Ramazanla yepyeni bir dünya kurulur

Ramazan”, “ramda” mastarından “yanmak” manasına gelir. Yani kızgın yerde yalın ayak yürümekle yanmak demektir. Bu aya “Ramazan” denmesinin bir sebebi de bu ayın günahları yakmasıdır. Bu ayda açlık, susuzluk hararetinden ıstırap çekilir. Veyahut oruç hararetinden günahlar yakılır. (Bkz. Elmalılı Tefsiri)

Bütün çağları aşan, çağlar üstü mutlak nizam İslam, Ramazan’la kendi insanını olgunlaştırır, arındırır ve mükemmelleştirir. Zira, “İnsan olduğu için İslam oldu ve İslam olduğu için insan vardır.” İslam ve insan birbirinden kopmaz iki unsur… Et ve tırnak gibi, su ve toprak gibi, ruh ve beden gibi. Canlı varlıkların suya ve havaya- oksijene ihtiyacı neyse, İnsanlığın fıtrat dini İslam’a ihtiyacı da odur. İslamsız bir hayat, yaşanmamış bir hayattır.

Ruhun orucu

Ramazan ayı boyunca, sahur ve iftar arası zaman dilimi içerisinde her türlü yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden azade bir hayat inşa edilir. Aynı zamanda bütün organlarımız da bu sürece katılır. Örneğin; harama bakmama noktasında gözlerimize, haramları dinlememe noktasında kulaklarımıza, olumsuz duygu ve düşüncelerden arınma bakımından kalbimize, bütün manevi değerleri ve duyguları doyasıya yaşayan ruhumuza oruç tutturulur.

Böyle bir oruçla arınan insan, insan-i Kamil mertebesine ulaşarak adeta melek haline gelmiş olur. Üstad Bediüzzaman’ın da dediği gibi; “Ramazan-ı şerif; bu fâni dünyada, fâni ömür içinde ve kısa bir hayatta bâki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bâkiyeyi tazammun eder, kazandırır.” (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup) Bu şuurla yaşanan böyle bereketli bir hayatın tadı- hazzı ve lezzeti farklı olur. Bu hal anlatılmaz, ancak yaşanır. Bu sürecin sonunda ödül olarak Ramazan Bayramı ikram edilir.

Ramazan bizlere bir bilinç aşılar. Bu bilinç; doğruluk, onur, vakar, sabır, edep-iffet, tevazu, hilm, cömertlik ve cesaret gibi yüce vasıfları bizlere kazandırır. Bu vasıflarla “iyi insan” yetiştirme hedeflenir. İyiler her zaman azdır. Örneğin; iyi sular (kaynak suları), okyanus ve deniz sularıyla mukayese edildiğinde, azınlığı teşkil eder. İyi arılar (bal arıları), arılar âlemi içinde azınlığı oluşturur. Madenler içerisinde; altın, elmas azınlığı teşkil eder. Bu örnekler çoğaltılabilir.

İyileri çoğaltmak

İnsanlık âlemi içerisinde “iyi insanlar” azınlığı teşkil eder. Yani; onurlu, şahsiyetli, adil, cömert, mütevazı, Ben Merkezci değil, Biz Merkezci ve evrensel düşünen, kendini aşmış nitelikli insanlar da azdır. Ancak bu az olan iyi insanları, İslami değerlerle çoğaltmak mümkündür. Zira, “İslami değerler, insanlığın değişmez değerleridir.”

İnsan dışındaki diğer varlıklardaki iyileri çoğaltmak mümkün değildir. Zira bal arısını, karasinek yapmak ya da karasineği balarısı yapmak, elmas ya da altını kömür yapmak ya da tersini icra etmek eşyanın tabiatına aykırıdır. İyi insan yetiştirmek ve çoğaltmak biz insanların gayretine, çabasına bağlıdır. Her insan özünde iyidir. Çünkü, özünde, yaratanın varlık âlemine yansıyan özelliği vardır. Her insanda, Peygamberi öldürmeye giderken, kendini keşfeden bir Hazreti Ömer vardır. Sezai Karakoç der ki: “İslam’ı öyle diri ve canlı yaşa ki, seni öldürmeye gelen, sende dirilsin.”

Mikro evren demek olan insanın fıtratı doğrultusunda yetişmesi, iyi insan olması, mutlu olması, meşru çerçevede hayatından zevk alması, haz alması ve tat alması için, sahip olduğu tüm organların ihtiyaçları doğrultusunda inşa olması gerekmektedir.

Yeniden inşa

Nasıl ki midemiz acıktığında ya da susadığında, ihtiyaç duyduğu gıdayı ya da suyu verdiğimiz zaman midemiz; ikna, inşa ve ihya oluyorsa, diğer organlarımızın da ihtiyaç duyduğu gıdayı verdiğimizde aynı durum söz konusu olur. Örneğin potansiyel bir cevher olan aklımızın gıdası ilim, bedenimizin başkenti hükmünde olan kalbimizin gıdası iman ve irfan, ruhumuzun gıdası ise manevi değerlerdir.

Nasıl ki yeme ve içme midemizi ikna-inşa ve ihya ediyorsa, ayni şekilde ilim aklımızı, iman ve irfan kalbimizi ve manevi değerler de ruhumuzu hem ikna eder, hem inşa eder, hem de ihya eder. Bu ikna-inşa ve ihya süreci, hayatımıza katma değer katar. Akif’in deyimiyle, “İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür! İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.”

İslam Medeniyetinin tasavvurunu, kültür kodlarını, kök değerlerini, algısını ve düşüncesini özümsemiş İslam Milletinin çocukları olarak; medeniyet, varlık ve evren tasavvuru olan, insanlık tarihinde sağlam ve derin kökleri olan, sahip olduğu potansiyel, bilgi birikimi ve “açık ufuk perspektifiyle”, dünya insanlığına söyleyecek sözü olan, kökü ezelde ve dalı ebette mutlak nizam İslam’ın müntesipleri olarak Ramazan’ın ruhi bir dirilme iklimi olduğunun idraki içindeyiz.

Ramazan ayının ve nihayetindeki Ramazan Bayramının, bölgemize, ülkemize ve İslam dünyasına huzur ve barış getirmesini, İslam dünyasının ve bütün bir insanlığın uyanışına ve dirilişine vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.

Rabbim! Bizleri sıratı müstakim üzere kıl. Bizlere izzetli bir duruş nasip eyle. Gazze’deki Filistinli kardeşlerimize yardım et. Onlara güç ver, kuvvet ver. Onları muzaffer kıl. Rabbim! Kahhar sıfatınla siyonistleri ve onların destekçilerini kahr et.

Prof. Dr. Şemsettin Dursun/ İrfanDunyamiz.com

İrfan Mektebi ↗

Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.

Gönül Dünyamız ↗

Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.

Şunlara Gözat

Uçak kazası ve annemin rüyası…

Ülkemizin önemli ilim adamlarından Prof. Dr. Yücel Oğurlu Hoca hayatında hiçbir zaman unutamadığı, yıllar önce …

2 Yorumlar

  1. Şemsettin Hocam; Ramazan orucu ve iyi insan olmak üzerine yazmış olduğunuz makale çok güzel olmuş. Bu güzel makalenizden dolayı sizi tebrik ederim. Ellerinize ve emeğinize sağlık diliyorum. Allah razı olsun.

  2. İyi olan azliğa, azinliğa talip olmak … yani herkesin gittiği değil gitmediği doğru yoldan gidebilmek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.