Yürüyüş ibadeti…

Yürüyüşü kafanızda yeniden kodlamanız ve bir de böyle düşünmeniz dileğiyle Prof. Dr. Cemal Abdullah Aydın hocamızın edebi üslubu ile yazmış olduğu yazıyla sizleri baş başa bırakıyoruz.

Hekimler yürümenin envai çeşit faydasından bahsediyor. Beden sağlığı için olduğu gibi düzgün bir psikoloji için de yürüyüş yapma tavsiye ediliyor. Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in bize öğrettiği hayatın bazı farzlarının ve sünnetlerinin bir parçasıdır yürümek.

Her gün beş vakit camiye yürürken, her adımda bir sevap yazılması ve bir günahın silinmesi, her gidiş gelişte cennette bir yer hazırlanması, fazla adım atmanın daha fazla ecir vesilesi olması yürümeyi ibadet kılmıyor mu?

Ya tavaf? Sanki dünyada yaşadığımız hayatın küçük bir sureti. Mütemadiyen akan herc-ü merc ile dolu hayatımız tavafta temessül ediyor. Umreye yahut hacca gidenler iyi bilir. Kabe-i muazzama etrafında tavafın adeta büyüleyici bir sürekliliği vardır. 

İnsanlardan oluşan bir hale, sakin bir tempoda akar gibi dönüp durur Kâbe’nin çevresinde. Bazen kendinizi devr-i daim dönen bir suya kapılmış hissedersiniz. Adeta sürüklenirsiniz. Zira sağınızda solunuzda önünüzde arkanızda herkes akıntıya göre yürür.

O sakin seyir halinde zaman zaman, usulca dışa doğru yönelerek dönenleri görürsünüz. Tavafı bitirmeye yaklaşanlar yahut bitirenler artık halkanın dışına doğru çıkmaya başlarlar. Ama etrafınızda akıp gidenlere kıyasla tek tük oldukları için sadece bir kaç saniye dikkatinizi çeker. Tıpkı yeni katılanları bir iki saniye fark ettiğiniz gibi.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı ali-erbas-prof-dr-kimdir-biyografi-twitter-x.png

Sonra dikkatiniz tekrar kalabalığa yoğunlaşır ve önünüze bakarak yürümeye devam edersiniz.
Hayat da böyle değil midir? Vefat edenler hayatın akışı içinde tek tük, adeta sessizce çekilip dünya turunu tamamlarken bir süre zihninizi, gönlünüzü meşgul eder. Sonra kendinizi sağ kalanların kalabalığı içinde, hayatın akışına bırakırsınız. Bir gün ayrılacağınızı bilerek.

Ardından gelen sa’y. Bir şefkat yürüyüşü. Zira Safa Merve arası Hazreti Hacer’in bebeği için gidip gelmesi hatta koşturması. Bir Safa’ya çıkar bir Merve’ye. Her ikisinin tepesinden etrafa bakarak su aradığı rivayet edilir. Onun bu şefkat yürüyüşünün hediyesi zemzem hala Müslümanlar için muazzam bir bereket kaynağı…

Allah Teala hac ve umre ibadeti yapan herkese bu yürüyüşü farz kılmış, böylece Hacer annemizin o mekik dokuyuşunu Müslümanların hafızasına adeta nakşetmiştir. Binlerce senedir mü’minler o mübarek annenin yolunu adımlıyor.

Hac’da tavaf ve sa’ye ilaveten Arafat’a, sonra müzedelifeye ardından Mina’ya, sonra tekrar Kâbe i muazzamaya yürüyüş…

Fatiha suresinde hakkı bulmak ve hak üzere sebat etmek yol istiâresiyle “sırat-ı müstakim” beyanıyla anlatılır. “Bize doğru yolu göster ya Rabbi” diye yakarırız ya Mevlâmıza. Çünkü doğru yolda yürüdükçe gayeye vasıl oluruz.

Allah’ım bize hep senin yolunda, hidayetin istikametinde yürümeyi nasib eyle. Âmin.

Prof. Dr. Cemal Abdullah Aydın/ İrfanDunyamiz.com

İrfan Mektebi ↗

Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.

Gönül Dünyamız ↗

Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.

Şunlara Gözat

Ayaklarını yere vurman gerekebilir…

Cenab-ı Allah kainatı kendi iradesi ile bir sünnet üzere yarattı. Sebepler ile birbirine bağladı. Bulutsuz …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.