Sobalı küçük evde yaşadı, iki cami yaptırdı

Görünmeyen bir kahramanın eseri Ashab-ı Kiram Camii.

Trabzon‘un Araklı ilçesi doğumlu Ali Osman Erbay.

Çocukluğunda medrese ilmi almış ve hafızlığını tamamlamış.

İlahiyat Fakültesi ön lisans programını bitirmiş fakat resmî bir görevi olmamış.

Müftülükten aldığı izinle Ramazan ve Cuma vaazları verdiği olmuş.

Gençlik yıllarında Avrupa’da işçi olarak çalışmış.

Türkiye’ye dönüş yaptığı zaman uzun yıllar müteahhitlik yapmış.

İstanbul Fatih ilçesinde dükkanları ve daireleri olmuş.

Nihayet yaş ilerlemeye başlayınca tüm kazancını manevi yatırıma çevirmiş.

Alibeyköy Yeşilpınar’da güzel bir cami yaptırmış.

İsraftan son derece kaçınan Osman Amca inşaatın neye ihtiyacı varsa anında yetecek kadar parayı vermiş.

Akşam evine gitmek istediğinde özel araçlar ile gitmeyi kabul etmemiş; “Siz bana belediye otobüs durağını gösterin” demiş.

İnşaatın bitmesine yakın Ali Osman Amca’ya bu caminin isminin ne olmasını düşünüyorsunuz dendiğinde; “Ashab-ı Kiram Camii olsun” demiş.

İsim soranları biraz şaşırtmış çünkü bu gibi hizmetleri yapanlar genelde kendi isimlerinin kullanılmasını isterler.

Şimdi okuyanları hayrete düşürecek şu cümlelere bakın:

Osman Amca hayat boyu 65 m2 sobalı mütevazi bir evde yaşamış.

İnşaatın kalıplarında kullanılan tahtaların kırık parçalarını sobasında yakarak kullanıyormuş.

2020’nin son günlerinde Corona hastalığına yakalanmış.

O güne kadar cami yaptırdığını bir tek evladı olan Ahmet’e bile söylememiş.

Hastalık ilerleyince vasiyetname yazmış, aynı isimde bir camiyi de Arnavutköy‘de yaptırdığını, kaba inşaatının bittiğini bildirmiş ve caminin bitirilmesini vasiyet etmiş.

06.03.2021 tarihinde sabah namazını Yeşilpınar Ashab-ı Kiram Camii‘nde kıldım.

İnanın ki anlımı secdeye koyduğumda sanki toprağın altındaki Osman Amca’nın birbirinden ayrılan kemiklerini görür gibi oldum.

Ashab-ı Kiram Camii

Alınteri ile zengin olmuş, İstanbul gibi bir şehirde dünyanın şatafatına aldanmadan küçücük ve sobalı bir evde hayat sürmüş, bilmem kaç milyon liralık eserleri meydana getirmiş…

Bu gibi yaptığı iyilikleri reklam yapmayan kahramanların kim bilir daha nice hizmetleri vardır.

Nice garipleri yetimleri yuva sahibi yaparak mutluluk duymuştur.

Saraylarda yaşasaydı, son model araçlar ile evine gitseydi, şöhret, şan sahibi olsaydı yine de beyaz beze saracaklardı. Markasız, modelsiz, plakasız tabuta koyacaklardı. Işıksız, ateşsiz, halısız, koltuksuz kabire yatıracaklardı, Şair ne güzel demiş;

Ömrümü hesap ettim yüze dayandı
Malımı hesap ettim beze dayandı

Kimileri eceli kadar,
Kimileri de eseri kadar yaşar.

Hayatım boyunca en çok imrendiğim kişiler bu gibi görünmeyen kahramanlar oldu.

Bu yazıyı okuyan kardeşlerim gereken dersi çıkarırken Osman Amca’nın ruhuna bir Fatiha okumayı da unutmayın.

Geylani Akan/ İrfanDunyamiz.com

Yayın Yönetmeni Notu: Bugün insanlık olarak egoizmin, bencilliğin, çıkarcılığın, menfaatçiliğin ve bizi insanlıktan uzaklaştıran her türlü kötü duyguların girdabından kendimizi kurtarmak istiyorsak, 65 metrekare sobalı evde yaşayıp iki cami yaptıran Ali Osman Amca, bir boyacı sandığı ile ailesini geçindiren İsmail Amca, koyunlarını sağıp sütünü hediye eden Kerime Yenge ve sözünde duran Marangoz Kara Mehmet gibi şahsiyetlerin güzel, samimi ve sade hayatlarını okumalı ve onlardan ilham almalıyız. Bizi yeniden diriltecek olan ruh bu ruhtur. İşte bu duygularla İrfanDunyamiz. com olarak güzel ve sade hayatları sizlerle buluşturma gayretindeyiz. Sizler de bu güzel içerikleri sevdiklerinizle paylaşabilir, iyiliklerin, faziletlerin, erdemlerin yayılmasına katkı sunabilirsiniz.

Hakkımda irfandunyamiz

Şunlara Gözat

Behlül Dânâ bir gün fırınları denetler

Behlül Dânâ bir gün Harun Reşid’den bir vazife ister. Harun Reşid de ona çarşı pazar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir