı idi. Ta 1980’ler… Yaşım 23’lerde. O yıllarda Konya yine her zamanki gibi bir maneviyat merkezi… İnsanlarda bir güzellik, bir sakinlik, bir heyecan var… Camiler dolup dolup boşalıyor, okunan Kur’an’lar, tekbir sesleri ruhları titretiyor. İnsanların bakışlarında sanki daha bir derinlik var, sanki daha bir hüzün ifadesi var…

Kapu Camiinin cemaatindeki o aşkı anlatmaya gücüm yetmez. O zamanlar her öğle namazı sonrası verilirdi vaazlar. Tahir Büyükkörükçü hocam rahmetlinin cemaatinin coşkusu bir başka olurdu. Kürsü cami ortasında olduğu için cemaat etrafına yuvarlak bir halka yapardı. Ama asla gitmezdi. Ancak dükkanında yardımcısı olmayanlar ve acil işi olanlar giderdi.

Vaaz dinlenirdi

O vaaz dinleme neydi öyle? Her birini bir ders telâkki ederlerdi. Kapu caminin manevî havası ve ilim geleneği bu neticeyi veriyordu. Öyle ya bu kürsilerden ne alimler geçmiş… Hacıveyiszade gibi mübarekleri anmadan olur mu? Hasan Hüseyin Varol hocamın tilaveti unutulur mu? Tabi onlar İslam’ı ciddi yaşamışlar, cemaate de tesir etmişler.

Tabi caminin dışında da ayrı bir hayat vardı. Esnafın ayrı bir muhabbeti, komşuların ayrı bir muhabbeti olurdu. Caminin çevresinde iki Allah dostu meczup vardı, hayret verici halleri vardı. Meczuplardan birisi zaten hafız idi. Diğerinin ise her gün onlarca kerameti zuhur ederdi.

Bir gün Kapu Camii’nde vaazım vardı. Giderken de meczuplarla bazı konuşmalarım olmuştu. Cami cemaati aynı Tahir Hocamdan kalma coşkusunu koruyordu. Meğer o gün bir müjde alacakmışım. Yıllardır duâ ettiğim Hac müjdesi… İşte bu lütuf, fakirin aynı zamanda Hafız İsmail Ketenci hocamla tanışıp dost olmasına vesile olacakmış.

Müftü yardımcısı hocama; “Görevimi yaptım hocam” demek için müftülüğe gitmiştim. Biraz oturmamı istedi. Başı rahatlayınca kağıt kalem uzatıp ikametgah ilmühaberi, yurt dışına çıkış izni, fotoğraf vs. istedi. “Bunlar ne için hocam?” deyince; “Çabuk getir seni Hacca göndereceğim” demez mi? Aman Allah’ım! sevinçten uçtum adetâ.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı manzara-hatiralarin-izinde-hatira-arsivi-anilar-gecidi-irfandunyamizali.jpg

Kutlu yolculuk

Sayılı günler geçti, yolculuk vakti geldi. 7 otobüs ile 8 görevli dualarla yola çıktık. O görevlilerden birisi de Hafız İsmail Ketenci hocam idi. Görevli Hocalarımızın altısı yaşlı sadece biz iki arkadaş gençtik. Dolayısıyla bütün hizmetlere candan koşuyor, onlara destek veriyorduk. Ama onlar da tecrübeli olunca bize çok faydaları dokunuyordu.

Arafat’ta vaazları bize bıraktılar. O aşk dolu anları unutmak asla mümkün değil tabii ki. Bizde heyecan olunca bunu değerlendiriyorlar, asla hasede yer vermiyorlardı. Uyum halinde çalışmak gibi bir anlayışları vardı. Sanırım genç arkadaşım dahil hepsi vefat etti. Rabbimiz sonsuz rahmet eylesin.

İsmail Ketenci hocamla ayrı bir muhabbet ve dostluğumuz hasıl oldu. Onun hocalarından birisi de Konya’mızın meşhur âlim, vâiz ve mürşid-i kâmillerinden Abdurrahman Öksüz hocam idi ki, o da babamın arkadaşı idi.

Hafız fabrikası

Küçük oğlum hafızlık çağına gelince onu İsmail Hocama götürdüm. Elhamdülillah onda hafız oldu. O ne kadar fedakâr, dünyevilikten uzak, kendini Kur’an hizmetine vermiş bir insandı ki gerçekten ender bulunan kimselerden idi. Bağdaş kurarak yere oturur, bir anda 3- 4 hafız dinlerdi. Çok kalabalık idi. O adeta bir hafız fabrikası idi.

Bu âciz de hafız hocalarına çok düşkün idim. Hafızlığı çok severdim. Görevimiz esnasında gittiğimiz kurslarda hafızlık yoksa, gündüzlü de olsa başlatmaya gayret ederdik. Şimdi bize de Rabbimiz hafızlık kursları yaparak açmayı nasip etti. Sonsuz hamd ve senalar olsun.

Bir kaç kişi de yardımcısı vardı. Vakti o kadar kıymetliydi ki yemeği sınıfa gelir, orada yerdi. Sadece namaza kalkardı. Bu haline defalarca şahid oldum. Sadece vazife bildiği Kur’an hizmetine odaklanmıştı, gözü başka bir şey görmüyordu. Varsa yoksa talebeleri ile ilgileniyordu. Ne kadar örnek bir tavır öyle değil mi?

Oğlu Lütfi hocamla da çok muhabbetimiz oldu. Her ikisi de o sıralarda Havzan Nuraniye Hafızlık Kursunda vazifede idiler. Lütfi hocam daha sonra Karaman müftüsü oldu. Halen Konya merkezde baş vaiz olarak görev yapıyor.. Cenab-ı Hak hayırlı ömürler versin.

Kısaca hayatı

İsmail Ketenci hocamın bir gazeteden iktibas ettiğim kısaca hayatı şöyle: 1933 yılında Konya’nın Seydişehir ilçesinin Nuzumla yeni ismi ile Yaylacık köyünde doğdu. Köyde Alidedeler diye bilinen aileden Alidedenin Ömer’in oğluydu. Küçük yaşta anne ve babasını ahirete yolcu etti. Köyde bulunan merhum Seyid Hocaefendi‘den Kur’an okumayı öğrendi. 1947 veya 1948 yılında Hatunsaray’da merhum Hacı Ahmet Hocaefendi‘de Kur’an eğitimine devam etti.

O yıllarda köyde ilkokul açılmadığı için ilkokula gidemedi. Yıllar sonra 1951 yılında Konya’da ilkokulu dışarıdan bitirdi. Çalmandalı (Ketenli) merhum Hafız Abdullah Hocaefendi‘de başladığı hafızlığını tamamlayamadan 1951 yılında Konya merkeze geldi. Merhum Avlıyalı Hacı Ahmet Efendi’nin delaleti ile bir mescitte hem görev yaptı hem de okudu. Bulgur Tekkesi Hafız Kursunda merhum Hakkı Özçimi Hocaefend’ide hıfzını tamamladı.

1953 yılında Hafızlığını bitirdikten sonra 15 Hafız ile birlikte; Hocaları Hakkı Efendi, yardımcıları Tekkeli Hüseyin Efendi ve Derbentli Mustafa Efendi ile birlikte, Hacıveyiszade Mustafa Kurucu Hazretleri merhum gözyaşları içerisinde Kapu Camiinde Hafızlık dualarını yapmış. O gün camidekiler çok müstesna duygu dolu bir gün yaşamış.

Tahsil hayatı

1952 yılında evlenen İsmail Ketenci Hoca’nın dört evladı oldu. İki ciğerparesi vefat etti. 1953 yılında İstanbul’a gitti. Damat İbrahim Paşa Camii’nde merhum Ömer Nasuhi Bilmen‘in tensipleri ile müezzin-kayyım olarak bir süre görev yaptı. Bu arada İstanbul’da merhum Hafız Hasan Akkuş Hocaefendi‘de Ta’lim okudu.

1954 yılında askere gitti. Önce Sarıkamış sonra Ardahan’da süvari olarak iki yılın sonunda askerliğini tamamladı. 3 yıl Konya Harmancık’ta, 3 yıl Göçü köyünde imam-hatiplik yaptı.1961 yılında Hacıfettah Camiinde göreve başladı. O zaman Konya Müftüsü Beyşehirli Ömer Tekin Hocaefendiydi.

Konya merkez vaizlerinden merhum Hacı Abdurrahman Öksüz Hocaefendi’den Arapça okudu.1968-1970 yıllarında iki kez Diyanet İşleri Başkanlığınca açılan hizmet içi eğitim kursunda, merhum Hafız Mahmut Saraçoğlu Hocaefendi’den Aşere okudu. 1965 yılından itibaren, Hacıfettah Camii’ndeki imam-hatiplik görevi ile birlikte Havzan Kur’an kursunda fahri Kur’an kursu ögreticisi olarak talebe okuttu. 1980 yılından itibaren sadece Hafız öğrencileri okuttu.

Sayısız talebe

Tam 31 sene altı ay Hacıfettah camiinde bilafasıla görev yaptı. Görev süresi içerisinde merhum Konya İl Müftüsü İsmet Karaokur Hocaefendi tarafından; Kapu Camii, Sultan Selim ve Şerafettin camiilerinden birisine tayini tensib buyuruldu ise de Hacıfettah Camii Cemaati tarafından Müftü Efendi ziyaret edilerek imam-hatiplerinden ayrılmak istemediklerini beyan ile görev yerinde ibka edildi.

Hem Cami görevi hem de kurs görevi birlikte, sağlığı için ağır gelmeye başlayınca istişareler neticesinde 1992 yılında Camideki görevinden emekli oldu. Bu tarihten itibaren hastalandığı 01.11. 2018 Perşembe gününe kadar Havzan Kur’an Kursunda Cumartesi günleri de dahil Hafız yetiştirmeye devam etti. Sadece hastalandığı 01.11. 2018 tarihinden -ki o gün de kurstan geldikten hemen sonra rahatsızlanmıştı- vefat tarihi olan 18.11.2018 tarihine kadar (sadece 17 gün) kursuna gidememiş oldu.

Camide ve Kur’an Kursunda okuttuğu öğrencilerin sayısı bilinmemekle birlikte, Hafızlığını ikmal ettirerek mezun ettiği talebe sayısı 1000’i geçmiştir. 18.11. 2018 Vilâdet-i Nebi gününde Dâr-ı Bekaya irtihal etmiş olup yaklaşık 32 yıl görev yaptığı Hacı Fettah Camii’nin bulunduğu kabristanda Caminin hemen kıble tarafında medfundur. Allah celle celaluh gani gani rahmet eylesin.

Cenaze günü

Konya Yenigün gazetesinde yer alan bilgiler burada bitti. Şimdi de oğlu Lütfi Hocamın lisanından babasını dinleyelim. Cenaze günü şunları söylemişti: “Bir ömür yanında kaldım. Benim Uhud dağım yürüdü. Hafızların Cebel-i Nûr’u yürüdü. İnşaallah bu mübarek Mevlid Kandili gecesinde, Kur’an âşığı babamı, Rasulullah aşkı ile yanan babamı, Allah rahmeti ile muamele buyursun. Rabbim geçmişlerimize rahmet etsin. O’nu Peygamberimiz sallellahu aleyhi ve sellem’in ağuşuna gönderiyoruz.”  

Dönemin Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Ekrem Keleş hoca da şöyle bir konuşma yapmıştı: “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir’ hadisini en iyi yaşayanlardan biri idi. Cenab-ı Hakk rahmeti ile muamele buyursun. İsmail Hocamız din hizmetinin, Kur’an hizmetinin nasıl verilmesi gerektiğini yaşayarak göstermiş, fedakarlığın, özverinin Kur’an’a hizmetteki hasbiliğin en güzel örneklerini sergilemiştir.

Hasbiliği hep müşahede ettik. Herhangi bir dünya beklentisi içerisine girmeden, bir menfaat ilişkisine girmeden, hasbî olarak Allah’ın kelâmını öğretmek, O’nun yolunda çalışmak bugün için ihtiyaç duyduğumuz önemli konulardan birisidir. Bütün din görevlisi kardeşlerimizin bu örnek şahsiyeti örnek alarak Kur’an’a hadim olmaları noktasında Cenab-ı Allah’ın yardımını niyaz ederim”

Hafız Ali Bitim Hoca ise Merhum İsmail Ketenci hoca hakkında düşüncelerini şu şekilde dile getirmişti: “1979-1980 yıllarında Havzan Nuraniye Kur’an Kursu’na gittiğimizde İsmail Hocamın elini öperek; ‘Haydi kuzum, haydi hafız olasıca, haydi iyilerden olasın’ duası ile Havzan Nuraniye Kur’an Kursu’nda Hocamız ile başladık eğitimimize. Hocam bizlerin hayatında önemli bir yere sahip.” (konyacami.com)

Böyle güzel anılmak ne güzel… Derler ki kardeşlerim mezarı kazan kişi bile bir gün o mezara gireceğini düşünmezmiş. Hepimizi bu son bekliyor. Ama imana ve Kur’an’a hizmet ederek ölebilmek büyük şeref. Yüzlerce cenazeye katılmışızdır ama Kur’an ehlinin cenazesi başka… Hele vefat eden bir hafız fabrikası hocaefendi oldu mu tabutu taşıyanlar da toprak atanlar da hafızlar, hocalar oluyor.

Rabbim Hafız İsmail Ketenci Hocamızı, Efendimiz sallellahu aleyhi ve sellem’e komşu eylesin. Kur’an-ı Kerim şefaatçisi olsun. Rabbim daha nice hafızlar yetiştirmeyi bu ümmete nasip eylesin. Amin.

Muzaffer Dereli/ İrfanDunyamiz.com

Gönül Dünyamız ↗

Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.

İrfan Mektebi ↗

Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.

Şunlara Gözat

Hacı Hasan Efendi ve davet anlayışı…

Merhum Hacı Hasan Efendi’yi, sürekli Yahyalı Sanayi Camii’nde, zaman zaman da Ulu Cami’de dinlerdim. İmam …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.