Çocuğa ne verdin ki ondan ne bekliyorsun?

Evlenmeden önce eğitim şarttır; çünkü nasıl ki ehliyetsiz şoföre otomobil teslim ettiğinizde sonuç hüsran oluyorsa, ehliyetsiz insanların elinde büyüyen çocuklar da mutlaka perişan olur. Zamanımızın en büyük problemi, evlatlarımızla ilgili konularda karşımıza çıkıyor. Hangi anne ve baba ile konuşsanız çoğunun evlatlarından dert yandığını göreceksiniz.

Açık açık ifade edeyim ki, çocuğa ne verdiniz ki ondan ne bekliyorsunuz? Evladınızdan yakınmaya, dert yanmaya hakkınız var mı, eğer onunla vaktinde ilgilenmemişseniz… Çocuğunla oturup iki kelam sohbet etmemişsin, hep başka şeyleri ön plana çıkarmışsın, ondan sonra benim çocuğum asi oldu, benim çocuğum söz dinlemiyor diyorsun.

Çocuk ilgi ister

Çocuk annesinden süt, sevgi ve tebessüm beklerken, babadan da ilgi-alaka bekler. Bugünün şartlarında daha çok para kazanma derdi olan baba çocuğa nasıl zaman ayıracak? Sessiz duran çocuğa iyi, yaramaz çocuğa kötü deniliyor, ne garip değil mi? Çocuk delidir, doludur; asıl sessiz duran çocukta problem vardır.

Okulda başarılı olamadığı dersler için dershaneye gönderilen çocukların zamanları israf edilmiş olur; hâlbuki çocuk hangi derslerde başarılı ise daha çok başarılı olsun diye o dersler için dershaneye gönderilmelidir. Sevmediği dersle sürekli çocuğu muhatap ederseniz, kaş yapayım derken göz çıkartırsınız. Bırakın çocuk başarılı olmanın tadını alacağı dersi yapsın. Bir sefer kendine güveni gelince diğer dersi de halleder.

Çocuklara herhangi bir mesleği de dikta etmemeliyiz. Çocuklar hangi mesleğe yatkın iseler onu kendileri tercih etmelidir, yoksa kişinin sevmediği bir meslekte çalışması ömür boyu mahkûm olması gibidir. Bununla ilgili çok hikâyeler dinlemişimdir. Anam babam beni bu mesleğe zorladı diyen insanlardan verim alınamamaktadır.

Kitapçıya gidin

Bu konular gibi daha neler var neler… Hemen en yakın kitapçıya gidin, orada size tavsiye edilecek kitapları alın, gece gündüz demeden zaman kaybetmeden okumaya başlayın. Bizim gibi, çocukları kendi boyunu geçmiş, treni kaçırmış olanlar da söylemek istedikleri şeyleri açıkça evlatlarına anlatarak onlara yol göstersinler. Bizim evlendiğimiz dönemlerde ne böyle kitaplar vardı ne de böyle yol gösterenler…

Allah şahit biz sancı çekiyoruz. İçimizde bir yara var ve yarınki hesaptan korkuyoruz; onun için de kim davet etse oraya koşuyoruz. Bazen düğünlerde- derneklerde elimize mikrofon veriyorlar, biz o an “Oradaki gençlere ne anlatmalıyız?” diye kıvranırken, başka birisi geliyor ve “Kısa kes de gidelim” diyor. Nereye gideceksin ki ya kahvehaneye ya da televizyon başına… Tabi o ortamları konferans salonuna çevirmemek gerektiğini de belirtelim. Elimizden geldiğince az ve öz, anahtar misali bir şeyler anlatmalıyız.

Anneler-babalar lütfen okuyun, yaşayın. Anlatmak için değil, yaşamak için okuyun ve Yaratan’a çok yalvarın ki yolunuz daha kolay olsun… Unutmayın; çocuk gönül meyvesidir; eğitirsen gül gibi kokar, eğitmezsen diken gibi batar.

İnsan yetiştirmek

Bütün anne-babalar evlatlarını iyi yetiştirmek ister. Bunun için her şeyden önce “İnsan yetiştirmek ne demektir?” bu konu hakkında konuşmak ve tartışmak lazım. Kimine göre iş sahibi olan, evini iyi geçindiren insan yetiştirmiş sayılıyor. Yine kimilerine göre diploma sahibi olan, bir makamda idareci olan, emrinde insanlar çalıştıran yetişmiş insan olarak görülüyor. Kimilerine göre ise hafız olan, ilahiyatı veya herhangi bir fakülteyi bitiren, sonunda da evini arabasını alan yetişmiş insan sayılıyor.

Bu tür misalleri çoğaltabiliriz. Fakat Örneğimiz ve Önderimizin insan yetiştirme sanatına baktığımız zaman, onun projesi ile bizimkinin çok farklı olduğunu görmekteyiz. O yüce Nebi 17 yaşındaki Hazreti Ali radıyellahu anh’ı nasıl yetiştirmiş ki o, müşriklerin saldıracaklarını bildiği halde hicret ettiği zaman Resul’ün yatağına yatmış.

Hazreti Usame radıyellahu anh 17 yaşında iken 61 yaşında olan Hazreti Ebubekir radıyelalhu anh ve onun gibi sahabelere komutanlık yapmış. Yiğit bir sahabi olan Hazreti Zeyd radıyellahu anh 21 yaşında iken Peygamber Efendimiz sallellahu aleyhi ve sellem’in kâtibi olduğu gibi, ilerlemiş yaşına rağmen Hazreti Selman radıyellahu anh da Hendek Savaşı’nda proje üretmiş, taktik vermiş. Bugünün insanı genç yaşta emekliliğini hesap ederken, 90 yaşına ulaşmış olmasına rağmen cihad peşinde koşan Hazreti Eyyüb El Ensari radıyellahu anh acaba hangi eğitimden geçmişti diye düşünmemiz gerekmez mi?

Çocuğu takdir et

Her anne-baba çocuğunu mutlaka iyi niyetli olarak yetiştirir, fakat ehliyetsiz iyi niyet bir işe yaramaz. Nice hafızlar hocalar gördüm, bir topluluk huzurunda üç kelimeyi konuşurken terler içerisinde kalıyorlardı. Onları iyi yetiştirdiğini zanneden ehliyetsiz anne baba ve öğreticiler, bilgi yüklerken farkında olmadan onların manevi güçlerini yok ediyorlar da bundan haberleri bile olmuyor.

Aklıma ilginç bir hatıram geldi. Bir seferinde Avrupa’da bir programdaydım. Sunuculuk yapan arkadaşın bazen dili sürçüyordu. Programın sonunda onun hamamdan çıkmış gibi terlediğini gördüm. “Bu halin nedir?” diye sorduğumda, “Aman hocam buna da şükür, iki yıl öncesine kadar toplum karşısında bir cümle bile konuşamıyordum” dedi. “Hayatını biraz anlatır mısın, nasıl okudun, nerede eğitim aldın?” dedim, şunları söyledi:

“O günleri hatırlamak bile istemiyorum, Hocamızın tavırlarını hatırlamak bile beni korkutuyor. Çok ilkel şartlarda eğitim gördük. Bütün eğitimim boyunca Hocamın bana bir kere aferin dediği oldu, o da şöyle gerçekleşti. Akşam namazı için ezan okumuştum. Hocamız camiden içeri girdiğinde sert bir eda ile ‘Ezanı okuyan kimdi?’ diye sormuştu. ‘Eyvah yine fırça yiyeceğiz!’ diye düşünürken korkarak ayağa kalktım; ‘Hocam ezanı ben okudum’ dedim. Hocamız kaşlarını çatmış bir halde: ‘Aferin güzel okudun’ deyince, kendi kendime ‘Oh be, bir defa da olsa aferin aldık’ dedim.”

Düşünebiliyor musunuz kardeşlerim bir defa hocasından takdir görmeden yetişen çocuklar var. O çocuklar nasıl kimlik ve kişilik kazanacaklar? Musab bin Umeyrler’in, Esat bin Zürareler’in, Selahattin Eyyübiler’in, Fatihler’in babası veya annesi olmak isteyenler çocuklarının eğiticilerini ve hocalarını iyi araştırmalıdır. İnsanlar yaşadığı çağa göre değil, çağlar üstü davaya göre yetiştirilmelidirler. Şu gerçeği de unutmamak gerekiyor: “Eğitimin ücretinden kaçanlar, cehaletin külfetine razı olurlar.” Ehli olanlar şöyle demişler: “Eğitimde üç ayak vardır: Hocanın nefesi, çocuğun hevesi, babanın kesesi.”  İnsan yetiştirmek kolay iş değil, Allah yardımcımız olsun.

Geylani Akan/ İrfanDunyamiz.com

Çocuk Eğitimi ↗

Çocuk eğitimini batılı pedagojiyi esas almadan işleyen yazılar okumak için tıklayın.

Aile Okulu ↗

Mutlu evlilik ve huzurlu aile konusunu ele alan seçme yazılar okumak için tıklayın.

Şunlara Gözat

Bu da size düğün hediyem olsun…

Allah’ın affetmeyeceği tek günah şirkten sonra kul hakkıdır. Kul hakkı yiyen insan o kulla helalleşmediği …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.