Ayaklarını yere vurman gerekebilir…

Cenab-ı Allah kainatı kendi iradesi ile bir sünnet üzere yarattı. Sebepler ile birbirine bağladı. Bulutsuz da yağmur gönderebilirdi ama bulutu sebep kıldı. Ateşi yakar, dünyayı döner kıldı. Peygamberleri ile doğrudan konuşabileceği halde melekleri aracı yaptı. Yürüyebilen, konuşan bir varlık olarak doğabileceğimiz halde aciz ve çaresiz dünyaya gönderdi.

Belirli bir yaştan sonra hiç yaşlanmayacak halde bırakabileceği halde ayet-i kerimenin de ifadesi ile ”Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?” (Yasin 68) buyurdu.

İnsanın ömrünü uzattıkça ona noksanlık ve hastalık verdi. Yaşlanmak, yaşlanırken güçten düşmek, bazen hasta bazen sıhhatli olmak Cenab-ı Allah’ın sünnetidir. Şifayı da sebeplere bağlaması, ilacı yaratması, tedaviyi de buldurması hep onun sünnetlerindendir.

Allah’ın kudreti

Allah’u zülcelal, kudret ve kuvvet sahibidir. ”O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “Ol!” der; o da hemen oluverir.” (Yasin 82) Ateş yakar, yer çeker, bıçak keser. Ancak dilerse ateşin Hazreti İbrahim aleyhis selam’ı yakmadığı gibi, o kızgın alevler soğuk ve selametli olur. (Bkz. Enbiya 69). Bu Allah celle celaluh için kolaydır.

Hazreti Zekeriya aleyhis selam kendisi ve karısı yaşlı olduğu, kemikleri zayıfladığı ve saçı-sakalı ağardığı halde iken Cenab-ı Allah’tan gizli bir dua ve niyaz ile kendisine mirasçı olacak birini istedi. Duasına icabet edildi ve ona hikmetli bir evlat bağışlandı. ”Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım.”(Meryem, 9) buyurdu.

Allah Teala için zor yoktur. Kudret O’nundur. Evlat verdiği yaşlıya dilerse sağlık da verir, sıhhat de verir, kas da verir eklem de verir. Hastalık verdiği kuluna şifasını da verir. Verdikçe verir. Bu da onun kudretidir. Şanı büyüktür. Kaideleri koyan kendisidir. Hesap sorulmayandır. Gücü sınanmayandır. İstemeyi bilene istediğini istediği şekilde bahşedendir. Dilerse sebeplerle verir dilerse sebepsiz verir. Dilerse de vermez.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı ali-erbas-prof-dr-kimdir-biyografi-twitter-x.png

Mülk O’nun Varlık O’nun

Mülk O’nun, varlık O’nun, hikmet O’nun, Kudret O’nundur. Dilerse de Hazreti Eyyub aleyhis selam’ın duasına karşılık verdiğindeki gibi şifasını suyla buldurur. “Ayağını yere vur (dedik), işte yıkanılacak ve içilecek serin bir su!” (Sad, 42) Dilerse ol der oldurur, sebep koymaz araya. “İstediğini yapan yalnız O’dur.” (Buruc 16)

Kimi kulunun ayağını yere vurdurdu, kimi kuluna dalından hurma indirdi, kimi kuluna da başka bir kulunu gönderdi. Sünnetullah, mahlukatın tabi olduğu kurallardır, amenna. Ama Kudretullah da bu kuralların sahibinin iradesinin tecellisi ile olduğu için o da sünnetullahtandır. O’nun vermesinin sınırı yoktur.

Kudretin ve kuvvetin Allah Zülcelal’de olduğunu unutup, neticenin sebeplerde olduğunu zannetmek en büyük gafletlerden biridir. Sebepleri de onların sonuçlarını da halk eden O’dur. Cansız, ruhsuz, canlı, sonlu varlıklara kuvvet atfetmek gaflet değilse de cehalettir.

Kudretin kimde olduğunu unutursa insan “Hastalığı ben yendim, kanseri ben alt ettim, şu otu yedim beni iyileştirdi, şu ilacı içtim daha hasta olmam, testlerim iyi yüz yıl yaşarım” zannına kapılıverir. Oysaki insan aciz. Gözle görülemeyecek kadar küçük bir mikrobun veya hücrenin kontrolsüz büyümesine güç yetiremeyecek kadar aciz.

Sebeplere tapmayın

Her türlü tedbiri alıp, her ilacı içip, her check-up programını yapıp, her türlü sağlık desteğini alıp 40’ında ölmek de var. Helal ve temiz dairede kalıp, bedenin hakkını verip, tevekkül edip 100 yıl yaşamak da var.
Sebeplere sarılmak var ama sebepleri haşa Allah’ın kudretiyle yarıştırmak yok. İnatlaşmak yok.

İşte bu Gayretullah’a dokunur. Haşa Allah ile pazarlık yapılmaz. Şeytanın hileleri çok. Zengini, güçlüyü, sağlıklıyı, uzun ömürlüyü gözünün önüne getirir, seni kudret-i ilahi ile yarıştırmaya çalışır. Fakiri, acizi, hastayı, zayıfı hatırlatmaz.

Sünnettullah gereği engebeli bir yolda sürüyor seyahatimiz. Kudretullah ile o engeller dümdüz olur, yol kolaylaşır, ömrümüze ömür katılır. Yeter ki kudretin ve kuvvetin kimden olduğunu bilelim. Dua edelim, teslim olalım, tevekkül edelim ama şifa için veya amacımıza ulaşmak için vesileler aramayı da ihmal etmeyelim.

Allah Teala dileseydi Hazreti Eyyub aleyhis selam’a herhangi bir yerden içtiği suyu da şifalı kılabilirdi. Dileseydi şifalı suyu o ayaklarını yere vurmadan da çıkarırdı. Fakat suyun çıkması için ondan ayaklarını yere vurmasını istedi. Demek ki insan kendine düşeni yapmalı, gerisini güç ve kudret sahibi Allah’a bırakmalıdır.

Prof. Dr. Mehmet Ağırman/ İrfanDunyamiz.com

İrfan Mektebi ↗

Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.

Gönül Dünyamız ↗

Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.

Şunlara Gözat

Hüküm illete göre mi ilkeye göre mi verilir?

Soru: Nasta karşılığı bulunan bir hüküm, külli istikra yöntemiyle vahyin bütününden çıkarıldığı iddia edilen; adalet, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.