Kudüs sloganla kurtulabilir mi?

Bildiğiniz gibi İsrail denen terör örgütü geçtiğimiz hafta Gazze’de hastaneyi vurdu. 500’den fazla masum insan hiçbir suçu yokken katledildi. Arkadaşlarla telefonlaştık, şehrin meydanında buluşup protesto edelim birkaç Müslüman da bize katılır belki diye düşündük. Oraya vardığımızda gördük ki yüzlerce dertli gönül çoktan başlamışlar zaten sloganlar atmaya.

Bu plansız buluşmadan daha fazla dostun haberi olsun diye sosyal medya hesaplarımızda ‘’Hükümet meydanındayız, siz de bu zulme sessiz kalmayın’’ diye paylaştık. Her yerde karşımıza çıkan, umut katili kan emici tipler durur mu hiç… Gelen yorum/ mesajlardan bazılarını aktarıyorum:

Gelen mesajlar

‘’N’oldu şimdi? Siz bağırdığınız diye İsrail vaz mı geçti bombalamaktan?’’, “Bu işler slogan atmakla olmaz. Cesaretiniz varsa gidin cihad edin’’, ‘’Hah tamam… Şimdi Kudüs kurtuldu siz protesto edince!’’

Avrupa’da insanların meydanlara çıkmasına izin verilmiyor. Çıkanlar tutuklanıyor, tartaklanıyor. Geçen yıllarda sarı yeleklilerin Fransa’da neler yaptığını gördük hepimiz. Ya da 15 Temmuz’da sokaklara çıkıp bağırınca bir şeylerin değiştiğini millet olarak müşahede ettik. Demek ki oluyor…

Kimseyi zorla sokaklara çağırdığımız yok, kimsenin eline silah verip savaşa sürüklediğimiz yok, kimseye kendi fikirlerimizi empoze etmeye çalıştığımız yok… Fakat bizim bir derdimiz var.

Gayemiz

Gayemiz; yarın huzur-u mahşerde Rabbim bu zulmün hesabını bize (Müslümanlara) sorduğunda ‘’Ya Rabbi elimden bir şey gelmedi aciz kaldım ama dilimle öfkemi kustum, buğz ettim, televizyon karşısında oturup kafası bedeninden ayrılmış bebek görüntülerini izlemeye, âh vâh demeye vicdanım da el vermedi, imanım da…’’ diyebilmek…

İşte bunun için geceyi diğer müminlerle geçirdik. Tarafımız belli olsun, bu zulme razı değiliz diye sosyal medyada paylaşımlar yapıyoruz. “Bir paylaşım yapmakla olmaz!” diyorlar. Tik Tok Filistin’i destekleyen 700 binden fazla videoyu sildiğini söyledi. Avrupa Birliği’nin baş dijital yetkilisi Thiery Breton bütün sosyal medya platformlarına 24 saat süre verdi, Filistin haberlerine daha sıkı tedbir almaları için.

Onlar bu paylaşımlardan bu kadar korkup engellemeye çalışırken içimizdeki İrlandalılara ne oluyor da bize tepki gösteriyorlar? Demek ki bir işe yarıyor!

Boykot çağrısı

İsrail ya da Amerika’nın ürettiği malları almayalım, boykot edelim diyoruz. ‘’Onların da size çok ihtiyacı vardı sanki almasanız da bir şey değişmez” diyorlar. Bir haftadır boykot ediyoruz diye tüm marketlerde indirim üstüne indirim başladı. Yüz liralık ürüne elli lira yazmışlar alalım diye. Demek ki devletin yaptırımından bağımsız kendi çapımızda bir boykot bile onları en azından rahatsız ediyor… 

“Oradaki acıyı nasıl hafifletiriz, bir yarayı sarabilir miyiz acaba” derdiyle dertlenen binlerce Müslüman kermesler düzenliyor. Kermesten elde edilen geliri Kudüs’e bağışlarız diye hâlisane bir niyetle emek veriyorlar. Kimi elişi, kimi kek börek, kimi sanatını satıyor… Biri de kalkıp diyor ki; “Oradan gelecek üç kuruşla mı kurtaracaksınız Filistin’i”  Oysa üç kuruşların birleşince nasıl demir yumruğa dönüştüğünü felaketlerde gördük. Bunu en iyi bilen bizler değil miyiz? Demek ki o da işe yarıyor!

Ne yaparsak yapalım bu gayretlerimizi sizin nezdinizde makul bir zemine oturtamıyoruz. Mutlaka bir kulp takıyor, mutlaka bir bahane buluyorsunuz. Karnı ağrımayanlar karnından konuşmayı bıraksa olacak belki.

Olmayan ne?

Olmayan ne biliyor musunuz? Sizin insanlığınız… Öğrenilmiş çaresizliğiniz… Enerji emiciliğiniz. Çocuklara acımayan o kalbiniz… Sahi hiç mi yüreğiniz dağlanmadı annesinin cansız bedeni ile ne yapacağını bilemeyen o çocuğun halini görünce? Yoksa siz de mi “Ama onlar da toprak satmışlar…” diye kandırıyorsunuz vicdanlarınızı?

Hadi Kudüs’ün mukaddesatını, Müslümanlar için ne denli mühim olduğunu, ayetlere ve hadislere konu olan tarafını önemsemiyorsunuz. Sizin için sadece toprak parçası diyelim… 4 günlük bebeğini kundakta kanlar içinde gören anneye de gülerek mi baktınız?

‘‘Hocam bunlara biz de üzülüyoruz da konuşmakla olmaz!’’

Biz bu hayatı oldurmaya çalışmaya iman etmedik ki. Varsın olmasın. Biz sadece geçip gitmeye, giderken de hoş bir sada bırakabilmeye iman ettik. Siyasetçilerin sık kullandığı Selahattin Eyyubi’ye ait bir ifade vardır malumunuz; ‘’Seferle emrolunduk, zaferle değil. Gayret kuldan, Tevfik Hak’tan’’  Evet, bugün sefer; sosyal medyada paylaşım yapmak, bugün sefer; karınca kararınca oraya nakdî yardım göndermek, bugün sefer; dualar etmek… Zafer mi? Onu Allah bilir.

Yazık size

Neredeyse; ‘’Hak etti ama bu Filistinliler’’ diyenler var… Size sefer vacip değil. Bu soykırımı siyasi olarak irdelemeye, ırklarından dolayı bu musibeti onlara müstahak görmeye devam edin. Bencil yürekleriniz orman yangınına üzüldüğü kadar babasız kalan masumlara da üzülmüyorsa dizi izleyip tweet atmak en iyi eylem sizin için. Arabanın vurup kaçtığı bir köpeğe elli tane paylaşım yapıp İsrail’e tek kelime edemiyorsan ümmetin sana ihtiyacı yok zaten.

Bizim slogan atacaklara da, yazanlara da, konuşanlara da, elini yumruk yapacaklara da, elini cebine atacaklara da, vaaz yapacaklara da, ellerini kaldırıp dua dua yalvaracaklara da, boykot için en sevdiği içecekten vazgeçeceklere de, salavat zincirlerine de, hatimlere de, beddua beddua içine doğru susanlara da çok ihtiyacımız var.

Ama’sız fakatsız lâkinsiz…

Güzel yüreklere ihtiyacımız var.

Ama lütfen siz artık susun!

İsmail Gök/ İrfanDunyamiz.com

İrfan Mektebi ↗

Sevdirici, müjdeleyici üslupla yazılmış hayata dair yazılar okumak için tıklayın.

Gönül Dünyamız ↗

Gönül insanlarına dair bam telinize dokunacak yazılar okumak için tıklayın.

Şunlara Gözat

Dinlerini tahrif edenler…

Kur’an-ı Kerim dindeki tahrifat süreçlerinden bahsederken Ehl-i Kitab’tan örnekler vererek Müslümanları bu konuda uyarır. Yüce …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.