Çanakkale neyse Gazze odur…

Çanakkale bizim için ne ise, Gazze de Filistin için odur. Gazze, sadece Filistin için değil; Kudüs için bir hattı müdafaadır. Gazze düşerse Kudüs’ün ve İsra Suresin’nin ilk ayetinde mübarek kılındığı açıklanan Mescid-i Aksa’nın durumu çok daha fazla tehlikeye girecektir.

Yaklaşık son beş haftadır 12.000’den fazla şehit veren ve binlerce yaralısı olan Gazze, zalimler tarafından dünyanın gözünün önünde kurban edilmektedir. Bizi Çanakkale’de yalnız bırakmayan Gazze’yi biz de bugün yalnız bırakmamalıyız.

Maalesef İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği ve diğer ülkeler Gazzelilere sırt dönmüştür. Gazze’ye yardım etmek isteyen bazı ülkeler, Türkiye dahil olmak üzere uluslararası engellere takılmakta ve geç kalınmaktadır. Her geçen gün Gazzeli kardeşlerimizin durumu daha da kötüleşmektedir.

Bütün Müslümanların ve vicdan sahiplerinin sorumluluğu şudur: Gazzelilerin/ Filistinlilerin insan gücüne ihtiyaçları yoktur. Yapılacak tek şey; Gazzeli yaralıların yaralarını sarmak, açları doyurmak, halkı ve mücahitleri silahlandırmak için canla başla infak yapmaktır.

Yardım derneklerinin prosedürlerine takılmayalım. Malımızın izin verdiği kadar (bütün şartlarımızı zorlayarak) her türlü infak, zamanı gelmiş gelmemiş zekat dahi, zamanı gelmiş gelmemiş fitre sadakası dahi, bütçede bekleyen yardım/ zekat fonları her ne varsa vermek gerekir.

Bu günlerde yardım yapmayan, üzerindeki zekatı/ fitreyi çıkarmayan, vermeyen herkes günahtadır. Herkes bir şekilde Çanakkale’de Pakistanlı, Hintli, Gazzeli, Halepli Müslümanların yaptığı gibi, takısından, kuzusundan, tavuk ve yumurtasından feragat ettiği gibi, güvenli eller aracılığı ile cihad sahasına, mücahitlere, yaralı halka, aç bebeklere yardım ulaştırmak zorundadır.

Mücahit halka silah, aç insanlara yemek, yaralılara ilaç, zulme karşı direnen insanlara umut olmak için, Allah rızası için infak, zekat, fitre, yardım ne gerekiyorsa yapalım ve bunu yapmak farzdır, ihmal etmek ise haramdır

İki şey verebilecek bir kişinin ya da bir kurumun sadece bir şey vermesi o kişiyi sorumluluktan kurtarmaz. Beş verebilen dört veremez. Üç adım atabilenin iki adım atması haramdır.

Çok gerekli olmasına rağmen sadece boykot yetmez, sadece protesto yetmez, sadece konuşmak yetmez. Her mücadelenin, tepkinin ve direnişin bir parçası olmak farzdır. En büyük farz ise halka, dolayısıyla mücahitlere silah, ilaç, erzak vs ulaştırmak için uğraşmaktır.

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (zalimlere de) teslim etmez. Kim din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümanın bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın (kusurunu) örterse Allah da kıyamet günü onu örter.” (Müslim, Birr, 58; Tirmizî, Hudud 3)

Allah’ım ben yazdım, duyurdum ve söyledim. Söylediklerimi uyguladım ve uygulamaya da devam ediyorum. Sen şahit ol Ya Rab! Ben zulümden, zalimlerden beriyim. Fırsatım olsa oradaki mazlumları, mücahitleri yalnız bırakmayacağım. Ve yine fırsatım olsa Çanakkale’de onbeşlilerin/ tıbbiyelilerin/ ilim talebelerinin yaptığı gibi cepheye/ Gazze’ye gitmeye hazırım.

Bu bir cihaddır. Sonu ise ya zafer ya da şehadettir.

Recep Songül/ İrfanDunyamiz.com

İrfan Mektebi ↗

Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.

Gönül Dünyamız ↗

Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.

Şunlara Gözat

Konya günlerim böyle başladı…

Konya’nın meşhur hafızlarından Hayra Hizmet Vakfı kurucusu merhum Hasan Hüseyin Varol hocamızın hatıralarını rahmete ve …

Bir yorum

  1. Lokman Çiftçi

    Bu hengamede bu hizmetleri sabote edip Müslümanların güven duygularını bitirmek için yapılan ihanetlere MUHAKKAK ENGEL OLMAK GEREKİR .
    Çok organize bir takip çalışması yapılmalı.
    Allah yaar ve yardımcımız olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.